BEN HEP SENİN YANINDAYDIM

Aslında bugün için planım babamla ilgili bir yazı yazmaktı. Kanser teşhisinin konulmasından hemen sonra kuzenimin düğününde çekilmiş bir fotoğrafımız vardı. Dans ediyorduk. Babam dağ gibiydi; 1.85 boyu, 95 kilo falan. Mutluyduk. Sonra 2 sene de hastalık onu epey zayıflattı… Fotoğrafı sabahtan beri arıyorum. Bulamadım. İçime bir ferahlık geldi. Onu anmak beni çok hüzünlendiriyor. Her ne kadar eskisi gibi şiddetli acı çekmesem de onun ölümünü hala kabullenemiyorum. Biliyor musun benim babam babalar gününde öldü,  tam bugüne denk gelmişti. Ayrıca ağabeyimin de doğum günüydü…

Konu değiştirmenin iyi olacağını düşünüyorum ve bir hafta gecikmeli olarak bayram tatilimizin son durağı olarak Bodrum’dan bahsetmek istiyorum. Bodrum’a gelir gelmez şehrin merkezinde yürüyüş yaptık. Her zaman ki gibi merkez hareketliydi. Sahil boyunca yürürken hiç gitmediğim Halikarnas’ın kapatılması, çok güzel anılarımın olduğu Mavi Bar’ın değişmiş olması içimi burktu. 3 saat kadar şehrin içinde dolandıktan sonra hava kararmaya başlarken Gümüşlük’e gitmeye karar verdik. Arabaya bindiğimiz anda Zeyno’nun uzağı hiç iyi göremediğini hatırladım. Arabayı o kullanacaktı. Navigasyondan Gümüşlük’e giden kısa bir yol buldu. Benden de navigasyonu takip edip ona gerekli yerlerde haber vermem için telefonu verdi. Telefonunun ekranı minicikti ve ben de yakını çok iyi görmüyordum. İkimizin de gözlüğü yoktu. Bir şekilde sağ salim Gümüşlük’e geldik. Saat gece 11 civarıydı, hemen sahile çıktık. Çok huzurluydu, sahil ve mekanların arasında kalan o dar uzun yolda yürümek gerçekten keyifliydi. 90’ların pop şarkılarından birisini duyduğumuz bir barda oturduk. İnsanlar çok güzel dans ediyorlardı. Ertesi gün sabah aynı barın kafe bölümüne kahvaltı etmeye gittik. Kahvaltı da bol çeşit vardı, patlıcan kızartması bile yapmışlar sıcak sıcak (Tatilde sağlıklı beslenmeyle ilgili bütün bildiklerimi unutuyorum.). O gün kafede akşama kadar oturduk. Burası Nejat İşler’in mekanıymış. Yan tarafta da kitapçı vardı, Zeyno Nejat İşler’in yeni çıkan kitabı “Ben Hep Senin Yanındaydım”ı aldı. Kitabın içinin aforizmalarla, özlü sözlerle dolu olacağını düşündüm. Bir ara sosyal medyada paylaşılan her cümlenin altında Nejat İşler yazıyordu. Yine de dayanamadım ve alıp okumaya başladım ve bırakamadım. Kitap son derece akıcı, çok rahat okunuyor. Tam bir plaj kitabı bence. İzmir’e döndüğümde kendi hayatından ilginç kesitleri paylaştığı “Gerçek Hesap Bu”  kitabını da aldım. Onu da bir günde bitirdim. İki kitapta çok eğlenceli. Uzun süredir bir çırpıda okunup damakta tatlı bir tat bırakan kitaplardan hiç okumadığımı fark ettim. Okumak iyi geliyor.

Kafede oturduğumuz yerin önünde insanlar duruyor ve asılı olan bir resme bakıp saçlarını düzeltiyorlardı ya da fotoğraf çekiyorlardı. Durmasalar bile mutlaka şöyle bir bakıp geçiyordu herkes. Orada ayna asılıymış. Ben de kendi fotomu çektim.

Ben hep senin yanındaydım

Akşam caz bara gitmeyi planlıyordum. Bodrum’un en iyi caz barı Gümüşlük’teymiş. Fakat bir şekilde kendimi beş kişilik bir kız grubuyla Lokmacı Ana’da lokma ve dondurma yerken buldum. Orada da yine bir şekilde gecenin bir vaktine kadar oturduk. Caz Bar atık bir başka sefere inşallah. Ertesi gün önce Gümüşlük Akademi’yi ziyaret ettik. Yeşilliklerin arasında, içinde yapay bir gölü ve gölün içinde çok enteresan kurbağaları olan bir yer. Sosyal bilimler, edebiyat, yazarlık gibi pek çok alanda kıymetli hocalar tarafından eğitimler veriliyor burada. Ayrıca yatılı kalma imkanı da var.

