MESAJINIZ VAR


İnternet sitemi kapatmaya karar vermiştim. Beş senedir yazdığım bu site artık görevini tamamlamıştı. Artık yeni bir site ve gerçek adımla yazmak istiyordum. Sonra şöyle bir mesaj geldi…

“Abla iyi günler ilk öncelikle. Uzun zamandır sizi takip ediyoruz.. Özellikle ne paylaştığınızı. Hem instagram olsun hem de internet siteniz olsun sizi çok sevdik. Bloglarınızı çok beğendik hatta fırsatımız olsa hepsini okumayı düşünüyoruz. Bir nevi sizi kendimizde bulduk diyebiliriz.

Şu açıdan size teşekkür etmek isteriz: hayatı düz yaşamıyorsunuz bir şeylerin farkındasınız ve bunun için uğraşıyorsunuz.”

Mesajda yazanlar beni duygulandırdı. Yazışmalarımız sırasında mesajı yazanların17 yaşında yurtta kalan öğrenciler olduğunu okuyunca daha da şaşırdım. O yaş grubunun yazılarımı okuma ihtimalini bile düşünmemiştim. Bu sanal alemde neler oluyordu? Yazım kimlere ulaşıyordu ve ben kimlere ulaşmadığım için hayıflanıyordum? Oralarda birileri vardı demek, hayalet değillerdi galiba… Neyse çocuklar (Aslında genç demem daha doğru ama diyemiyorum çünkü ben kendimi hala genç sanıyorum, hem de çok genç…)  benden şöyle bir istekte bulundular.

“… Sizden bir ricamız var. Görüşlerinizi almak istiyoruz ve inanın bizim için çok değerli. Sizce nasıl gelişebiliriz? Nasıl insanların dikkatini çeker  ve onlarla etkileşim içine girebiliriz?  Düşüncelerimizi, görüşlerimizi nasıl paylaşabiliriz?”

Yazışmanın bundan sonraki bölümünde onlara ne kadar az okuyucum ve takipçim olduğunu, yorum yazanların bir elinin 5 parmağını geçmediğini, aslında kimseye ulaşamayan ama yine de kendi kendine maval okumaya devam eden bir kadın olduğumu anlatmaya ve onları popüler, çok satan, çok reklam alan bloggarlara, youtuberlara falan yönlendirmeye çalıştım. Aldığım cevap yaşlı teyzeler gibi ağlamama sebep oldu.

“Bizim için fazla okuyucunuzun olması veya olmaması önemli değil. Dediğimiz gibi biz sizin paylaşımlarınızı sevdik ve yapacağımız işlerde de sizin düşüncelerinizin bize yol göstermesini isteriz.”

Kabul ettim. Aslında onlara bu hafta sonu sitelerini inceleyip yazma sözü vermiştim. Fakat araya 2020 fantezilerim girdi.  Bu arada Selin’le  (www.celinandmickey.com) bu yaşadıklarımı paylaştığım zaman yaptığı yorum beni oldukça düşündürdü.

“Ben, Selda’yla ikinizi anlamıyorum, kendinizi değersizleştirmek için elinizden geleni ardına koymuyorsunuz. Yahu çocuklar biz sizi seçtik diyorlar sen hala ben iyi değilim diyorsun. Neden karşı tarafı ciddiye alıp kendi değerini görerek birlikte ilerlemiyorsun?”

Evet neden öyle yapmıyorum? Çünkü bana hep ne kadar değersiz olduğum öğretildi. Ben kendi içimdeki değeri görebilmekte çok zorlandım. Şimdi görüyorum ve seviyorum. Geçmişten gelen alışkanlıkları kırmak kolay olmuyor. Bu alışkanlıklara kendini ifade etme biçimi de dahil… Sanki evet ben iyiyim, çok iyiyim dediğim zaman çok büyük bir ayıp yapmışım gibi olacak. Öyle geliyor…du… Tesekkür ederim bana çok güzel bir farkındalık yaşattınız.

Gelelim yazımızın kahramanlarına… @proximaproduction, instagram hesabından anladığıma göre 19 Aralıkta sosyal medyada hayat bulmuş. Şu anda bilgisayar oyunları, diziler ve filmler hakkında kısa kısa bilgiler veriyor. Tanıtım seçimlerinde kendi beğenilerini ön planda tutuyorlar. Ayrıca proximaproductionblog.blogspot.com adresinde de yazılarını paylaşıyorlar. Kendilerini kurulma aşamasında bir yayın ve yapım şirketi olarak tanımlıyorlar. Yani gelecekte bizi videolar, kitaplar bekliyor olabilir.

