HOŞGELDİN MEDUSA

Ev işlerinin çok meraklısı olmadığımı daha önceden de söylemişimdir. Bunun sebebi belki de bu konuda yeterince hızlı ve pratik olamam olabilir. Bu evden önce Ab-ı Hayal’de küçük bir evim vardı. O eve taşınmadan önce evi temizletebileceğim hiç kimseyi bulamamıştım. Bu yüzden kendim yapmaya karar verdim. Bir arkadaşım da bana yardım etmeye gönüllü oldu. Evin sürgülü ve büyük bir balkon kapısı vardı. Ben işte o kapıyı temizlemeye başladım. Arkadaşta başka bir yerden başladı. Zaman geçmiş ben farkında değilim.
“Sen hala aynı kapıyı mı siliyorsun?”
“Evet ama bitmek üzere.”
“İyi ben geri kalan bütün işleri bitirdim. Bir daha da sana temizlik yardımına falan gelmem.”
“Niye ki?”

Konumuza dönelim ayda bir kaç kere temizlikçi geliyor eve. Kendisinden memnunum. Genelde hafta içlerinde ders çıkış saatlerimde geliyor. Bu sefer hafta sonu geldi. Bir de misafiri vardı; 15 yaşındaki en küçük kızı. Çocuğu görünce ilk tepkim garipsemek oldu. Yani temizlik sırasında ben kağıt okuyacaktım. Bu çocuk ne yapacaktı? Acaba annesine yardım mı edecekti?
“Ne yapmak istersin?” sordum.
Kömür gibi simsiyah gözleri ve saçları vardı. Çok canlı, asi ve nazlı bir enerjiydi ondaki.
“Ben sizin yanınızda oturmak istiyorum”
Oturduğum koltuktaki sınav kağıtlarını toplayıp ona yer açtım. Televizyonda James Cordon’ın programı vardı.
“Ben çok dizi izlerim.” dedi.
“Ben de hangi dizileri izledin?”
“Iron Man, X Man, Walking Death… İngilizce altyazılarıyla izliyorum. İngilizce kitapta okuyorum.”
Elimdeki sınav kapıtlarından birisini uzattım. “Bak bakalım bu sorular kolay mı?”
Şöyle bir göz gezdirdi. “Bunlar bana kolay geldi.” dedi. Bir kaç soru sordum, hepsini doğru cevapladı.
15 yaşında devlet okuluna giden bir çocuk için iyi bir seviye de olması şaşırtıcıydı. Herhalde öğretmenleri çok iyi diye düşündüm.
“Öğretmeninden memnun musun?”
“Öğretmen iyi de okul arkadaşlarım ingilizce dersini hiç ciddiye almıyorlar. Bu yüzden de dersler çok verimsiz geçiyor. Ben artık kendi kendime bir şeyler yapmayı çalışıyorum.”
O sırada annesi geldi yanımıza “Üniversite sınavına dilden girecek.” dedi.
“Ben hostes olmayı düşünüyorum.” dedi kız çocuğu.
“Hosteslik sana yetecek mi?”
“Dil mezunu olunca öğretmenden başka ne olabilirim ki?”
“Her şey olabilirsin. Yeter ki sen iste ve hep çalış.” dedim.
Şöyle bana bir baktı düşünceli düşünceli sonra televizyonu izlemeye devam etti. Ben de kağıtlarıma döndüm.
Çaktırmadan yan gözle beni kontrol ediyordu. Ben de onu… Sonra annesi salonu temizlemek için; biz de çalışma odasına gittik. Okunacak kağıtlarım vardı ama onun yapacak hiçbir şeyi yoktu. Televizyonda yoktu.
“İngilizce seviyeni bilmek ister misin?”
“Evet çok isterim, ben ingilizceyle ilgili her şeyi seviyorum.”
Ona Oxford üniversitesinin 2001 yılına ait 60 soruluk seviye tespit sınavını verdim. O sınavı çözerken ben de kağıtlarımı okuyup bitirdim. Sınav bittikten sonra cevap anahtarından kontrol etti ve yanlışlarının üzerinden soruları çözdük. İngilizce seviyesi oldukça iyiydi. Ve daha fazla öğrenmek için herşeyi yapmaya hazırdı.

