BEN KENDİM İNSAN

“Herkes kendisi için bir derstir; elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir; başkasına değil kendime ders veriyorum” Montaigne

Bir hafta kadar önce sana yazmayı planlıyordum. Ve o anda bir şeyi fark ettim. Artık yazmayı planladıklarım sadece beni kapsamıyor. Bunu yakın çevremde dile getiriyor: “İlk yazılarında kendinle başlar ve kendinle bitirirdin, sonuna kadar okumak oldukça zordu…” Artık değiştim. Başladığım noktadaki insan da değilim. Yazdıkça beni üzen, geriye çeken her ne varsa geride bıraktım. Elbette hayat inişler ve çıkışlarla dolu, mesele olan bitene ne kadar takılı kaldığın; yani bırakabilmeyi öğrenebilmek.

Kütüphanemin başına geçtim ve iki tane deneme kitabı buldum: Montaigne Denemeler ve Aldous Huxley Denemeler. Aldous Huxley’le başladım. Düşünceler güzeldi fakat çeviri dili çok kötüydü. Uzun uzun devrik cümleler. Aklıma Orhan Pamuk “Kara Kitap” geldi. Onda da cümleler uzun ve devrikti ama bir şekilde ben de okuma isteği uyandırıyordu. Aldous’dan tamamen soğumamak için kitabı okumayı bıraktım. Montaigne’ın denemelerini okumaya başladım. Çeviren Sabahattin Eyuboğlu’ydu ve cümlelerin kurulumunun titizliği ve dizili kelimelerin oluşturduğu bütünlük büyüleyiciydi. Okudum.

Okuduklarımdan aklımda bir tema kaldı: kendinden bahsetmek. Toplumda bir insanın sürekli kendi hayatından, yaptıklarından ve duygularından bahsetmesi çok hoş karşılanan bir şey değildir. Bu tür insanlar bencil, kendini beğenmiş gibi sıfatlarla tanımlanır. Bence kendinden bahsetmek değil de, kendinden bahsetme eyleminin altındaki niyet önemlidir. O zaman hadi şu sorunun cevabını verelim: İnsan neden kendini anlatmak ihtiyacı duyar?

Bütün insanlığın onun ne kadar değerli ve önemli bir insan olduğunu anlaması için.

Hayatta her zaman haklı olduğunu kanıtlamak için.

Sadece anlatmak için anlatırlar. Karşısındaki kişinin dinleyip dinlemediği, ne düşündüğü umurunda bile değildir. İçsel olarak o kadar yalnızdır ki sadece birisi varmış gibi konuşmak ister.

Anlamak için anlatır. Paylaşmak için anlatır. Kendini bilmek için anlatır. Kendisini bilmeyen insanın hiç kimseyi bilemeyeceğinin farkındadır. Bu yüzden sürekli sorgular, çıkarımlar, yapar, ölçer, biçer, tartar. Genelde onlara deli gözüyle bakılır. Ne gerek vardır ki bu kadar düşünmeye, incelemeye, irdelemeye?

Kendilerini anlatmanın başarılarını ve zenginliklerini gözler önüne sermekten ibaret olduğunu sananlar. Görsel iletişimi çok severler. Kullandıkları arabalar, kılık kıyafet seçimleri, göz önünde olmayı tercih ettikleri mekanlar hep bu görsel iletişimin sembolleridir. Sohbetlerinde de her fırsatta pahalı alışkanlıklarından, girdikleri zengin ortamlardan, varsa başarılarından bahsederler. Hatta çoğu zaman da olmayan şeyleri de olmuş gibi anlatıp kendilerini üstün insan gibi göstermeye çalışırlar.

Ben kendimi neden anlatıp duruyorum biliyor musun? Dünyayı bir düşün; insanlık ilk çağlardan itibaren onu anlamaya ve tanımaya çalışmış. Ulaşım araçları icat edip keşifler yapmış, yeni kıtlar bulmuş, toprağı, suyu, bitkiyi ağacı incelemiş, dünya düzenini düşünmüş daha iyi nasıl olur diye teoriler üretmiş. Ben kendimi de bir dünya gibi görüyorum. Evet belki bu koskoca dünyada küçücük bir noktadan ibaretim ama beden benim evim. Kendimi tanımaya çalışıyorum: bedenen, ruhen, zihnen. İnsan olmanın ne demek olduğunu keşfetmeye çalışıyorum. Bu süreç içerisinde yaşıyorum, bazen hata yapıyorum bazen takdir ediliyorum ama her seferinde hep öğreniyorum, bu yüzden de hep kazanıyorum. Sonra olanları sıcağı sıcağına yazıyorum, kayıt altına alıyorum. Aradan bir süre geçtiğinde yazdıklarımı okuyorum ve bir bakıyorum her şey değişmiş. Şaşırıyorum, bu mucizeye, bu varoluş gizemine şaşırıyorum. Seviniyorum, bunların hepsini seninle paylaşabilme fırsatına sahip olabildiğim için. Seninle birlikte büyüme ve gelişme ihtimaline sahip olduğum için. TeşekkürlerJ

Montaigne de neden yazılarında kendini anlattığını şu satırlarla ne güzel ifade etmiş:
“Plinius’un dediği gibi, herkes kendisi için bir derstir; elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir; başkasına değil kendime ders veriyorum. Ama bunları başkalarına da anlatmakla kötü bir iş yapmıyorum: Bana yararı olan bu işin belki başkasına da yararı olabilir. Zaten benim bir şeye dokunduğum yok. Yalnız kendimle uğraşıyorum; delilik ediyorsam, bundan zarar görecek başkası değil, benim; çünkü bu öyle bir delilik ki ben de başlayıp ben de bitiyor, hiçbir kötülüğe yol açmıyor. “ sy29

İnsan İnsan

İnsan insan derler idi
İnsan nedir şimdi bildim
Can can deyü söylerlerdi
Ben can nedir şimdi bildim
Kendüzünde buldu bulan
Bulmadı taşrada kalan
Canların kalbinde olan
İnanç nedir şimdi bildim
Muhyiddin eder hâk kadir
Görünür her şeyde hâzir
Ayan nedir pinhan nedir
Nişan nedir şimdi bildim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.