ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYE ÖVGÜ

“Yürekten gelene inanmış bir aklın önünde hangi mantık durabilir ki?”

Hafta sonu saat 10:00-16:00 saatleri arasında ODTU mezunlar derneğinde düzenlenen “Eleştirel Düşünce” başlıklı seminere gittim. Salon sımsıkı doluydu. İzleyici kitlesi farklı yaş gruplarından ve meslek dallarından gelen insanlardı. Herkes pür dikkat anlatılanları dinledi, sorular sordu, yorumlar yaptı. Hocalar büyük bir sabır ve özveriyle sunumlarını gerçekleştirdiler. Beynimin durmaksızın çalıştığı bir eğitim oldu. Çok keyif aldım.

Eleştirel düşünce yaşamı kolaylaştıran bir düşünce biçimi. Ben semineri dinlerken özellikle şu alanlarda çok işe yarayabileceğini düşündüm:

  1. İkinci dil öğrenim becerilerini geliştirmede

Okuma derslerinde öğrencilere farklı konularda paragraflar verilir. Ve bu paragrafları anlayıp anlamadıklarını test etmek için sorular sorulur. Bazı soruları direk paragraftan bulabilirsiniz. Diğer yandan bazı sorular paragrafın bütünlükte ne demek istediğini anlamakla ilgilidir. İşte bu noktada eleştirel düşünme becerisi öğrenciye vakit kazandırabilir. Eleştirel düşünce yöntemlerini kullanarak dikkatini direk ana konuya verebilir ve detayları ayırt edebilir.

2. Bireyin yaşam içinde karşılaştığı durumları ve olayları kişisel algılamaktansa, kendi deneyimden çıkıp genel bir perspektif içinde objektif değerlendirebilmesi

Hatırlarsan eskiden çok insanlardan şikayet ederdim.(Şimdi de ediyorum ama daha az). Çünkü bana söylenen her sözü ciddiye alır, haksızlık yapan insanlara tahammül edemezdim. Bunun sonucunda da çok acı çektim. Oysa ki o benlik durumundan çıkıp karşımdaki insanların durumlarını, şartlarını görebilseydim hiç acı çekmezdim ve yoluma güle oynaya devam ederdim.

3. Bir koyun gibi sürülerin peşine takılıp savrulmaktansa olanı objektif gözlerle değerlendirip kendi yolunu ve duruşunu belirlemek.

Dikkat ettiysen bizim toplumumuzda kimin sesi çok güçlü ve otoriter çıkıyorsa insanlar onun peşinden gidiyorlar. Söylenenleri çoğu zaman kimse dinlemiyor. Oysa ki dinlesek, değerlendirsek, hep birlikte tartışsak çok daha verimli ve yaratıcı olabiliriz. Fakat tartışmanın, değerlendirmenin de bir adabı var. Bunun temeli de eleştirel düşünceden geçiyor.

4. Ezber üzerine kurulu bir eğitim sistemiz var. Öğrenciler düşünmeyi değil ezberleyip sınavda başarılı olmaya odaklanıyorlar. Çünkü sınavlarda başarılı olurlarsa gelecekte iyi bir iş sahibi olup rahat yaşayabilirler. Bu arada çoğu insanın kaçırdığı bir nokta var. O sınavdan bu sınava, o işten bu işe koşturup hayalini kurdukları yaşamı gerçekleştirmeye çalışırken kendilerini kaçıyorlar. Sonuçta da hayallerini gerçekleştirse de pek çok insan mutluluğu yakalayamıyor. Oysa ki eleştirel düşünme becerisi insana kendini tanımı fırsatı da veriyor. Olayları ve durumları sorgularken kendi düşüncelerini ve inanışlarını da sorgulamış oluyorsun.

Peki nedir eleştirel düşünce ve bu beceri nasıl geliştirilir? Seminerde eleştirel düşünme yöntemini öğrendik fakat güncel hayatta kullanıma değinilmedi. Bu yüzden ben seninle internetten okuduğum ve beğendiğim bir iki alıntı paylaşacağım.

“Eleştirel düşünce, fikirler arasındaki mantıksal bağı kavrayarak net ve mantıklı düşünebilme becerisidir.”

Eleştirel düşünceyi günlük hayatınıza uygulamak için olaylar ve durumlar karşısında şu soruları kendinize sorup cevaplayabilirsiniz. Örneğin geçen gün bir arkadaşınız size “Mavi giyen insanların sinirlidir.” dedi.

  1. Kim söyledi?

Tanıdığınız biri mi? Otorite ya da gücü elinde tutan birisi mi? Bunu kimin söylediği önemli mi?

İş arkadaşım söyledi. Benimle aynı pozisyondaydı.