Efsaneye göre Medusa, güzelliği ile kıskanılan, antik dönemde Tanrıları bile kendine âşık eden bir kızmış. O kadar güzelmiş ki, kendisine rakip olabilecek başka bir kız bulmak mümkün değilmiş…
Kendini Tanrılara adadığı için, zekâ Tanrıçası Athena’ya ait bir tapınakta yaşarmış. Denizlerin efendisi Poseidon’la evli olan Athena, Medusa’nın farkında olsa da, kendisini daha güzel bulduğu için onu umursamazmış. Poseidon ise bu güzel kıza âşık olsa da, Tanrılar katında bir ölümlüye âşık olduğu öğrenilip, küçümsenmemek için bu durumu saklarmış.
Poseidon’un Medusa’ya âşık olduğu durumu ortaya çıktığında inkâr edip, Athena’ya böyle bir şeyin olmadığını söylese de, bir gün Athena’nın tapınağında Medusa ile birlikte olmuş…
Athena kısa bir süre sonra bu olayı öğrendiğinde ise, Medusa ve kardeşlerini önce bir ifrite çevirmiş. Sonrada saçının her telini yılana dönüştürüverip Dünya’nın en kuzeyindeki “Hyperborea”ya sürmüş…
Ne demişler fazla güzellik başa dert bu Dünya’da…
http://www.efsaneci.com/2015/medusa/

Öğle vakti olduğu için yemek yedik birlikte. Az konuşuyordu ama çok akıllı konuşuyordu. Televizyonda hala James Corden’ın programı vardı ve BTS grubu konuktu.
“Bak bu grubu öğrencilerimden öğrendim. Çok iyiler.”
Dikkatle beni süzdü tepeden tırnağa “BTS mi dinliyorsunuz?
“Evet çok eğlenceli, akıllı, çalışkan ve yetenekliler. Bana enerji veriyor onları izlemek.”
Programın o bölümü bitene kadar dikkatle izledi. Sonra kafasının belli yerlerini tutmaya başladı: kulaklarının arkası, kafasının tepesi…
“Yine mi ağrıyor?” sordu annesi.
“ Bu sefer yanıyor.”
“Neyin var?”
“Başında bezeler var onlar ağrı ve yanma yapıyor. Doktora gittik, normal olduğunu söyledi. 18 yaşını doldurmadığı için çocuk doktorundan başka doktora de gidemiyoruz.” dedi annesi.
“Geçen gün tarih sınavına konsantre olamadım ağrıdan.”

Yemekten sonra çalışma odasına gidip testin geri kalan kısmını tamamladık. O sırada telefonu çaldı ve telefonun ekranında yılan saçlı Medusa tüm hırçınlığıyla belirdi.
“Medusa’yı bilir misin?”
“Sadece ismini biliyorum. Bu resim hoşuma gitti çok, o yüzden ekran resmi yaptım.”

Bu çocukta şeytan tüyü vardı. Gitmesine izin vermek istedim.
“Şu anda bitirmem gereken bir proje var. En geç Ocak 15’te bitecek. İstersen ondan sonra haftada bir gün bana gelebilirsin. İngilizce çalışabiliriz.”
Gözlerinden mutluluk taştı ama o sakinliğini ve tavrını gıdım bozmadı.
“Teşekkür ederim.” dedi ve hemen gidip annesiyle paylaştı.
Sonra yanıma gelip “Biliyor musun ben bu evi çok sevdim. Tam istediğim gibi her şeyi. Bu oda en favorim.” dedi.

Giderlerken bir daha görüşmek üzere sözleştik. Evin kapısını kapattığımda bir gece önce gördüğüm bir rüya geldi aklıma. Eve bir bebek geliyordu ve ben ne yapacağımı bilemiyordum. Hazırlıklı değildim.

Hoşgeldin Medusa…

2 thoughts on “HOŞGELDİN MEDUSA

  1. Medusa nın efsanesini bende bilmiyordum tek bildiğim birine bakınca taş olunuyormuş 🙂
    Eğer bir yeteneğiniz varsa ve emek harcıyorsanız elbet bir gün değerini anlayan çıkar ve elinizden tutar. El tutanlardan biri olmuşsunuz çok sevindim 🙂 BTS ve Kore gruplarını bende çok severim 🙂

    Sevgiyle kalın…

    1. Ah olamadım ne yazık ki:( O gün orada kaldı. Sonra annesinin babası hastalandı ve acilen İstanbul’a gitti ve gelemedi. Ben de arada mecburen başkasını buldum. Medusa gerçekten çok akıllı bir kızdı.

      secgiyle ve ışıkla:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.