DUOMO’DA(MİLANO) BİR TÜRK

Dantel gibi değil mi?

Dantel gibi değil mi?

Sabah 10:31 treniyle Merate’den Garibaldi’ye geldim.Yeşil hatla Cadorna’ya geçtim. Cadorna’dan kırmızı hatta binip Duomo’ya 12:00 sularında vardım. Çok susamıştım ve tuvaletim gelmişti. Üzerinde kocaman kocaman gellatto yazan bir pastaneye daldım ayıp olmasın diye de üç top gelato (İtalyan dondurmasıyla) çıktım. Elimde dondurmam Duomo’nun sol yanındaki sokaktan yürümeye başladım. Parfüm denedim. Yasemin kokulu parfüm istiyorum. Ama 3-4 denemenin sonunda anladım ki burnumla dışarıdan algıladığım koku tenimde ot gibi kokabiliyor. Ya da bilmiyorum belki de ben yoğun vanilya, misk notalı kokulara alışığım, bu biraz hafif geldi.

IMG_4845

Sonra dönüşte Duomo katedralinin arkasına bakan bir kafeye oturdum. Bir Amerikano söyledim. Niyetim Hasan Ali Toptaş’ın ‘Başlarken Yalnızsın Bitirirken Daha da Yalnızsın’ kitabını okumaktı. Ama bunun çok saçma olduğunu fark ettim, yani kitap okumanın; etrafta bunca seyretmeye değer insan, yapı, sokak falan varken.

IMG_4846

IMG_4868

Milano La Scale Tiyatro müzesine gitmeye karar verdim. Duomo Katedrali’ne sırtını verdiğin zaman sağ tarafına düşen Galleria pasajına girdim ve orada uzunca bir sure kaldım. Neden mi?

Şapkalar beni benden aldı. Alacakmış gibi deneyip durdum. Söylemesi ayıp el yapımı 130 Euro en ucuzu

Şapkalar beni benden aldı. Alacakmış gibi deneyip durdum. Söylemesi ayıp el yapımı 130 Euro en ucuzu.
Kendime kocaman bir kalp aldım Milano'dan. Ne yapayım şapkayı:)))

Kendime kocaman bir kalp aldım. Ne yapayım şapkayı:)))
Prada'nın önünde moda çekimlerine denk geldim. Fotoğraf çekmek için arkalarından önlerinden dolaşırken, fotoğraf karelerine ben de girdim ama beni siler herhalde...

Prada’nın önünde moda çekimlerine denk geldim. Fotoğraf çekmek için arkalarından önlerinden dolaşırken, fotoğraf karelerine ben de girdim ama beni siler herhalde…
Ben iyicene entellektüel oldum. İtalyanca kitapların içinde okuduğum var mıdır diye gezinip durdum. Tabi ki Murakami her yerde.

Ben iyicene entellektüel oldum. İtalyanca kitapların içinde okuduğum var mıdır diye gezinip durdum. Tabi ki Murakami her yerde.

Galleria’dan çıktığımda La Scale Tiyatro Müzesine gideceğimi unutmuştum. Bu yüzden olsa gerek ara sokaklara girdim. Avare avare dolaşmaya başladım. İnsanlar sokakta dükkanların önünde oturmuş pizza yiyorlardı. Karnım yavaş yavaş acıkmaya başladım. Merate’de halam sayesinde bütün İtalyan atıştırmalıklarını bildiğim için insanların doluştuğu hiçbir yerin menüsü bana güzel gelmedi.Duomo’nun ön yüzüne açılan bir caddeden geçerken sağ tarafımda insanların merdivenlere oturmuş karşılarındaki binayı seyrettiklerini gördüm. Tamamen içgüdüsel olarak bende onlarla oturdum. Gözüm karşımdaki kocaman saate takılıp kaldı.

Zaman sen nasıl bir oyunbazsın. Bazılarına göre; örneğin Einstein; dün bugün yarın hep aynısın.

Zaman sen nasıl bir oyunbazsın? Bazılarına göre; örneğin Einstein; dün bugün yarın hep aynısın.

Yürümeye devam ettim. Bu sefer de Duomo’nun soluna düşen sokakları dolanmaya başladım. Bulamadım bir türlü aradığım yiyeceği bulamadım. Hayal kırıklığıyla idere eder diye düşündüğüm pastaneye benzeyen ama yemekte servis eden bir yere doğru gitmeye başladım. Fakat yolumu biraz değiştirdim. Çünkü yol üzerinde pizza restoranları vardı ve elemanları beni hiç rahat bırakmamıştı. Bir üst sokakta kocaman kocaman pencereleri olan şarküteriye benzeyen ama o kadar çok yiyecekle dolu dolu olmayan bir dükkan gözüme çarptı. İçeride takım elbiseli adamların ve şık giyimli bayanların olduğu bir kaç masa vardı. Kapıda fiyat listesi de asılıydı, çokta pahalı değildi. İçeri girdim. Tahtadan yapılmış masalardan birine oturdum. Garson hemen önüme ilginç bir servis tabağı koydu. Onun yanına da kocaman bir küllah dolusu parmesan peyniri, bir de içinde değişik değişik ekmeklerin olduğu bir sepet. “Hayırdır İnşallah” dedim içimden.

IMG_4862

Burası bir şarap tadım yeriymiş aynı zamanda.
Burası bir şarap tadım yeriymiş aynı zamanda.
LOdi bölgesinin peynir, şarap, jambon gibi ürünlerini de satıyorlar aynı zamanda. Mekanın ismi Casa Lodi. Casa ev demek İtalyanca.

LOdi bölgesinin peynir, şarap, jambon gibi ürünlerini de satıyorlar aynı zamanda. Mekanın ismi Casa Lodi. Casa ev demek İtalyanca.
Veggie'yi ısmarladım. Patlıcanlar teflon tavada yağsız yapılmış pek sevmedim. Ama sunum beni benden aldı.

Veggie’yi ısmarladım. Patlıcanlar teflon tavada yağsız yapılmış pek sevmedim. Ama sunum beni benden aldı.
Tataaaaaaaaa:)))

Tataaaaaaaaa:)))

Casa Lodi’de uzun uzun oturdum. Yiyemediğim yemeğimi seyrettim. Ekmek ve parmesanla karnımı doyurdum. Üstüne kahve söyledim. İki tane mısır unuyla yapılmış olduğunu tahmin ettiğim biskivüyle servis ettiler. İştahla yedim sonra bana durup durup bisküvi getirdi garsonlar, bir de gülümsediler. Ben oturmaya devam ettim. ÇOk ferah, huzurlu ve sakindi.

İyice dinlendikten sonra metroyla Merate’nin yolunu tuttum.

Not 10: Aklımdasınız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.