YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK


“…yalnız yaşı olmayan ve dünyalarını kendi içlerinde taşıyan insanlara dayanabildiğimi görüyorum.” Tezer Özlü

Geçen gün Sakin’den iki tane mesaj geldi:

“Aşkı bulan Tezer Özlü

Bron/Broen izle; beğeneceksin.”

Tezer Özlü; “1 Kadın 3 Şair” adlı yazımın sonunda sorduğum sorunun cevabıymış. Yani Tezer Özlü aşkın ne olduğunu biliyor demek istemiş. İyi de Tezer Özlü hayatı boyunca psikolojik sorunlar yaşamış ve genç yaşta ölmüş. Hangi ara aşkı yaşayabildi? Sakin’i arayıp Tezer Özlü’nün aşkı bulduğunu nereden bildiğini sordum. Konuşmanın sonunda Sakin’in  nasıl olduysa Tomris Uyar yerine Tezer Özlü yazdığı ortaya çıktı. Yani aşkı bulan Tomris Uyar. Bu önemsiz diyaloğu neden mi yazdım? Edebiyat dünyamızın değerli kadın yazarlarından Tezer Özlü’yü bir şekilde anmak için. “Yaşamın Ucuna Yolculuk” adlı kitabını da okumanızı tavsiye ederim.

Bron/Broen adlı diziyi izlemeye başladım. Şu anda üçüncü sezondayım. İsviçre ve Danimarka’da geçiyor. Ana karakter olan Saga bir polis ve cinayetleri çözmekte çok başarılı. Dizide ilginç olan iki nokta var: birincisi cinayetlerin sebepleri… Genellikle çevrecilik, hayvan hakları, çocuk işçileri korumak adına işleniyor cinayetler. Daha doğrusu böyle gerekçelendiriliyor. Temel sebep ise insanın doğası; intikam duygusu ve hatta duyarsızlığı… Cinayetleri kimin, nasıl işlediğini tahmin etmek çok kolay değil. Dizinin sağlam bir kurgusu var. İlk başta

Danca olması beni çok zorladı. Sürekli altyazı takip etmek çok yorucuymuş sonra alıştım çünkü Saga değişik geldi. Saga anne babasından hiç sevgi ve ilgi görmemiş. Üstüne üstlük kız kardeşine yapılan kötü muameleye şahit olmuş. Ve bir şekilde kız kardeşiyle birlikte anne babasından ayrı yaşamayı başarmış. Fakat kız kardeşi de intihar etmiş. Bu onun ikinci en büyük travması olmuş.

Saga yalnız ve başka türlü nasıl yaşanır bilmiyor. Kendisine bir dünya kurmuş; bu dünyada son derece adil, dürüst ve net. Fakat kendi kurduğu dünyanın dışında ne olup ne bittiğini pek anlamıyor. İnsanlar şaka yaptığında anlamıyor, insanların beden dillerini ve mimiklerini okuyamıyor, sosyal ilişkilerinde son derece başarısız çünkü işi haricinde hiçbir konu hakkında konuşamıyor Sürekli duygusuz bir robotmuş gibi davranıyor. Duygularını sürekli bastırdığı için ne arkadaşlık ne de sevgili ilişkilerinde başarılı değil. Ayrıca böyle bir kaygısı da yok. Saga yaşadığı onca travmadan sonra ayakta kalabilmek için temel ihtiyaçlarını belirlemiş ve yaşamış. Geçimini sağlamak için bir iş, işini kaybetmemek için sıkı çalışma, karnını doyurmak için yemek, bedensel ihtiyaçları için rastgele ilişkiler…

İnsan onu üzen her neyse onu bastırmak veunutmak ister. Eğer seni üzen en yakınınsa onunla yaşadığın deneyimleri nasılunutur, nasıl yaşamaya devam edersin? Duygularını bir kenara bırakarak elbette.Olan biten her şeyi aklın matematiksel gücüyle nesnelleştirerek. Saga da böyleyapıyor. Duygusal bir bağ kuramıyor çünkü çocukluğunda böyle bir bağ kurmayıöğrenmemiş. Duygusal bağ kurmak demek acı demek Saga için… Evet Saga çok uçtave abartılmış bir karakter. Fakat her insanın içinde bir parça olsun Saga yokmudur? İçini hala usul usul acıtan yaraları ve bu acıyı duymamak için sırtınıdöndüğü duygular, bu duygularla bağlantılı insanlar ve olaylar… Benim var…Hatta şu sıralar ben de kendimi daha fazla acıtmadan annemle nasıl iletişim kuracağımıdüşünmekteyim. Bildiğim ve Bron/Broen dizisinde de abartılı bir şekilde ifadeedildiği üzere görmezden gelmek, yokmuş gibi davranıp bastırmak kesinlikle birçözüm değil. Acıdan kaçmanın hiçbir anlamı yok. Onunla yüzleşmek ve içindengeçmek lazım. Ama nasıl? Meditasyon, yoga, düşüncelerini ve duygularını içindengeldiği gibi yazmak, psikolojik destek almak yardımcı olabiliyor. Ben iki tane kitap okumaya karar verdim. İşime yarayabileceğini düşünüyorum.

