MELİKE LASTİKÇİDE

“En çok çocuk kitaplarını seviyordu. Çocuk kitaplarında yerçekimi yoktu, kurallar yoktu, suyun altında sonsuz saniye nefesini tutabilir, kimsesiz bir köşkte annesiz babasız atıyla özgürce yaşayabilirdi.” Kemal Hamacıoğlu Cumartesi günü öğle saatlerinde apartmanın yöneticisinden bir mesaj geldi. “Merhaba, arabanızın sağ ön lastiği patlamış.” “Bu konuda ne yapacağım konusunda bir tavsiyeniz var mı?” “İsterseniz ben değiştirebilirim.” “Çok […]

HADİ KOLAYSA SAKİN OL

“Bir insan sokakları süpürüyorsa, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürmelidir. O kadar iyi süpürmelidir ki, cennetin  ve dünyanın bütün sakinleri durup ‘Burada işini çok iyi yapan biri, dünyanın en iyi sokak süpürücüsü yaşadı.’ demelidir.” Martin Luther King Jr. Geçtiğimiz 3 hafta boyunca insanlardan kaçabildiğim kadar kaçtım, konuşmak durumunda kaldığımda kafamı öne […]

YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK

“…yalnız yaşı olmayan ve dünyalarını kendi içlerinde taşıyan insanlara dayanabildiğimi görüyorum.” Tezer Özlü Geçen gün Sakin’den iki tane mesaj geldi: “Aşkı bulan Tezer Özlü Bron/Broen izle; beğeneceksin.” Tezer Özlü; “1 Kadın 3 Şair” adlı yazımın sonunda sorduğum sorunun cevabıymış. Yani Tezer Özlü aşkın ne olduğunu biliyor demek istemiş. İyi de Tezer Özlü hayatı boyunca psikolojik […]

1 KADIN 3 ŞAİR: OLAY NEDİR?

“…beni kendime ördüğüm kozanın dışına çıkarmaya çalışıyordun, farkındayım. belki bazı kişilikler, kozadan çıkmak istemiyorlardır; o, ölüm kozası bile olsa…” Tomris Uyar – Aramızdaki Şey Pazar günleri evde olmayı seviyorum. Bazen semt pazarına çıkıyorum, taze İzmir otlarından, köyden gelen mevsim sebzelerinden alıyorum. Bu aralar bol bol cennet hurması tüketmeye çalışıyorum; hem şeker ihtiyacımı fazlasıyla karşılıyor, hem […]

KARANTİNA

En sonunda Çekirdek Kadro (Peter Pan, Kavalcı, Uyuyan Güzel) evime misafirliğe geldiler. Yağmur ormanlarını, yoga kasesini, şarap bardağını ve havanı çalarak müzik yaptık ve cok eğlendik. Sonrasında akşam Bornova Büyükşehir Belediyesinin “Ziyaret” adlı oyununa gittik. Uzun süredir tiyatroya gitmemiştim, hem oyunun kurgusal yorumu hem de oyunculuk çok iyiydi. “Ziyaret” adlı oyun, Friedrich Durrenmant’ın “Yaşlı Kadının […]

BEN KENDİM İNSAN

“Herkes kendisi için bir derstir; elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir; başkasına değil kendime ders veriyorum” Montaigne Bir hafta kadar önce sana yazmayı planlıyordum. Ve o anda bir şeyi fark ettim. Artık yazmayı planladıklarım sadece beni kapsamıyor. Bunu yakın çevremde dile getiriyor: “İlk yazılarında kendinle başlar ve […]

BERLİN 3: LİMON SUYU

Bütün dünya tanışmış onunla, bir ben ve belki bir sen kalmış olabilir mi? 11.08.2018 Bugün günlerden Cumartesi, Şifacı’nın izin günü bütün gün evde oturup, akşam Monkey Bar’a gitme niyetindeydik. Ben dört beş gündür alkali beslenmemden çok uzak kaldığım için limonlu suyla bir teleafi kürüne gireyim dedim. Bütün gün boyunca hem kendime hem de Şifacı’ya bardak […]

YARATICILIK ÜZERİNE

Julia Cameron’un Sanatçı’nın Yolu adlı kitabındaki programı uygulamaya başladım. 12 haftalık bir yaratıcılığı uyandırma programı olan bu kitapta hafta hafta uygulanması gereken çalışmalar var. Öncelikli olarak her gün sabah kalkar kalkmaz bilinç akışıyla üç sayfa yazı yazman gerekiyor. Üç gündür yazıyorum ve bana yeni açılımlar kazandırmaya başladı. Daha önceden fark etmediğim olayları ve detayları yazmaya […]

BENİ SEV

Hissettiğim bu yazma arzusunun gerçekleştirememenin getirdiği baskıyla bir kurs arayışı içine girdim. Belki teknik olarak bir şeyler öğrenirsem ve bu işi başarmış insanların enerjisine ucundan kıyısından temas edersem motive olurum, içimdeki isteği pratiğe geçirebilirim diye düşündüm. İnan bana böyle yaşamak arafta olmak gibi. Düşünsene bir şeyi yapmayı çok istiyorsun, ne yapsan bu tutkuyu bastıramıyorsun ve […]

İYİ Kİ

Geçen sene Jose Saramago’nun Kabil adlı kitabını okumuştum. İlginç bir dili var. Konuşmaları belirtmek için tırnak işareti kullanmıyor . Nokta koymakta oldukça cimri olduğu için bol virgüllü cümleleri. Bu durum Kabil’i okurken beni zorlamıştı. Fakat az önce bitirdiğim “Körlük” adlı kitabında tam tersi oldu. Noktalama işaretlerinin bu şekilde kullanımı kurguya akıcılık ve gerçeklik kattı. Bir […]