The Therapist, 1937 – Rene Magritte

Benim onlara ilk vereceğim tavsiye özgün olmaları olacaktır. Özgünlük kendin olmaktan ve kendini açıkça göstermekten geçer. Yani bir dizi mi tanıtıyorsun içinde sen de olmalısın. Seni o dizide ne etkiledi, içindeki hangi duyguları canlandırdı? Sana farklı bir dünyanın kapılarını mı açtı? O zaman o dünyayı anlat. Bugün sosyal medyada gezindiğiniz zaman, özellikle de İngilizce biliyorsanız, ulaşamayacağınız bir bilgi yok. Yazıyorsan yazdığın fark yaratmalı. Fakat yazılabilecek her şey de yazılmış. Senin biricik varlığın dışında yazılabilecek her şey zaten yazıldı. Kendi biricik varlığını yazman gerek, bu öyle bir varlık ki hem çok farklı hem de her atan kalple bir ortak yanı var. Bunu yazmak için önce o biricik varlığını keşfetmen gerek. Bunu keşfedebilmek içinde yazman gerek, kendini dışa vurman, ta ki evrensel olan biricik varlığına ulaşana dek.

Yazının içinde herkesi içine alabildiği kadar dışında da bırakabilen biricik varlığını bulduğun zaman o yazı bir başyapıt olur…

And I’m right by your side

Ve hemen yanıbaşındayım
Like a thief in the night

Gecenin içinde bir hırsız gibi
I stand in front of a masterpiece

Bir başyapıtın önünde duruyorum.
And I can’t tell you why

Ve sebebini sana söyleyemiyorum
It hurts so much

Çok acıtıyor
To be in love with the masterpiece

Bir başyapıta aşık olmak
Cause after all

Çünkü sonuçta
Nothing’s indestructible

Hiçbir şey yıkılamaz değildir.

18 thoughts on “MESAJINIZ VAR

  1. Yazılarını keyifle okuyorum ve bana da iyi geliyor. Bazen kendimden bir şeyler buluyorum, bazen de farklı bir fikir veriyor, ya da neden olmasın, bu da olabilir diye düşündürtüyor.

  2. Paralel düşünce, paralel zihinler diye birşey var mı bilemem; ama hepimiz, çoğumuz ne kadar aynıyız farklılıklarımıza rağmen. Bazı şeylere sebep ararken bu aralar ” değersizlik ” hissi bir süredir nanik
    yapıyordu bana kafamın içinde; ” çok mu utandırıldık” , ” fazlası.. daha da fazlası mı istendi bizden bizim ne istedigimize bakılmadan ” ya da ” mütevazilik , mahcubiyet .. büyürken dozu mu kaçtı? ”
    … sanki geç de olsa bazı eşikleri atlama zamanı… birbirimize tuttuğumuz aynalardan. Eline sağlık.

  3. Genç takipçiler mi ? Keşşşke benim de olsa 😉
    Şaka bir yana masterpiece ‘lerimize ne zaman ulaşırız bütün hikaye bitmeden bilemeyiz ama her yazımız, her sözümüz, her günümüz şaheserimizmiş gibi yaşamak lazım. Günün sonunda da dönüp, ne güzel yaptım be! demek hakkımız olsun =)
    Eline sağlık. Gençlere selam, yola devam…

    1. Şarkıda da dediği gibi hiçbir şey yıkılamaz değil, zaman içinde her şey dönüşüyor, o anın başyapıtı olabiliyor çoğu zaman… Bir Mono Lisa, Dönüşüm gibi varoluşun içine karışmış yapıtların ne olduğunu ya da ne olacağını görebilmemiz bu zamanda çok zor gibi geliyor. Ben buna ulaşabilmenin çabasını seviyorum:) Bazen de isyan ediyorum. Böyle karışık duygular.

  4. Ilk satırları okuyunca bir an üzüldüm neyse ki vazgeçmeniz çok tatlı bir olayla gerçekleşmiş. Her zaman her konu da kendi değerimizi bilebilsek keşke (:

  5. kaybolmanız beni de üzerdi , içeriklerinizdeki taşan köpüğü seviyorum . iyi bir mesaj hep tutunmayı sağlıyor . biraz konsept değişikliğine gidiyor gibisiniz , göreceğiz .

  6. Değersizlik eğilimi olanları özellikle dikkat fark ediyorum uzun süre yaşadığım için belki ebeveynlerim sonucunda. Toplum odaklı ise aşılması daha kolay sana bir ipucu odağının kaynağını bul üstüne gidip halletmen daha kolay olur. Ve zordur çocuklukta öğrendiğin yani ebeveyn kaynaklı ise.

    Siz İzmir’de yaşıyorsunuz ben aslen izmirliyim ama İstanbul’da yaşıyorum.
    Geliş zamanım belirsiz ama sizden bir burası dışında iletişim adresi almak isterim iletişim bilginiz Hangisi olursa bana uygun
    nurcanmiskin@hotmail.com
    İletişim adresini istediğin buraya gönderebilirsiniz

    1. Evet tam da dediginiz gibi odagin kaynagiyla direk iletisime gectik terapistimle, bakalim etkileri neler olacak?

      Size en kisa zamanda mail atacagim.

      Cok tesekkurler🙏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.