HER KUŞA BİR YUVA


Netflix aboneliğim 11 Haziranda bitiyor. Kesinlikle yenilemeyeceğim. Neredeyse bütün boş zamanlarımda dizi izliyorum. Dizinin bir sezonunu en fazla iki günde bitiriyorum. Garip garip korku dizileri izlemeye başladım. Bu gidişat iyi değil. Dizi izlemek yerine yazacağım, en azından daha anlamlı, yaratıcı bir eylem… Tabi hiç dizi izlemeden yapamam… Alışkanlık var tabi… Bu ayarsız dizi izleme alışkanlığımı ayarsız yazma eylemine dönüştürebilirsem daha mutlu olabilirim. Bakalım yapabilecek miyim? Biliyor musun? Ben seninle “Yapmak istiyorum”, “Adalet yerini bulsun istiyorum.”, “Şu durumdan kurtulmak istiyorum” gibi ne dilesem oldu. Bazıları cidden mucize gibiydi. Bu niye olmasın? Olur değil mi?

Olur mu?

Kuşum mu? Chow Chow mu?

Ya ben sana ne soruyorum, sen bana ne diyorsun… Chow Chow’la ilişkimiz epey evrildi. Birbirimizi tanıma aşamasını tamamladık sayılır. İkimiz de birbirimizin alanına saygı duyuyoruz; diğer yandan aramızdaki iktidar savaşı halen daha sürüyor. Madem bu kadar merak ettin ben sana olup biteni kısaca özetleyeyim:

Chow Chow ne yapsam kesinlikle bana yaklaşmadı. Öyle kafesinin içinde takıldı, benimle birlikte dizi izledi, ben yokken kuş sesleri dinledi, En sonunda da gerçekten de çok güzel ötmeye başladı. O böyle güzel ötünce onu evcilleştirmenin ne kadar saçma ve bencil bir düşünce olduğunu tekrar anladım. Chow Chow’un konuşmak değil ötmekti doğası… Elime gelmesi bana yaklaşması da gerekmiyordu. Onu her gün balkona çıkarıp kafesinin kapağını açtım. Balkon camla kaplı ve az eşyalı olduğu için kuş için güvenliydi. Kesinlikle dışarı çıkmadı. Demek ki kafesinde mutlu dedim.


Üç dört günde bir kafesini temizliyorum. Bir gün mutfakta kafesini temizledikten sonra onu ocağın üstüne yerleştirdim. Ben de yeni aldığım yeşillikleri (dereotu, maydanoz, nane, roka) yıkadım. İlgiyle beni izlediğini görünce tek tek her yeşillikten verdim. Dereotuna çıldırdı ve ilk defa elimden bir şey yedi: Dereotu! O günden sonra daha yakın bir ilişkimiz oldu. Dereotunu görünce Chow Chow yapmayacağı hiçbir şey yoktu.

Ta ki bir hafta sonumu evden uzakta geçirip Chow Chow’u yalnız bırakana kadar… O günden sonra tüylerini yolmaya başladı. Acaba pis olduğundan mı tüylerini yoluyor deyip onu fıs fısla bir güzel yıkadım. Çok kızdı. Ve kurumaya başlar başlamaz tekrar tüylerini yolmaya başladı. Kafese yaklaşıp işaret parmağımı sallayıp “Chow Chow tüylerini yolma diye bağırdım.”. Ağzını açıp cak cak cak bana bir bağırdı ki anlatamam. Bu kuş ejderha olacakmış da son anda Sultan Papağanı olmuş. Kesin şöyle diyordu:

“Tüyler benim, sana ne? Beni bırakıp giderken aklın neredeydi? Bir de sırılsıklam ıslattın beni?”

Ne yapsam tüylerini yolmaktan vaz geçmedi. Ümidimi kaybettim. İnternetten papağanların tüy yolmasıyla ilgili araştırma yapınca moralim iyice bozuldu. Derileri gözükene kadar tüylerini yoluyorlar, sonrada derilerini kanatıyorlar. İşin bu seviyeye gelmesine dayanamazdım. Kuşu vermeye karar verdim. Chow Chow’un yanında sürekli olup onunla ilgilenebilecek bir arkadaşım vardı. Onu aradım. Olumlu yaklaştı. Benim kadar iyi bakabilecek miydi? Bir tarafım da Chow Chow’u bırakmak hiç istemiyordu. Eve geldim, yine tüylerini yoluyordu. İnan bana gözlerim dolu dolu oldu. Kafesin yanına gittim. Bu sefer onunla hüzünlü bir konuşma yaptım. Yollarımızı ayıracağımı söyledim. Ve koltuğa oturup dizi izlemeye başladım. Kafese hiç bakmamaya çalışıyordum. Ne oldu biliyor musun? O konuşmadan sonra tüylerini yolmayı bıraktı.

