BENDEN NE OLUR? KENDİYLE DOST OLUR!


İnsanın kendini daha iyi hissetmek için kendine yaptığı yatırımın ucu bucağı yok. İşte tam bu noktada ortaya kişisel gelişim sektörü devreye giriyor. Bugün internet arama motoruna “Kişisel Gelişim Kursları” diye yazdığınızda önünüze yüzlerce seçenek alt alta sıralanacaktır. Her geçen gün de bu  seçeneklere bir yenisi ekleniyor. Peki işe yarıyor mu? Kursların bitiminde vaat edilen mutluluğa ulaşılıyor mu? Benim kişisel gözlem ve deneyimime göre cevabım hayır. Çünkü hayat, insan doğası iki hafta sonu gidilecek bir kursla çözülecek kadar basit değil.

Bu tür kişisel gelişim kitapları ya da kurslarda sık sık tekrarlanan ana madde “Kendini sevmek” oluyor genellikle. Bunun sonucunda da ortaya kendini hiç sorgulamayan bunun yerine doğru yanlış yaptığı her eylemi savunan narsist insanlar çıkıyor ortaya. Onlar her zaman haklı, haklı olmasalar da haklılar. Üstüne üstlük kendini sorgulayan, doğrusunu yanlışını dürüstçe ifade edebilen insanlar da mundar oluyor böyle narsist bir insan kalabalığında. Sonuçta da herkes mutsuz, herkes halinden şikayetçi…Bildiğin gibi son iki aydır çok iyi değildim ve bu süreci bir kaç dostumla paylaştım. Uyuyan Güzel, bana bir kitap hediye etti. “Bu kitabın sana iyi geleceğini düşünüyorum.” dedi. Beni düşünmesi çok güzeldi ama kitaba baktım ve pek bir şeye benzetemedim.  İletişim Yayınlarından çıkmış 79 sayfalık Wilhelm Schmid adında bir Alman psikoloğun “Kendiyle Dost Olmak Hayatı Nasıl Kolaylaştırır?” adlı bir kitaptı. Kitabı 3-4 hafta önce bir Pazar sabahı elime aldım ve sonra bütün gün okudum. Deneyimlerim bana kendimle olan diyaloğumda bir takım yararlı beceriler kazandırmıştı elbet, bu kitapla bir bütün olarak kendimle olan ilişkimi gözden geçirdim ve çok iyi geldi.

Kitap sonuç bölümü hariç 10 bölümden oluşuyor. Şimdi sana her bir bölümün kısa bir özetini yazmak istiyorum.

  1. KENDİNİ SEVMEK Mİ KENDİYLE DOST OLMAK MI?

Yazar burada kendini seven insanın toplumun beklentilerine önem verdiğini ve bu standartlara ulaşmak için çabaladığını, mükemmelliği aradığını ifade ediyor. Oysa kendiyle dost olan  kendi içinde en iyi olanı teşvik etmek ister. Mükemmel olmamaktan incinmez. Kendini artısıyla eksisiyle iyi bilen ama yine kendini seven birisidir.

  • KENDİNİ ALGILAMAK VE KENDİNİ TANIYABİLMEK

Benlik çeşitli parçalardan oluşur. Örneğin, iştahı dillendiren bir ben vardır. Canı sürekli çikolata yemek isteyebilir. Tüm bu benlikleri bir araya toplayabilip bir biz yaratabilecek bir düşünsel benlik vardır. İşte bu düşünsel benlik çikolata isteyen iştahı bir kayısı yemeye ikna edebilir.

“Bir Biz’i meydana getirebilecek olan düşünsel Ben’im. Benliğin çeşitli parçalarını, güdülerini ve veçhelerini, bütün farklılıkları, çelişkileri, kuvvetleri ve zayıflıklarıyla daha iyi tanır böylece…”

Bir de zihinle ruh arasında daima süren bir çelişki vardır. Aklımdan geçen düşüncelere mi, hissettiğim iç sese mi kulak vermeliyim? Kendiyle dost olmak isteyen bir ben, ikisine de ayrı zamanlarda izin verir ve aralarında bir çatışma çıkmasını önler.

Bunların hepsini uygulamanın yöntemi de oturup kendi üzerinde ciddi ciddi düşünmekten geçer.

  • KENDİNİ DERT ETMEK

Kendi için dertlenmek bir korkunun ifadesidir. Başka bir deyişle zorlukları çekmekten korkuyorum demektir. Diğer yandan başına neler geldiğine kayıtsız kalamadığının ifadesidir ve bu son derece sağlıklı bir durumdur. Bu da insanın kendi hayatına duyduğu ilgiyle orantılıdır. Peki başıma gelecekleri değiştirebilir miyim? Sebep sonuç ilişkileriyle örülmüş şu hayatta önümde serilen yolun dışına çıkabilir miyim?

             Hem evet, hem de hayır.

             Memnuniyet ve memnuniyetsizlik nefes alıp vermek gibidir. Bu zıt haller

             arasında salınırken kendini dert eden insan bedenen, ruhen ve zihnen

             gelişecektir.