“Zor Kişilikler”le Yaşamak – François Lelord Christophe Andre

Bu kitabı bana Pırıl, yaş günümde hediye etti. Kitabın adını gördüğüm zaman içimden “Ben aştım artık bunları, zor kişiliklerle aram harika… Ama yine de bulunsun; sonuçta ilgi alanım.” diye düşünmüştüm. Geçen Pazar oturdum ve okumaya başladım. Çünkü hayat böyle bir şey, sürekli okuyup öğrenip çabalaman gerekiyor. İnsanlar değişmiyor, senin değişmen lazım. Kitapta 12 ayrı zor kişiliğin kendilerini ve başkalarını nasıl gördüğünü anlatıyor. Ve bu zor kişiliklerle nasıl yaşayabileceğimiz konusunda fikir veriyor. Kitabı okurken kendimi de daha iyi tanıyacağımı hangi zor kişilik özelliklerine sahip olduğumu ve bu konuda neler yapabileceğimi de görebilmeyi umuyorum. Zor kişilik ne midir?

“İnsandaki bazı karakter özellikleri çok belirgin ya da katılaşmış olduğunda, durumlara uyum sağlayamadığında ve kendi ya da başkaları için ya da her iki taraf için bir ıstırap olduğunda, kişiliğin zor kişiliğe dönüştüğü söylenebilir.” Sy 20

Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları–Dr. Lindsay C. Gibson

Bu kitabı da iki üç ay önce internetten kitap alırken bedava kargo kotam dolsun diye almıştım. Adı ilginç ve çok tanıdık gelmişti, boş bir zamanımda okurum diye düşünmüştüm. Kitabın arka kapağı oldukça etkileyici:

“Eğer duygusal olarak olgun ve erişilebilir olmayan ya da bencil bir ebeveynle büyüdüyseniz; öfke, yalnızlık, ihanet ya da terk edilme gibi duyguları çok uzun süredir hissediyor olabilirsiniz. Çocukluğunuzu duygusal ihtiyaçlarınızın karşılanmadığı, hislerinizin yok sayıldığı ve ebeveynlerinizin davranışlarını telafi etmek için yetişkin düzeyde sorumluluk almanız gerektiği bir süreç olarak hatırlayabilirsiniz.

Bu yaralar iyileşebilir ve hayatınızda ileriye doğru gidebilirsiniz.”

Kitabın vaatlerinin gerçekliğini okuduktan sonra değerlendireceğim. Bence bu kitabı çocuk sahibi olmak isteyen insanlarda okumalı…

Bu şarkı Bron/Broen dizisinin  açılış şarkısı…

19 thoughts on “YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK

  1. “İnsanlar değişmiyor. Senin değişmen lazım.” Bu cümleyi düşünüp duruyorum okuduğumdan beri 🙂 Çok güzel bir yazı olmuş..

    1. Çok teşekkür ederim. Evet ve bu değişimin gerçek olmasını istiyorsan radikal kararlar alıp uygulamalısın ve sonucu her neyse göğüs gerebilmelisin… Bunu da şu aralar düşünüyorum…

    1. Bu duyguyu ve durumu çok iyi bilirim. Diğer yandan insanın içine gelişme değişme arzusu bir kere düştü mü bunun kaçışı yoktur.Ayrıca sonuç hüsran değil, yaşıyoruz ve neler olacağını bilmiyoruz.Süreçte bir takım hayal kırıklıkları olabilir… Aşağıdaki Hint duasını da çok severim:

      Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.

      Yorumunuz için teşekkürler

    1. Çok teşekkür ederim; ben de hemen ziyaretinize geliyorum. Deeptone’a buradan da teşekkürler:) Ne yazık ki Deeptone teknik bir problem yüzünden yazılarıma yorum yapamıyormuş ama desteğini hiç eksiltmiyor :)))

  2. Bron/Broen filminin girişindeki müziğe bayıl-dım. Yazının sonunda böyle bir şarkı olduğunu bileydim yazıyı okurken dinlerdim 🙂
    Kitaplar güzel, o kitapları yakın çevremin de okuması lazım ki işime yarasın. Karmakarışığız uzun zamandır… Yazını okumak iyi geldi. Çok teşekkürler.

    1. Evet şarkı beni de çok etkiledi, yazılarımın sonunda mutlaka bir şarkı paylaşıyorum.

      Benim hayatta edindiğim en büyük tecrübe kimsenin değişmediği, değişmesi için beklemenin nafile olduğu. Kişinin kendisinin değişmesi gerekiyor; bu da radikal kararları beraberinde getiriyor ve tabi ki kararlarında sonuçları oluyor… İşte zor bir durum…

  3. Polisiye dizileri seviyorum en kısa zamanda bakacağım inşallah. Tezer Özlü kitabını da not almıştım, elimdeki kitaplar bitince okuyacağım. Kitapların ikisi de çok iyi bence okuduktan sonraki yorumunuzu bekliyorum 🙂

  4. Aeden kitabına da bakmanızı öneririm.
    Tezer özlü ağır bir yazar.
    Sürekli olumsuz bir hava vardı yazdıklarında sıkmıştı bu yüzden beni.
    Olgunlaşmamış ebeveynler kendi ailesinin insan üstünde ki etkisini anlatır.
    Ve çözüm yollarını yazar
    Kitabı okumadım ama Defalarca okusam diye düşünmüşümdür
    🙂🙂

    1. Azra Kohen’i uzun süredir okumak istiyorum ve daha fırsat olmadı. Aeden’le başlamak iyi bir fikir sanırım. İtiraf ediyorum; o iki psikoloji kitabından Zor Kişilillerle Yaşamak adlı olanı şöyle bir okudum, diğerine gerek kalmadı, inşallah ileriki zamanlarda da gerek olmaz:) Tezer Özlü konusunda size katılıyorum fakat bir şey var onun yazdıklarında, sadece kalpten gelen… Bunu seviyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.