Kurbağalar var burada:)

Bodrum koylarını kıyı kıyı gezerek İzmir’e doğru hareket ettik. Eğer Bodrum’a gider de yolunuz Turgutreis’den geçerse sahildeki Sabancı Parkına gidin ve biraz o yeşilliklerin arasında gezinip denize bakan banklardan birine oturun. Çok keyifli…

Yol üstünde denize sıfır

Bodrum İzmir dönüş yolunda Bafa’ya gelirken Kapıkırı levhasını görür görmez sağa saptık. Beşparmak Dağları sağımızda ilerledik ve Kapıkırı Köyüne vardık. Artık sağımızda Beşparmak Dağları, solumuzda da Bafa Gölü vardı. İçinde sevimli pansiyonların bulunduğu bol yeşillikli sokaklarında tavukların dolandığı bir köy Kapıkırı. Köyün içinde gezerken yanınıza bohçacı kadınlar geliyor, bohçalarını açıp kendilerinin işlediği örtüleri ve saç bantlarını gösteriyorlar, isterseniz de size rehberlik edebiliyorlar.  Kapıkırı Köyü içindeki antik kent kalıntılarını bir çırpıda gezdiriyorlarmış.

Bafa Gölü eskiden Ege Denizinin bir körfeziymiş. Yüzyıllar içinde Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar ile denizle bağı kesilmiş ve bir göl haline gelmiş. Vaktimiz sınırlı olduğu için köyde bir saat bile kalamadık. Böyle bir yerin güzelliğini bile görmek yetti. Artık bir başka zamana uzun uzun gezilir belki. Aşağıdaki fotoğrafı köydeki pansiyonlardan birinin bahçesinden çektim.

En güzel sensin:)

Bu şarkı babamın en sevdiklerindendi. Kendisi Latin danslarını, özellikle çaça dansını çok iyi bilirdi. Dilerim her neredeyse benim onu özlediğim gibi beni özlemeyecek  kadar mutludur…

13 thoughts on “BEN HEP SENİN YANINDAYDIM

  1. Annemi ve babamı artık arayamıyorum, onlarla konuşamıyorum, seslerini duyamıyorum, telefon numaralarını kişiler listesinden silemedim , onların ölmüş olduklarını kabul etmek ölmek ile eşdeğer, yalnızlık değil bu, bu bir yol ve sonu var. Yaradanın varlığını her geçen gün daha az hissediyorum, az hissettikçe daha huzurlu oluyorum. Babalar günü anneler günü ve bayramlar bana iyi gelmiyor , hayat devam ediyor.

    1. Merhaba, yorumunuzu okuyunca soyle bir silkelendim ve kendime geldim. Insan bazen cok duygusallasip gercekle cok bagdasmayan cumleler kurabiliyor. Bu yaziyi yazdigim anda oldugu gibi… Tabi ki bu dunyadan gittiler ve ne oldugunu bilmiyoruz.Ama bu benim icin olmekle es deger degil. Canim ne kadar acirsa acisin yasamaya, insan olmanin ne demek oldugunu ogrenmeye devam ediyorum. Hayat guzel. Yasamin bir duzenegi olduguna inaniyorum, bir sistem var. Allah, Yaradan, butunluk her ne dersek diyelim bence bir guc var. O gucun varligini hissediyorum ve bana cok iyi geliyor.

      1. ” ölmüş olduklarını kabul etmek ölmek ile eşdeğer ” kabul edersen eğer ölmek ile eşdeğer :)) Ben etmiyorum. aklımda yaşatıyorum, anıyorum sevdiklerimi

        ” Yaradanın varlığını her geçen gün daha az hissediyorum, az hissettikçe daha huzurlu oluyorum ”
        Yaradan beni üzüyor, çoğunluk canımı yakıyor, neredeyse her icraatı benim aleyhime sanki, kobay gibi hissettiriyor bana kendimi, değersiz hissettiriyor, güvensiz hissettiriyor ve bu yüzden ondan uzaklaşmak istiyorum. Hayatın gizli anlamı , sistem veya adı ne ise hiç adil değil . Ben kaçınca ondan uzağa ferahlıyorum. Buda bana çok iyi geliyor.

        1. Paylaştığınız için teşekkür ederim. Her ne kadar psikoloji ilgi alanımda olsa da bu konu da söz sahibi olamam. Lütfen tavsiyemi yanlış anlamayın. Yerinizde olsam düşüncelerimi ve hislerimi bir profesyonelle paylaşırdım.

          sevgi ve ışıkla

  2. Babalar günü sevmediğim zamanlardan biridir.
    Öldüğünü kabul etmem uzun zamanı aldı babam öldüğünde.
    Bedensel ölümü kabul ediyor Zihin ama kalp o kişinin hissettirdiklerini anıyor arıyor.
    Ben o eksikliği çok hissettiğimi görüyorum. Babamın gidişi bende korunma, sevilme isteğime her zaman duyarlı hale getirdi. Ölümlere alışabiliyoruz ama bizlere varlıklarıyla hissettirdiklerine artık hissedemiyor oluşumuza alışamıyoruz.
    Belki de onlar öldükten sonra biz onların yerini alıyoruz kendimiz de
    Umarım öyle bit zaman gelir diliyorum kendimde

  3. o mutludur , belki oralılara çaça öğretiyordur . güzel gezinizi gezmiş kadar okudum . bafa gölünde av yapmıştım .

      1. tadı pek güzel değil aslında yapmasına bilen olsa güzel olabilir ya da açken :()
        ama tutması heyecanlı , çekerken sağlam darbeleri oltada hissedersin .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.