AMSTERDAM’DA EV ÖZLEMİ


Hayatta en sevdiğim aktivitelerden bir tanesi trende cam kenarına oturup hızla geçen görüntüleri izlemektedir. Brüksel-Amsterdam trenine binerken planım buydu. Bizim yerimizde cam yerine sütun vardı. Başka yere geçtim. Yan tarafımda 4 kişilik bir arkadaş grubu oturuyordu. Bağıra çağıra konuştular, kahkahalarla güldüler. Bütün kopartman sabah sabah sesleriyle çınladı. Bir kaç kere uyarı almalarına rağmen hiç önemsemediler. Demek ki saygı söz konusu olduğunda önemli olan memleket değil insan faktörüymüş.  Camdan da pek bir manzara göremedim, genelde tünel gibi yerlerden geçtik. Olsun.

Sabah 10 gibi Amsterdam’daydık. Nehir kıyısında bir kafeteryaya oturup kahvaltı ettik. Sonra dışarı çıktık ve yağmur yağmaya başladı. Rembrandt müzesine gittik. Müzede iki saat kadar kaldık ve çıktığımızda hala yağmur yağıyordu. Bir kafeye oturduk ve yağmurun dinmesini bekledik. Dinmedi. En sonunda müzeler bölgesine gitmek üzere yola çıktık. Niyetimiz yürümekti. Bir şemsiye satın aldım. Yağmur daha da şiddetlenince otobüse bindik. Otobüs, 1 saat kullanımlık3,40 euro, tam gün 8,40. Bu arada Amsterdam’da kredi kartın yoksa yaşayamazsın, otobüs bileti bile kartla alınıyor.

Müze bölgesinde şöyle bir gezindikten sonra saat 5’te tur acentesine gittik. Amsterdam’ın meşhur Red Light District’ini turla gezmek istedik. Tur rehberimiz bölgenin tarihçesini ve sosyoekonomik durumunu çok iyi anlattı. Tabi benim aklımda yine çok az şey kaldı. Bu bölge Amsterdam’ın en iyi semtlerinden bir tanesiymiş. Burada normal aileler de yaşamakta hatta çocuklarının anaokulu da caddenin üstünde yer almakta. Dükkanlarda çalışan kadınların hiçbiri Amsterdam’lı değilmiş. Bölgede kocaman bir kilise de var. Bir kaç gün önce çok kuvvetli bir fırtına kopmuş ve bütün ağaçları yerle bir etmiş. Gece 11’den sonra cadde çok daha kalabalık oluyormuş. Bu arada Amsterdam valisi Red Light Turunu yasaklamış. Biz son tura katılmışız. Tur saat 7 gibi bitti. Hemen yemeğe gittik. Sonra biraz dolandık. Dam Meydanına gittik. Red Light Street’e geri döndük. Kalabalıklaşmaya başlamıştı. Kadın erkek herkes vardı ve cadde boyunca bir o yana bir bu yana yürüyordu. Bu arada öbek öbek erkek gruplarına rastladık. 10’a doğru caddeden ayrıldık.

Daha uygun ve rahat diye şehir dışından bir otelden yer ayırtmıştık. Otele gitmek 1 saat sürecek derken 20 dakikada vardık. Otelin adı Park Inn by Radisson Amsterdam City West. Bence  Amsterdam’da merkezde kalınmaz. Bu bölge otel bölgesi hem tren hem de metroyla rahat bir ulaşım var. O gece çok güzel uyudum.

Sabah metroyla Nieuwmarkt’a gittik. Burada semt pazarı vardı. Sokak yemekleri, ev yapımı yiyecekler falan satılıyordu. Böyle yerlere bayılırım. Arkadaşım sıkıldı, Poco Loco adında bir kafeye girdi. Ben pazardan ananas, hint böreği ve cheesecake aldım. Hepsi çok başarılıydı. Poco Loco çok iyi bir kafe, kahvaltısı ve yemekleri çok güzel görünüyordu. Fırsatım olsa bir daha oraya giderdim.

Sonra Primark’a gittik ve ben yine kendimi kaybettim. Her çeşit kılık kıyafet ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz, fiyatları inanılmaz uygun bir alışveriş merkezi Primark. Van Gogh müzesine gitmem gerektiği için ışık hızıyla alışveriş yaptım. Gezdiğim müzeleri ayrı bir yazıyla anlatacağım için müze detayı vermeyeceğim.


Müzeden sonra şehir içinde turladık. Sonra gece Brüksel trenimize bindik. İlk bindiğimiz kompartımanda  iki adam kendi kendine konuşuyordu. Rahatsız olduk, yer değiştirdik. Amsterdam dönüşünde insanlar bu hale gelmesi olağanmış.

Brüksel gece 12 gibi vardık. Metroyla eve doğru gitmeye başladık.

“Brüksel’de ulaşım ne kadar kötü değil mi?” dedi yol arkadaşım.

Yine uzaylı gibi baktım. Gecenin bir vakti toplu taşımla güvenle evime gidiyordum, daha ne isteyebilirdim ki?

“Anlamadım.” dedim.

“Görmüyor musun ne kadar eski ve ne kadar yavaş bir metro? Brüksel Avrupa’daki en kötü toplu ulaşım araçlarına sahip..”

İnsanın beklentileri koşullara göre farklılaşıyor tabi…

Belçika da Amsterdam da güzel şehirlerdi ama bana yeni bir şey anlatmadı. Sanırım ben artık Avrupa’ya doydum. Cazip gelmiyor. İtiraf ediyorum Belçika’ya gitmeyip İzmir’deki hayatıma devam etseydim de olurmuş.

Yine ağabeyimin müzik listesinden bir şarkıyı seninle paylaşmak istedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.