Canım benim niye yaptın bunu kendime?
Bu resmi internetten buldum…

Artık iyiyiz. Ama beni ne zaman görse tüylerini gagasıyla kaşımaya başlıyor. Kesinlikle yolmuyor ama kaşınması bile beni rahatsız ediyor gözümün önüne tüyleri yolunmuş kuşlar geliyor, derileri kanayan… İlk başlarda kaşınmasını da engellemeye çalıştım. Ama bu haksızlıktı, sırf ben evhamlanıyorum diye Chow Chow kaşınamayacak mıydı? Ben de çareyi her kaşınmaya başladığında onu balkona çıkarmakta buldum. Balkon kapalı olduğu için ses yankılanıyor, orada ötmeye bayılıyor…

Bu evham meselesi bana annemi hatırlattı. Ben çocukken sırasıyla voleybol, basketbol ve yüzme takımına seçilmiştim. Ve annem beni hiçbirine yollamadı. Gerekçesi şuydu maçlara ve antrenmanlara otobüsle gidiliyormuş, ya otobüs kazası olursa, ya bana bir şey olursa, o ne yaparmış? O zamanlar ona inanmamıştım ve çok kızmıştım. Beni göndermemek için yalandan saçma bahaneler ürettiğini düşünmüştüm. Şimdi anlıyorum. Çünkü aslında kuşun gagasıyla tüylerine bile değmesini istemiyorum. Bir şey olacak diye korkuyorum. Saçma biliyorum ama bu endişemi gidermiyor. Kısaca içimden annem çıktı…

Bugün sabah YouTube’da Ellen Degeneres videolarını izlerken bir anda araya reklam girdi. Hande Yener “Kuş” adlı bir şarkı söylüyordu. Şarkı gerçekten çok kötü. İlk dikkatimi çeken Hande Yener’in aylı yıldızlı elbisesinin kumaşından bir  masa örtüm olduğuydu. Kumaşın üstündeki aylar yıldızlar fosforlu, geceleyin parlıyor. Elindeki kafes bana kendimi anımsattı. Bu kuş evde yalnız kalmayı sevmediğine göre yazın tatilde böyle yanımda gezdirmek zorunda kalabilirim. Masa örtüsünü de kesip biçip dikip bir tünik haline getirebilirim. Hande Yener bana şarkı yapmış dedim. Daha güzel bir şarkı olabilirdi ama olsun. En azından klip Afrika’da çekilmiş. Manzaralar çok güzel. Kim bilir belki bu yaz ben nerelere uçarım? Aşklarda da kampanya varmış! (Bir söz daha ne kadar kötü olabilirdi?)

Her kuşa bir yuva

Aşklarda kampanya kampanya

(Sözlerin kötü olması dilime dolanmasını engellemiyor, ne yapabilirim?)

9 thoughts on “HER KUŞA BİR YUVA

  1. dizi ve müzik furyaları insanın sezgisel araştırıp ulaşacağı ve öğrenecekleri basamakları bozan bir oluşumdur. kesinlikle devam ettirmeyin üyeliğinizi. arada izleyeceğiniz ‘aç bitir düşün’lük filmler olsun. chow chow içten bir konuşmaya açmış, daha duygu yüklü bir fısıltıya ya da. artık kendini yıpratmaması güzel, daha da mutlu olmalı sizinle, kötü şarkılar kötü kampanyalar hortlatır hahaha ama güzel olsun, teşekkürler

    1. Haklısınız, bir de ortada çok az seyredilmeye değer dizi var; böyle bağımlı olunca saçma sapan dizilerle vakit harcanıyor. 11 Hazirana kadar devam yne de:) Aslında popüler olana bir sempatim var. İnsanın o anda kafasını dağıtıyor, eğlendiriyor:) İşte ayar mevzusu çok önemli.

      Çok teşekkürler

      Güzel, mutlu bayramlar:)

      1. öyleyse belirli zamanlarda bilinçli şekilde aktif edilebilir bu kafa dağıtma aktivitesi : )
        güzel ve mutlu bayramlar : )

  2. Korku dizisi tavsiyenizi bekliyorum 🙂 Chow Chow ne kadar üzüldüğünüzün farkındadır bu kadar kötü bir şey yapmaz kendisine ilerde bende bir Sultan Papağanı almak istiyorum umarım bende iyi anlaşırım 🙂 Kliple özdeşmenizi de çok eğlenceliydi. Keyifle okudum, teşekkürler 🙂

    1. Çok yakında bir dizi postu yapacağım. Chow Chow’la birbirimize alıştık ama kafamıza göre takılıyoruz.Dilerim siz daha iyi iletişim kurarsınız. Klip şaka gibiydi, hatırladıkça gülüyorum.

      Çok teşekkürler Zeynep Hanım:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.