KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN KALMAYINCA…


“Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız.” Alice Miller

Çocukken herkese olduğu gibi bana da masal kitapları alındı. Kitap okumak iyidir, bak bu masallar yüzyıllardır herkese anlatılıyor verdiği dersler çok önemli dendi. Tüm kalbimle inandım. Bugün tüm bunları düşününce bütün dünyanın gerçekten çıldırmış olduğunu düşünüyorum. Örneğin, Hansel ve Gretel masalında bir baba, yeni karısı istemediği için öz çocuklarını ormanın derinliklerine götürüp yapayalnız bırakıyor. Sonra çocuklar ormanda onları yemek isteyen cadıyı öldürüp babalarının ve üvey annelerinin evine geri dönüyorlar.  Baba da pişmanlıkla onlara sarılıyor. Acaba bu çocuklar büyüyünce nasıl yetişkinlere dönüşüyorlar? “Joker” adlı filmi izlerken tek düşündüğüm olayların bu noktaya gelmesindeki temel sebep oldu. Son zamanlarda tanıştığım aykırı psikolog Alice Miller’ın  “Beden Asla Yalan Söylemez” ve “Yetenekli Çocuğun Dramı” adlı kitapları ışığında Joker’i irdeledim…

Joker başarısız bir komedyendir. Onu “Happy”(Mutlu) diye çağıran annesiyle birlikte yaşamaktadır. Geçimini palyaçoluk yaparak sağlamaktadır. Garip davranışları ve gülme krizlerinden dolayı insanlar onu dışlamaktadır. Hatta bazıları onun bu garipliği yüzünden ona şiddet uygulamaktadır. Joker’in tek isteği başarılı bir komedyen olup insanları güldürebilmektedir. Annesi geçim sıkıntılarına bir çözüm olarak daha önceden yanında çalıştığı Thomas adında bir adamla iletişime geçmek istemektedir. Joker, annesinin söz konusu adama yazdığı bir mektuptan adamın kendi öz babası olduğunu öğrenir ve geçmişi araştırmaya başlar. Çocukken annesinin ona şiddet uyguladığını, bu yüzden akıl hastanesinde yattığını, babasının da annesiyle olan ilişkisini ve kendisini çocuğu olarak kabul etmediğini öğrenir. Ayrıca zengin ve mevki sahibi babasının mükemmel ailesine nasıl sahip çıktığına da şahit olur. Bütün dünyası başına yıkılır ve kendini öfkesine, ezilmişliğine, kırgınlığına teslim eder.

Bir çocuk değersizlik duygusuyla büyümüşse kendini değerli kılmak için ebeveynlerinin istedikleri yönde ilerlemeye başarılı olmaya çalışabilir. Eğer başarılı olursa bir şekilde yarası kabuk bağlayabilir ama asla tam anlamıyla iyileşmez. Başarılı olamazsa bu sefer değersizlik duygusuna bir de yetersizlik duygusu da eklenir. Tıpkı Joker’de olduğu gibi… Joker’in durumu daha da travmatik çünkü annesi uyguladığı şiddeti elimine etmek için çocuğa hep gülümsemesini, mutlu olmasını telkin etmiş. Bir türlü mutluluğu içinde yakalayamayan çocuk başkalarını mutlu ederek kendini mutlu etmenin yollarını çaresizce deneyip durmuş.

Joker, kendisine şiddet uygulandığı gerçekliğinin farkındalığına annesinin akıl hastanesi raporlarına ulaşınca varıyor. Bundan önce muhtemelen şiddeti görmezden geliyordu ve toplum kurallarına uyan uslu bir çocuk gibi yaşlı annesiyle oturup ona bakım verdiği için kendisiyle gurur duyuyordu. Nitekim filmde hayallerinde bir televizyon programına seyirci olarak katıldı. Farklı gülüşüyle sunucunun dikkatini çekti. Sunucuya annesiyle birlikte yaşadığını gururla anlattı ve sunucu senin gibi bir oğlum isterdim deyip ona sarıldı. Buradaki en büyük çelişki çocuğuna göz göre göre işkence eden bir kadın nasıl o çocuğa bakmaya devam edebildi? Kimse ona neden dur demedi? Bunun sebebi toplumsal ahlak olabilir mi? Annesini tedavi ettiklerine inanıp çocuğuyla birlikte yaşamasına izin verilmiş büyük olasılıkla. Hiç kimse çocuğun aldığı yaraları ve bunun gelecekteki muhtemel sonuçlarını düşünmemiş.

