ÇIĞLIK: RUHUN İÇSEL RESİMLERİ


Geçen sene bir arkadaş bana ”Savaşçı Tanrıçanın Yolu” adında bir kitap tavsiye etti. Açıkçası adı çok iddialı geldi. Başlığın altındaki yazı daha da iddialıydı: Olmanız gereken kadın olun… Bir kere neden insan değil de kadın? Olmam gereken bir zaruri durum mu varmış? Kitabı yine de aldım ve geçen hafta okudum. Kitap şu zamana kadar okuduğum bütün kişisel gelişim kitaplarını bir güzel özetlemiş, organize etmiş ve kadın bakış açısına göre uyarlamış. Kısaca kitap bence başarılı. 10 maddede hayatınızı nasıl dönüştürebileceğinizi bir çırpıda anlatıyor. Okuması güzel ama o maddelerin her birini yaşama geçirebilmek işi bir ömre bedel. İnsanın kendini araması ve her bulduğunu zannettiği anda yeni bir şeyler keşfedip şaşırması gibi…

Kitapta gücün çoğunlukla dışarıda aranmasının hayal kırıklığına, kıskançlığa, huzursuzluğa yol açtığı yazılı… Oysa ki gerçek güç içimizde, kendimize ve yapabileceklerimize inanmakta….

“…Kendimizi başkalarıyla kıyaslarız. Bizden daha çok ışıldayan ya da kendi benlik hissimizi bir şekilde tehdit eden kadınların etrafında kıskançlığa ve korkuya kapılırız…” sy38

Kıyaslama her zaman özgünlüğü silip süpürür. Kıskandığın zaman odağını kendinden bir başkasına yöneltmiş olursun. Böylece kıskanılan güçlenmeye başlar. Asıl mesele o, bu, şu olmakta değil. Kendin olmakta, kendi içinde gücü, huzuru keşfetmekte.  Hayat kontrol edilemez. Olacak olan olur. Yapılması gereken anda kalabilmek….

Artemis

Peki bu anda kalma meselesi nasıl olacak? Yani sakinim, soğukkanlıyım diye her şeyi alttan mı alacağız, sürekli empati gösterip gülümseyecek miyiz? Bu yapmacık olmaz mı? İçin yanıyor, bam teline basmışlar sen huzurlu gülümsüyorsun, çünkü kendi gücünü bulmuşsun. Tabi ki yok böyle bir şey; gerekli tepkiyi gerekli zamanda vereceksin. İçindekileri mertçe ifade edeceksin…

Ama işte o zaman sana kaba diyorlar çünkü kitaba göre kadınalar:

“Ve kızlar olarak özellikle çocukken ve daha sonrasında, bize sessiz sakin bir hanımefendi olmamız öğretildi:

‘Sorulmadıkça konuşma.’

‘Seni görsünler ama duymasınlar.’

‘İnsanları üzecek bir şey söyleme.’

Çocukluk döneminde öğrendiğimiz dersler çoğumuza gerçek, özgün sessimizi bastırmamızı söyledi. Genellikle yetişkinlik dönemine geldiğimizde, gerçekte nasıl hissettiğimizi veya düşündüğümüzü bilmeyiz bile!

Özgün iletişim “Başkalarının duygularını incitmemek için nazik olmalıyım” gibi koşullar içermez… Siz en derin hakikatinizle uyumlu olduğu için değil, başka insanların tepkilerinden kaçmayı tercih ettiğiniz için naziksiniz.” (Sy 144-145) İçimden gelen bu alıntının olduğu sayfalardan 5-10 fotokopi alıp sürekli yanımda taşıyıp gerek gördüğüm kişilere dağıtmak ve sonra tekrar fotokopi çektirip dağıtmaya devam etmek…

Edvard Munch “Çığlık”

Kitabı okuduktan sonra nedense kendimi Azra Kohen’in Fi ve Pi kitaplarından uyarlanan internet dizisini izlerken buldum. Dizinin her saniyesi gerilim dolu. Sürekli acaba şimdi nasıl bir entrika olacak, karakterler nasıl bir dönüşüm geçirecek diye izledim durdum. Can Manay prens görünümlü psikopat; Duru’ya olan  aşkı hemen hemen her genç kızın rüyası değil midir? Her ne olursa olsun seni çok seven, senin uğruna her şeyi yapmayı göze alan tutkulu aşık… “Her şey” çok tehlikeli bir ikili, içinden neyin çıkacağını bilemiyoruz. Tıpkı Pandora’nın kutusu gibi…

