EJDERHANA KENDİNİ NASIL SEVDİRİRSİN?


Evimde bir evcil bir hayvan beslemek isteyip bir türlü karar veremediğimi seninle daha önceden paylaşmıştım. Şöyle fazla ilgi istemeyen, çok sorumluluk gerektirmeyen iyi huylu bir evcil hayvan. Chow Chow (Çin Aslanı) çok çekici gelmişti. Ama Çin Aslan’ının karakterini duyunca vazgeçmek zorunda kaldım: oldukça kaprisli, sinirli, sahibini bile ısırabilen. Hem zaten köpekleri sabah akşam dolaştırmak gerekiyordu. Kedilerle oldum olası yıldızım barışmamıştı. Ama kuşlar başkaydı. Papağan alırsam konuşabilirdi de… İsmini de Chow Chow koydum mu bütün hayallerim gerçekleşmiş olurduJ Bütün eğitimiyle adım adım ilgilenebilmek için altı aylık yavru bir sultan papağanı aldım. Ve hayatın gerçekleriyle karşılaştım. Chow Chow öyle filmlerde şarkılardaki gibi mini mini her koşulda mutlu olan sahibini koşulsuz seven cici bir kuş değildi. Chow Chow’un bir karakteri ve kuralları vardı ve eve geldiği andan itibaren aramızda gizli bir iktidar savaşı başladı

15.03.2019 Cuma

Kuşu eve getirdiler. Çok korkmuş ve üşümüştü. Onu oturduğum koltuğun yanındaki sehpanın üzerine yerleştirdim. Uzun uzun beni seyretti. Bu ilgiden cesaret alıp ona elimle yemek vermeye falan çalıştım. Kafesin içine elimi soktum. Sonra da Chow Chow bana küstü. Bana sırtını döndü ve kafesin arka köşesinde cezalı çocuklar gibi hareketsiz durdu. İşte ilk gün tanışmamız böylesine sevgi ve şefkat dolu oldu.

16.03.2019 Cumartesi

Ertesi gün de duruşundan hiç taviz vermedi. Hiçbir şey yemediğini fark edince endişelendim ve kuşu aldığım yeri aradım. Kuş kumu ve dal darı  almamı söyledi. Hemen bir koşu gidip aldım. Kafesin içine koydum. Bir fark yaratmadı. Ya kuşum açlıktan ölürse diye üzülmeye başladım.  Biraz kafese yaklaşıp “Chow Chow” diye seslenip ıslık çaldım hiç ilgi göstermedi. Ben de stopify uygulamasından kuş sesleri dinlettim. Biraz tek heceli ciyaklar gibi öttü. Bütün gün ben yokmuşum sanki hiç var olmamışım gibi davranmaya devam etti.

Aslında haklı olduğunu düşündüm. Onu annesinden kardeşlerinden ayırıp bir kafesin içine koymuştum. Kocaman bedenimle ve sesimle onu korkutuyordum. O burada olmayı seçmemişti. Onun doğasında uçmak vardı, kendi cinsleriyle oynamak vardı. Ben onun için uygun bir arkadaş değildim. Diğer yandan bu kuş doğada doğal yollarla dünyaya gelmemişti. Yani onu dışarıya salıversem kedilere yem olurdu ya da açlıktan ölürdü. Ben olsam da olmasam da onun koşulları asla doğasına uygun olamayacaktı.

Bu yüzden onu salmaktan vazgeçtim.

17.03.2019 Pazar

Pazar günü az da olsa bir şeyler yemeğe başladığını fark ettim. Bir nebze olsun içim rahatladı. İnternetten papağan bakımıyla ilgili siteleri araştırmaya başladım. Okuduklarım beni hayrete düşürdü.

“Papağanlar evcil hayvanlar değildir. Papağanlar avcı hayvanlardır.”

“Papağanlar çok hassastırlar, kendi alanlarına girdiğinizde , onunla yeterince ilgilenmediğinizde size küserler.”

“Papağanların hareketlerinden, seslerinden boyunlarını çevirisinden, tüylerinin kabarıklığından, gözlerinden, dışkısından nasıl olduğunu anlayıp ona göre hareket etmeniz gerekmektedir.”

“Papağanların beslenmesine. aldıkları besinin değerlerine dikkat etmelisiniz. Kefir, yumurta yemi onlar için uygun besinlerdir.”

“Papağanlar çok zor evcilleşir, çok sabırlı olmalı ve onlarla bol bol vakit geçirmelisiniz.”

Evet Chow Chow için ciddi bir mesai harcamam gerekiyordu. Kendi kendime “Eee o zaman keşke evlatlık çocuk falan alsaydım.” diye düşündüm. Biraz Chow Chow’la ilgilenip konuşmaya çalıştım. Yine bana sırtını döndü. Ben de ilgilenmedim. Üç gündür ne yapsam yaranamamıştım.