2. Ne söyledi?

Düşüncelerini söyledi gerçekleri mi? Bütün gerçekleri net bir şekilde ifade etti mi?

Düşüncesini söyledi fakat düşüncesini kanıtlayacak herhangi bir şey söylemedi.

3. Nerede söyledi? Toplum içinde mi yoksa özel bir alanda mı? Diğer insanların kendi fikirlerini söyleyebileceği bir ortam mıydı?

Toplantıda aniden söyledi. Diğer insanların özellikle benim fikrimi söyleyebilme fırsatı tanımadı.

4. Ne zaman söyledi?

Önemli bir olay öncesinde, sırasında ya da sonrasında mıydı? Birilerini iyi ya da kötü gözükmeye çalışıyorlar mıydı?

Önemli bir toplantı sırasında söyledi. Yeni gelen müdüre iyi gözükmeye çalışıyordu.

5. Nasıl söyledi?

Mutlu veya üzgün, kızgın ya da  kayıtsız mıydı?

Yazdı mı söyledi mi? Söyleneni anlayabildiniz mi?

Kayıtsız gibi söyledi ama bunu söylemiş olması bu konu hakkında daha önceden düşündüğünü gösteriyordu.

Tüm bu soruları cevaplamak ne işinize mi yarayacak? En azından bu tatsız olayın siz de yarattığı duygusal etkinin içinden çıkıp olayları mantık süzgecinden geçirmiş olacaksınız. Bir sonraki aşamanızda gerekli kişilere kendinizi uygun bir dille ifade edip hakkınızda oluşan yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak olacaktır.

Fotoğraf: James Wheeler

Seminerde bize çok farklı bir yöntem ve teknik gösterdiler. Sonrada bu tekniği akademik bir takım yazılarda uyguladık. Yazılardan bir tanesi astroloji üzerineydi. Tabi ki astrolojinin mantıksız olduğunu iddia ediyordu ve gayet sağlam bir şekilde destekliyordu. Evet geleceğimizi yıldızlardan öğrenemezdik ama diğer yandan her şeyi de mantıkla açıklayamayız ki. Ve bu açıklayamadığımız, formüle edemediğimiz her neyse onu merak etmekten ya da onunla olan geleceğimizi düşünmekten kendimizi alıkoyabilir miyiz? İşte tam o noktada belki yıldızlardan bir işaret beklememiz de hiç garip değil bence. Yıldızlar ne derse desin, gerçekler ve mantıksal çıkarımlar ne olursa olsun istisnalar da olabilir mi? Yürekten gelene inanmış bir aklın önünde hangi mantık durabilir ki?

Bugün derste yine şarkı sözleri üzerindeki çalışmamızı yaptık. Bir öğrencim “Rewrite The Stars” adlı şarkının sözlerini çıkarmıştı. Yıldızlar, imkansız aşk, kader, inançla ilgiliydi. Yukarıdaki paragraftakileri düşündüm. Şarkıyı bitirdikten sonra öğrencilere sözlerle ilgili bir kaç soru sordum. 3 kişi cevap verdi diğerleri sustu. Cevaplar çok iç açıcı değildi.

“Offf hocam yine birbirine ulaşamayan aşıklar.”

“Şimdi bu ikisi uzaktan uzaktan sevip birbirlerine kavuşamıyorlar mı?”

Ve 20 kişilik sınıfta sadece 3 kişi kendisini güçlü bir şekilde ifade etti. Diğerleri sustu. 17 kişi, 3 kişinin fikirlerine katıldıkları için mi sustu?

You’ll be the one I was meant to find

Bulmaya çalıştığım kişi sen olacaksın
It’s up to you, and it’s up to me

Sana ve bana bağlı
No one could say what we get to be

Ne olacağımızı kimse söyleyemez
So why don’t we rewrite the stars?

O halde neden yıldızları yeniden yazmıyoruz?

1 thought on “ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYE ÖVGÜ

  1. Yürekten gelene inanmış bir aklın önünde hangi mantık durabilir ki? Bu sözü defalarca okudum eminim hayatım boyunca unutmayacağım… O yüzden çok teşekkür ederim:)
    Gençler kendini ifade edemiyor. Staj yaptığım dönemde gözlemlediğim kadarıyla öğrenci kendini ifade etmeye çalıştığında yanlış bir şey söylediğinde anında uyarılıyor ve aşağılanıyor, hem öğretmen tarafından hemde yanındaki arkadaşları tarafından bunun korkusuyla içe kapanıp kendilerine olan öz güvenlerini kaybediyorlar. Bu durum daha sonra toplumsal boyutta dönüşüyor insanlar fikirlerini söylemeye korkar oluyor kısacası dediğiniz gibi her şey ezberden kaynaklı 🙁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.