ÇÖPÇATAN

Sevgi iyileştirir, sevgi güçlendirir. Sevgi mucizelere gebedir, olmaz dediğini oldurur.

Ben küçükken anneannemin çöpçatan ruhlu bir kardeşi ve kocası vardı. Sürekli bekar kadınlara ve erkeklere eş adayları bulur tanıştırırlardı. Anneannem eğer 7 kişiyi evlendirirsen ölünce cennette yerinin hazır olduğunu söylerdi. Nur içinde yatsınlar çok iyi insanlardı; kalpleri ruhları tertemiz, iyilikten başka niyetleri olmayan. 7’den fazla kişiyi de evlendirdiklerine şahit oldum ve duydum ama hepsi boşandı. Üstüne üstlük hepsi ayrıldıktan sonra onlara düşman oldu. Gerekçeleri de şuydu: Neden onlara evlenmeden önce o erkek ya da kadınla ilgili bütün gerçekler anlatılmamıştı? Ayşe Arman’ın Tenkap Eş Bulma Şirketinin kurucusu Yunus Sezener’le olan röportajını okurken tüm bunları hatırladım. Sezener’in kadınlar ve erkeklerle ilgili tespitleri beni düşündürdü ve bu yazımda da bu düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Yaşadığımız çağın kadınlar için zor bir geçiş evresi olduğunu düşünüyorum. Ataerkil sistem yüzyıllar boyunca kadını ezdi ve nesnelleştirdi. Bundan 80 -90 yıl öncesine kadar kadının ne çalışma hakkı vardı ne de kendini ifade etme özgürlüğü. Zaman içerisinde zorlu mücadelelerle kadınlar haklarını kazandılar. Artık kadınlar kanun önünde erkeklerle aynı haklara sahipler. Fakat bu kadının hak ve özgürlüklerini tamamen içselleştirmiş olduğu anlamına gelmiyor. Yüzyılların getirdiği ezilmişliğin genetik mirasını bütün kadınlar kendi içlerinde taşıyorlar. Bu genetik mirasa halen daha süregelen ataerkil sistem eklenince ortaya değişik manzaralar çıkıyor. Çalışan, kendi ayakları üzerinde durup teoride bağımsız olan ama kendini değerli görmeyen kadınlar, hala sadece medeni durumuyla değerli olacağına inanan kadınlar, kendini kariyere adayıp kimliğine yabancılaşan kadınlar… Ve sonuçta erkek kadın için kadında erkek için var ama bir türlü orta yolu bulamıyorlar. Eş seçimi, evlilik gitgide daha da problemli bir kurum haline geldi.

Sezener, eş bulmak için gelen kadınlara “Kendinizi seviyor musunuz? Kendinizi sevilmeye değer görüyor musunuz? Sizinle yaşamak keyifli midir?” gibi sorular sorduğunda genelde bir kaç soruya hayır cevabı aldığını söylüyor. İşte bu “Hayır” cevabı alan sorular asıl çalışma kaynakları oluyormuş. Yani asıl mesele kendinle barışık olmak, kendini sevmek ve kendinle mutlu olmak. Kendisini sevmeyen insan bir diğeriyle mutlu olamadığı gibi hayat arkadaşını da mutlu edemez.

Sezener, devrin değiştiğini artık kadınların erkeklerin peşinden koştuğunu ve erkeklerin ciddi bir ilişki istemedikleri gibi ilişki içinde bulundukları kadınlara çok iyi davranmadıklarını sanki ima ediyor. Feminist olduğunu iddia ediyor ve erkeklerin sistem içindeki avantajlı durumlarından memnun olduklarını belirtiyor. Ve “Kadınlar kendi değerlerine sahip çıkarlarsa dünya değişir.” diyerek çözümünü sunuyor.

Bu noktada iki soru aklıma geliyor :1) Neden erkekler değil de kadınlar dünyayı değiştirmek durumunda?

Çünkü o erkekleri doğuran, büyüten yetiştiren kadınlar. Bu adamlar yanlış bir şey yaptıklarını düşünmüyorlar ki, sonuçta ailesinden böyle görmüş, onu çevreleyen insanlarda bir şekilde desteklemiş.

2) Kadınlar kendi değerlerine nasıl sahip çıkacak?

Kendinin değerli olduğuna inanarak ve bu inancı hayatına geçirerek. Ne yazık ki bize kalan genetik miras ve toplum düzeni genellikle kadına değersizlik hissi veriyor ve buna karşı durmak çok kolay değil. Düşünüyorum da belki de bu yüzden ben de dahil olmak üzere pek çok kadın kişisel gelişim kurslarına, yogaya, kendilerini keşfetmelerini kolaylaştıracak her türlü eğitime erkeklerden çok daha ilgili ve açık. Yani kadınlar bütün engellere rağmen kendi değerlerine keşfetmeye ve sahip çıkmaya çalışıyorlar.

Sezenler, kadınların kriterlerini çok yüksek tuttukları için zamanın hızla geçtiğini ve bir gün “Yeter ki yalnız kalmayayım da kim olursa olsun.” diyebileceklerini söylüyor. Burada bir çelişki var. Eğer bir insan kendini sevilmeye değer görüyorsa ve kendini seviyorsa yalnızlığı sorun etmez, çünkü belli ki bu onun kendi seçimidir. O insan mutlu ve huzurludur. Ve eğer bir insan yalnız kalmamak için evleniyorsa , evlenince yalnızlığı biter mi çok emin değilim.

Ben bir tek aşkı bilirim, aşkla gelen sevgiyi bilirim. Sevgi iyileştirir, sevgi güçlendirir. Sevgi zorla olmaz. Sevgi, öncelikle öz sevgi mucizelere gebedir, olmaz dediğini oldurur. Ne zaman nasıl geleceği de hiç belli olmaz.

So you can keep me / Böylece beni saklayabilirsin

Inside the pocket of your ripped jeans / Yırtık kotunun cebinde

Holdin’ me closer / Beni daha yakın tut

‘Til our eyes meet / Gözlerimiz buluşana dek

You won’t ever be alone / Asla yalnız kalmayacaksın

And if you hurt me/ Eğer beni kırarsan

That’s OK, baby, only words bleed / Sorun yok bebeğim sadece kelimeler kanar

Inside these pages you just hold me /Bu sayfaların içinde sadece beni tut

And I won’t ever let you go / Ve asla gitmene izin vermeyeceğim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.