18.03.2019 Pazartesi

Sabah erkenden evden çıkıp okula gittim ve eve çok geç geldim. Eve gelip kuşun yemini suyunu değiştirmek için kafesin yanına gittiğimde bir sürprizle karşılaştım. Kafesin altında kocaman ucu kanlı bir tüy vardı. İnternette okuduklarım aklıma geldi.

“Papağanlar ilgi görmediklerinde ve yalnız kaldıklarında tüylerini koparırlar.”

Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Çok üzüldüm. Kafesin karşısına geçip sırtı bana dönük Chow Chow’a yumuşak bir tonda güzel güzel sözler söylemeye başladım. Duyan kesin beni dünyanın en büyük aşığı sanırdı.

“Cici kuş

Tatlı kuş

Chow Chow

Güzelim

Yakışıklım (cinsiyetini bilmiyorum)

Seni seviyorum

Sen çok özelsin

Ben sana çok iyi bakmak istiyorum

Ben seninle arkadaş olmak istiyorum

Sen tüylerini yolunca ben çok üzülüyorum

Cici kuş”

Rahat bir on beş yirmi dakika Chow chow’la konuştum, daha doğrusu ona methiyeler yağdırdım. En sonunda bana doğru döndü ve hayretle gözlerimin içine bakmaya başladı. O zaman onunla sanki bir insanla konuşur gibi konuştum. Durumu anlattım. Resmen dinledi. O günden sonra tüylerini yolmadı.

19.03.2019 Salı

İş arkadaşlarımdan papağan ve kuş besleyenler varmış. Onlarla konuştum. İlk günden kafesin kapağını açıp kuşu serbest bırakmışlar. Sonra kendi kendine kafesine geri dönüyor dediler. Ben de eve gidince hemen kafesin kapağını açtım.

Sürekli tepelerde dolaştı. Televizyonun yerleştirildiği ahşap panonun üzerinden inmedi. Ben de kuşu kendi haline bıraktım ve salonun kapısını kapatıp kendi işlerime baktım. Sonra Chow Chow’un kesik kesik çıkan ciyaklamasıyla irkildim ve hemen salona gittim. Chow Chow’un sesi geliyordu ama kendisi yoktu. O anda aklıma üzerinde dolaştığı panonun üstünde boşluklar olduğu ve bu boşluklardan yere düşebilme ihtimali geldi. Eğer böyle bir şey olduysa onu oradan sadece mobilya ustası çıkarabilirdi. Ustalar kim bilir ne zaman gelirdi ve o zamana kadar… Çaresizce elim telefona gitti, geç bir vakitti ama bu vicdan azabıyla yaşayamazdım.

Tam o sırada Chow Chow tavandaki ışık havuzundan çıktı. İlk önce şöyle bir rahatladım. Sonra ışık havuzundaki elektrik kablolarını ve ledleri düşündüm; hepsi ayrı bir tehlikeydi. Endişeden bayılacak gibi oldum. Bir kaç kere ümitsizce kuşu aşağıya çağırdım. Ama tavanın tepesinde beni seyretmekten çok memnundu ve belli ki aç kalsa da susuz kalsa da oradan asla aşağı inmeyecekti.

Balkona gittim, villada sopasını aldım. Sopayla kuşun yakınına biraz dokundum. Sinirli sinirli uçtu ve televizyonun üstüne kondu. Aynı şekilde televizyona dokundum panikten televizyonla panonun arasına düştü ve orada sıkıştı. Oradan dışarı çıkmasına yardım edeyim derken yere düştü. Yerde yürüyerek benden kaçmaya başladı. Masa örtüsünü alıp üzerine kapattım hafifçe tutup kafesin içine koydum. Bana inanılmaz kızdı. Sırtını dönüp küstü.

Evet çok büyük bir travma yaşamıştı ama benim de aşağı kalır yanım yoktu. Karşımda bir canlı vardı. Tıpkı bir insan gibi duyguları, hisleri, bir yaşamı vardı. Ve ben ne yaparsam yapayım ona kendimi sevdiremiyordum. Zaten sevgi zorla olur muydu? İyilik ve barış için attığım adımlar bambaşka sonuçlar doğuruyordu. Bu kuş ne yapsam yanlış anlıyor.