  • BENLİĞİN DUYUSALLIĞI

Kendiyle dost olan insan bedeniyle de dost olur. Bu mükemmel vücut hatlarına sahip olması anlamına gelmemektedir. Bedeni daha iyi algılayıp, hazları geliştirmeye yönelik bir eylemdir anlatılan. Böylece duyusallığımız yoğunlaşır. Burada duyusallıkla kast edilen bilenen beş duyumuz ve bunlara sonradan eklenen hareket duyusuyla sezme duyusudur.

  • BENLİĞİN TAŞIDIĞI RUH

Ruh benliğin enerji santralidir, onun enerjisi olmasaydı beden ölü madde olurdu. Yaşlanan, maddeden oluşan bedendir, ruh değil; zamanla bedenden çekilen enerjidir.  Ruhsal bakım, mantıken enerjinin bakımı demektir. Enerji her şeyden önce duygularla idrak edilir. Kendiyle dost olmak, duyguların tüm çeşitliliğini ve zıtlığını da kabullenmeyi gerektirir.

  • BENLİĞİN DÜŞÜNCELİLİĞİ

Düşünceler de tıpkı duygular gibi, hayatı taşıyan enerjinin ifade biçimidir. Düşünceyle duyguların bilincine varıp onları daha iyi idare edebilirim. Düşünerek anlamı sorgulayabilir, hayatıma yükleyebileceğim cevapları bulabilirim. Anlamın olduğu yerde enerji akışı olur; zorlukları alt etme ve teşebbüsleri gerçekleştirmeyi sağlayan güç olarak hissederiz onu.

  • KENDİNİ TANIMLAMANIN YEDİ BAŞLIĞI

Kendiyle daha fazla dost olmanın yedinci yordamı, benliğe açık seçik bir çerçeve çizmektir. Bunun için yedi noktada tanım getirmeye ihtiyaç duyarız.

  1. Kendi hayatımızdaki en önemli ilişkiler tanımlamak. Hangi aşk, arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri benim için önemlidir?
  2.  Şimdiye kadarki hayatımda iyisiyle kötüsüyle en önemli tecrübeleri tanımlamak.
  3. Kişisel hayatımızdaki Nereye, Niçin ve Niye’yi tanımlamak.
  4. Davranışlarımıza yön verebilecek değerleri tanımlamak.
  5. Kendi benliğimizle ilgili alışkanlıkları tanımlamak.
  6. Tecrübeleri hayatın bir parçası olabilecek korkuları, yaraları ve travmaları tanımlamak.
  7. Kendimiz için güzel olanı tanımlamak.
  • DÖNÜP GELEN SORULAR GÜZEL MİYİM?

Kendini olumlayabilen bir Ben, güzeldir.

Yargılamak kapar insanları, empati ise açar onları, bu insanın kendisiyle ilişkisinde de geçerlidir.

  • MUTLU MUYUM?

Mutlu olabilmek, insanın varoluşunun bir parçasıdır, mutsuz olabilmek de öyle. Kendi kendiyle dost olmanın dokuzuncu yordamı, bizi başka türlü mutlu olma denemesine sevk eder.

Olumlu ve olumsuz kutuplar arasında gidip gelebilmenin, hoşnutsuzluğun da hakkını verebilmenin, üzüntülü olmayı da içerebilen bir sevincin hasıl ettiği bereket hissinin mutluluğu, arada sırada veya süregiden mutsuzluğun da kıymetini bilebilen bir mutluluk.

  1. DOYGUN BİR HAYAT SÜRÜYOR MUYUM?

Doygun bir hayat, zorunlu olarak “başarılı bir hayat” anlamına gelmez.  Günümüzde başarıya böylesine tapınılması huzursuz edicidir, bu, yanlış yola sevk eder insanları. Hiçbir hayat hep başarılarla dolu olamaz, herkes kısmen  veya bazen de tamamen  başarısızlığa uğrayabilir.

Tam da birçok zorluk ve başarısızlıklarla dolu bir hayat, sahiden yaşıyor olma ve hayatı bütün bereketiyle yaşama duygusunu verebilir insana.

4 thoughts on “BENDEN NE OLUR? KENDİYLE DOST OLUR!

  1. Kitabı okumuştum kısa ve önerilerine arada göz gezdirilmesi gereken bir kitap.
    Çoğu yazarın anlatmak istediğini kısa kısa ifade edilmiş.
    Son 6 ay benim içinde zordu.
    Ummadığım bir çok şey yaşandı sonuçlandı ben seyirci izledim:))
    Geri kalanları Zihin dağınıklığı, unutkanlık :)))

    1. Kitabın her kelimesi bir anlam içeriyor. Çok derli toplu olmuş, ben de ara ara göz gezdireceğimi düşününüyorum.

      Hayat böyle bir şey zamanlaması da karşımıza çıkarttığı tecrübelerde bizden bağımsız. Şahitlik edebildiyseniz ne mutlu size, ben her zaman o kadar sakin olamam. Unuttuklarınız arasında ben de vardım sanırım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.