Dizide ilgimi çeken bir başka konuda sanata ve sanatçıya olan yaklaşımdı… Edvard Munch’ın “Çığlık” adlı tablosuna bakıp Deniz “ Belki de sanatçıların psikolojik rahatsızlıkları hiç tedavi edilmemeli. Onlar sağlıklı ruh hallerine kavuşurlarsa böylesine güzel eserler ortaya çıkmaz.” dedi. Aklıma “Savaşçı Tanrıça’nın Yolu” adlı kitaptaki ‘özgünlük’, ‘içsel sesini bulmakla’ ilgili bölümler geldi. Munch içsel derinliklerinde ilerleyip bunu resim sanatıyla ifade etmeyi seçmiş olamaz mı? Özgün sesini bulduğu için de toplumdan ayrı düşmüş… Acaba tedavi olmak istedi mi? Ya da tüm eserleri tedavi olma yolu muydu? Şu cümleleriyle içinde ilerlediği yolculuğu net bir şekilde ifade ediyor.

“Nature is not only all that is visible to the eye…It also includes the inner pictures of the soul.” Edvard Munch

“Doğa sadece göze görünen değildir. O ayrıca ruhun içsel resimlerini de kapsar.”

Ve Fi dizisindeki ünlü, başarılı psikolog Can Manay onca kötülüğü yaparken tıpkı bir sanatçı gibi kendi içsel benliğini ortaya koymuyor mu? Acımasızlığının kurbanı insanlar onunla savaşacağım derken onun gibi olmuyorlar mı? Bu dizide yaşanan olaylar gerçek yaşamla da örtüşmüyor mu?

İşte bir içsel gücü bulma şarkısı…

One of me is wiser 
Bir yanım bilge 
One of me is stronger 
Bir yanım güçlü 
One of me is a fighter 
Bir yanım savaşçı 
And there’s a thousand faces of me 
Ve burada binlerce yüzüm var 

6 thoughts on “ÇIĞLIK: RUHUN İÇSEL RESİMLERİ

  1. Seni her okuduğumda, derin bir nefes alıp, bir kez daha derinlerime dalma isteği duyuyorum.Teşekkürler🙏

  2. Merhaba.
    Fi sevdiğim bir kitaptır. Diziyi izlemedim başarısız bulduğum için.
    Can kendini ortaya koyan bir insan değil kendinden ölesiye kaçan ve yarattığı ideal benlikler ile var olan yaşayan biri kendi içselliğine duyarsız bir psikolojik yapıya sahip.
    Kitaplarını okudun mu diğer ? Kendine yakın bulduğun karakter hangisi kitapta ?

    1. Evet bir arkadaşım daha aynısını söyledi. Kitapları okumak içimden geçiyor. Diğer pek çok kitap gibi, öne çıkarlar mı şu anda bilemiyorum. Evet Can için söyledikleriniz doğru ama bu da kendini arayış, ortaya koyuş ve yanılsama değil mi? Kendime en yakın bulduğum karakter Özge:) Sizin?

      1. Yanılsamayı anlayamadım ama can manay kendini arayan bir karakter değil.
        İkiye ayırılabilir. Bir insan yaşadığı psikolojik sorunlarla bir ömür aynı şeyi kendine defalarca yaşatabilir.
        Diğer yön yaşadığını onarır yaşam içinde ki kendine ait mesajları fark eder.
        Manay sadece ihtiyaçlarının tatmin olmasını isteyen bir karakter yapısı.
        Bilge’yi kendime yakın buluyorum 🙂

        1. Yanılsama dediğim doğru yaptığını düşünüyor, öğrendiği bu, hayatın ona dayattığı bu olmuş. Bu onun hatalarını, yaptığı kötülükleri hafifletmiyor ama onun da gerçeği bu işte. Bir yanılsamaya hapsolmuş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.