İşte böyle hayalet okuyucum. Sanırım seninle yaşadığımız bu ilişki dünyanın en ideal ilişkisi. Kimse kimseye zarar vermiyor, kimse kimse kimsenin alanına girip onu yapmak istemediği şeyler için zorlamıyor. Chow Chow eğer bir insan olsaydı onu çoktan bırakmıştım. Ama artık bırakamam, çünkü benden başka gidecek yeri yok. Başka yollar denemeye ve emek vermeye devam edeceğim. Kuş vahşi, avcı bir hayvan, özgür bir ruhu var. Chow Chow bir avcı kuş, adı köpek adı ve ruhu ejderha ruhu…

And she fights for her life  Ve hayatı için mücadele ediyor

As she puts on her coat     Ceketini giyerken

And she fights for her life on the train  Ve trende yaşamı için mücadele ediyor

She looks at the rain  Yağmura bakıyor

As it pours  yağarken

And she fights for her life  Ve yaşamı için mücadele ediyor

As she goes in a store  Where the people are pleasently strange  

Bir mağazaya giriyor      İnsanların hoş bir halde garip olduğu

And counting the change  Ve bozuklukları sayıyor

And she goes…  Ve gidiyor

Nobody knows    Kimse bilmiyor

Nobody knows    Kimse bilmiyor

16 thoughts on “EJDERHANA KENDİNİ NASIL SEVDİRİRSİN?

  1. Chow Chow çok tatlı ve çok güçlü duruyor iyi ki almışsınız, çok sevindim. Eminim zamanla birbirinize alışacak ve çok seveceksiniz her şey bir anda gerçekleşmiyor birazcık sabır ve zaman işte… Bence çok tatlı bir ikili olacaksınız 🙂

  2. chow için mutluyum , hassas ve irdeli bir mekanda yaşıyor . zamanla sizin çizgilerinizi siz de onun çizgilerini öğrenir uyumlu bir şekilde yaşarsınız . ama biraz çevresini yeşillikle doldurursanız mutlu olabilir . onu şimdiden yüceltmişsiniz bir köpek adına sahip ejdarha ruhlu bir kuş . biraz onu unutup odada kendi halinizde doğal davranın . sevecektir sizi .

    1. Evet biraz onu unutup doğal davrandığımda kendine geliyor. Yanına yaklaştığımda ilgi gösteriyor sonra yine şımarıyor:) Çevresini ne gibi yeşilliklerle doldurayım?

    1. Dusuncelerinizi paylastiginiz icin cok tesekkur ederim😊 Herkesin tercihi farkli oluyor dogal olarak. Benim de gozumdeki alerji tetiklendi bir kac gundur, dilerim Chow Chow kaynakli degildir.

  3. Sizi daha geç gelir diyordum🙂
    Evde hayvan beslemek zor gerçekten özveri, sabır, emek istiyor. Anne olmak gibi bir anlamda ufak ufak 🙂
    Kedileri ben çok severim ama evde besleyemem diye düşünüyorum sokakta her bulduğumu severim.
    Sağ olsunlar hep çizerler sağ olsunlar 🙂
    Umarım crow ile her şey yolunda gider 🙂

    1. “Sizi daha geç gelir diyordum” bu cümleyle ne demek istediniz?

      Annelere saygım zaten büyüktü ama bu kuş olayından sonra gözümde gerçekten daha bir büyüdüler. Allah dağına göre kar veriyor sanırım.

      Chow Chow geldiği günden beri bana alışma belirtisi göstermedi. Depresyonda da değil, kendi halinde…

      1. Bir önceki yazınız ara verir gibiydi uzun sürer düşüncesi vardı kişisel olarak.
        Crow için ne kadar bir yorum olur emin değilim.
        Ama psikoloji üstünden düşünüyorum da bir varlığa kendini sevdirmeye çalışmak zordur yapay, sahte gelir.
        Oda soruyordur belki niçin sevdirmeye çalışıyor kendini ?
        Olağan akışı içinde oluşan sevgi farklıdır daha doğal, kontrolsüz olduğu için. Belki biraz ilginin şeklini değiştirmelisin.
        O yaşasın diye değil içinden gelen doğal özveriyi sevgiyi göstermek o zaman farklı sonuçlar doğurabilir.

        1. Evet haklısınız, benim de niyetim şöyle bir ay yazmamaktı. Hala da öyle bir niyetim var. Ama galiba yazmak ben de bir alışkanlık oldu, beynim nasıl yazarım diye çalışıyor.Şimdiden yazacağım iki yazının konusu belli:) Bu güzel bir şey galiba

          Chow Chow da mesele evcil bir hayvan değil avcı,tamamiyle doğaya ait bir canlı olması. Evcilleştirilmesi gerekiyor, bunun için de belli yöntemler varmış. Ama benim duyduklarımı ben uygulayamam…Neyse bir sonraki yazımın konusu yine Chow Chow, orada anlatırım. Tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim, yazdıklarınızı göz önüne alacağım.

    1. Ne kadar zaman alır? Çok uzun süre yalnız bırakmıyorum zaten ama geldiği günden beri bana alışma belirtisi göstermedi. Depresyonda da değil, kendi halinde…

  4. Selamlar canım, bu tatlı yazından sonra hayvanlar alemine daldım. Önce Çin aslanına baktım. Sonrada papağan konuşmaları dinlemeye başladım. 🙂
    Müthiş tatlı konuşuyorlar. Alışma günlerini çabuk atlatırsınız inşallah. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.