“Her diktatör, çocukluğunda yaşadığı acıları inkar eder ve megalomanisine teslim olarak onları unutmaya çalışır. Ancak bireyin bilinç dışı bedeninin hücrelerine yaşam öyküsünü tamamıyla kaydettiğinden, bir noktada bireyi gerçekle yüzleştirir…

Hitler kendi davranışlarıyla dünyaya babasının nasıl bir insan olduğunu ve çocukken ondan çektiklerini göstermiştir. Yıkıcı, merhametsiz, gösteriş budalası, acımasız, kibirli, sapkın, kendini beğenmiş, basiretsiz ve aptaldı. Farkında olmadan babasının teşkil ettiği örneğe sadıktı ve onu taklit ediyordu.” Beden Asla Yalan Söylemez – Alice Miller sy. 84-85

Alice Miller’a göre toplum, çocuklara yapılan pek çok istismarı ebeveynlerin ağır çalışma yüklerini ya da evlilik içindeki problemlerini gerekçe göstererek görmezden geliyor. Toplum çocuğa “Annen baban her ne yaparsa yapsın senin iyiliğin için yaptı düşüncesini dikte ediyor. Çocuklarda “gördükleri muamelenin kendilerine ne yaptığını, bundan ne kadar çektiklerini bilmezler. Her şeyden önce bilmek istemezler. Bunu faydalı bir şey; kendi iyilikleri için yapılmış bir şey olarak görürler.”

Oysa ki “Yetişkinlik, hakikati artık inkar etmemektir; bastırılmış acıları hissetmek, bedenin duygu seviyesinde hatırladığı hikayeyi bilinçli olarak kabul etmek ve bastırmak yerine o hikayeyi birleştirmek demektir.” Miller, 90-91. Tabi ki şiddet görmüş bir yetişkin çocuk için tüm bu süreç bir uzmanla ya da kendisini anlayan ve ona destek olan insanlarla gerçekleşebilir. Joker bunların hepsinden yoksundu, annesiyle birlikte izole bir hayat yaşarken bütün gerçekler yüzüne çarpıldı.

“Joker” filmini sinemada izlerken şiddet sahnelerinden çok ürktüm, kendi kendime keşke gelmeseydim dedim. Hayat zaten yeterince karmaşık ve ağır neden bir film olarak izledim sanki dedim. Alice Miller’ın kitaplarını okuyunca izlemek gerek dedim. Belki bir uzman ya da gerçeklerin farkında olan bir insan Joker’le doğru bir iletişim kurabilseydi, olaylar çok daha farklı gelişirdi. Fakat Joker’in düzenli olarak görüştüğü sosyal hizmet görevlisinin bile işine bütçe açığı yüzünden son verildi. Joker’in yardım ve destek alacağı hiç kimse kalmadı.

“Aydınlanmış bir tanığa sahip olan danışanlar, ebeveynlerinden (ya da onları temsil eden figürlerden) duydukları korkuyu yaşayıp anlayabilirler ve yavaş yavaş yıkıcı bağlılıklarını koparabilirler.” Miller, sy 197

Just give me a reason Bana sadece bir sebep ver

Just a little bit’s enough Sadece birazcık yeter

Just a second Sadece bir saniye

we’re not broken just bent Kırılmadık sadece büküldük

And we can learn to love again Ve tekrar sevebilmeyi öğrenebiliriz

It’s in the stars Bu yıldızlarda

It’s been written in the scars on our hearts Bu kalplerimizdeki yaralarda yazılı

We’re not broken just bent Biz kırılmadık sadece büküldük

And we can learn to love again Ve tekrar sevmeyi öğrenebiliriz

2 thoughts on “KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN KALMAYINCA…

  1. Bende çok yakın zaman da Joker i izledim ve çok beğendim. Toplumdan aldığı yaraları(acımasızlık,dışlanma) dışa vuruşu yavaşçaydı yorulmadan izlettirdi. Her davranış bir duyguyu öldürüp bir duyguyu uyandırdı. Sevgisizlik yavaşça sevgi dilenciliğinden nefrete ve intikama dönüştü. Miller in kitabını not aldım ikisini birlikte harmanlayıp yorumlamanızı severek okudum. Teşekkürler
    Sevgiler 🙂

    1. “Sevgisizlik yavaşça sevgi dilenciliğinden nefrete ve intikama dönüştü.” filmi bir cümleyle ne kadar güzel özetlemişsiniz. Yorumunuz için çok teşekkür ederim:))

      sevgiler:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.