ACEP NİÇİN ÜZDÜN BENİ?


Her şey üç hafta önce sabrımın taşmasıyla başladı. Sana neden sabrımın taştığını yazmayacağım çünkü bu konunun çözümü yok. Daha doğrusu ben öyle zannediyordum. Neyse üç hafta önce sabrım taştı. Artık olaylara ve ilgili şahıslara iyi niyetle bakacak halim kalmadı. Bu konuyu İstanbul’da yaşayan bir arkadaşımla paylaştım. Tüm kızgınlığım ve kırılganlığımla paylaştım. O da bana “Sana çiçek göndermek istiyorum.” dedi. Kim çiçeğe hayır diyebilmiş ki… İki hafta önce okula kocaman iki orkide geldi, bembeyaz, tomurcukları üzerinde. Kucakladığım gibi eve götürdüm. İkinci hafta kalp şeklinde bir vazonun içinde muhteşem beyaz güller geldi. Eve götüremediğim için okulda bıraktım. Çiçekleri instagramımdan paylaştım.

Peter Pan hemen “Hayırdır?” diye mesaj çekti.

“Senden de çiçek bekliyorum.”

5-10 tane gülücük emojisi yolladı. Tabi ki ondan çiçek gelmezdi bana. Ardından “Yeni bir aşka yelken açtın sanırım.” dedi.

“Görünen neyse odur.”

“Nişanlanıyorsun!!!”

“Medyumsun sen.”

“Ben bu kadar çiçeği ancak evleneceğim kıza yollarım.”

“Anladım…”

“Bu hafta köşe yazını aşk üzerine yazacakmışsın gibi bir his var içimde.”

“Sen öyle hissettiysen yazabilirim elbet…”

Ve aşk üzerine düşünmeye başladım… Ve hüzünlendim… Çünkü ben hep masallara inanmıştım ve beklentim o yöndeydi. Oysa ki benim beklediğim aşk şu fotoğraftaki talihsiz çam fidanı gibiydi. Tüm zorluklara rağmen beton binanın ve beton zeminin kesiştiği noktada kendine bir yol bulup çıkmıştı fakat sonu yoktu. Çünkü o çam ağacının büyümesi ve köklenmesi hem zeminin hem de binanın sonu demekti… Sonra bu düşüncelerimi arkadaşlarımla paylaştım. Onlar da aşka dair beklentilerinin masallardaki gibi ama gerçeğin öyle olmadığını söylediler. Çok efkarlandım… Zihnimden Türk Müziği korosunda öğrendiğimiz bir şarkı çalmaya başladı. Şu sözler beynimde dönüp dönüp durdu(Koyu renkte):

Seni hükm-ü ezel âşûb-u devrân etmek istermiş

Beni bahtım gibi zâr-ı perîşân etmek istermiş

Terennüm:

Seni seni çoktan beri acep niçin üzdün beni

Te nen ni nen te nen ni nen te nen ni nen ni

Te nen nen ni

ye lel lel li

perîşân etmek istermiş

Meğer sâkî-i devrânın füsûn-u işveden kastı

Beni bir câm ile rüsvâyı devrân etmek istermiş (Terennüm)

Türkçe karşılığı:

Ezeli emir, senin dünyayı kargaşaya sürükleyen bir âfet olmanı isterken

benim de talihim gibi ağlayıp inlememi, perişan olmamı istermiş.

Meğer içki sunan o dünya güzelinin büyüleyici nazlarının ve edalarının amacı,

beni bir kadehle dünyaya rezil etmekmiş.

Beste Muâllim İsmail Hakkı Bey

Güfte Esrâr Dede

Usul: Aksak Ağır Semâi

Makam: Nihavend

Sonra haftasonu annem geldi. Orkideleri çok beğendi ve kimin hediye ettiğini öğrenmek istedi. Ben de söylemedim. Peter Pan’la aynı yorumu yaptı: “İnsan durup dururken böyle güzel çiçekler yollamaz.”. (Demek ki olabiliyormuş. Niye anlamıyorlar?)

Neyse benim kafamın içinde yine aynı şarkının aynı dizesi dönüp duruyordu: “Seni seni çoktan beri acep niçin üzdün beni”

Anneme de şarkıyı dinlettim. Sonra şarkıyı defalarca dinleyip söylemeye başladım. Annem “Bugünleri de görecek miydim?” dedi bir kaç kere hayretler içinde, sonra

“Zaten sen Türk Sanat Müziği öğrenmeye başlayacağım dediğin zaman değişeceğini anlamıştım.” dedi.

“Neden?”

“Müzik insanı değiştirir, sakinleştirir.”

“Ben zaten sakindim…”

“Eee, artık arabada bundan sonra Türk Sanat Müziği mi dinleyeceğiz?” diye sordu annem mutlulukla.

Şöyle bir düşündüm. “Sanmıyorum anne, o kadar değil.”

Annem Pazar günü kendi evine gidince ben şarkının bestecisi ve güftecisiyle ilgili tuttuğum notlara baktım. Seninle de paylaşmak isterim.

Güfteci Esrar Dede, 1748 yılında doğmuş. Galata Mevlevihanesi’nde Şeyh Gâlip’le tanıştıktan sonra onun yanından hiç ayrılmamış ve öğrencisi olmuş. Ömrü boyunca Galata Mevlevihanesi’nde kendisine ayrılan odada yaşayıp eserlerini burada kaleme almış.

Besteci Muallim İsmail Hakkı Bey, 1865 yılında Balat, İstanbul’da dünyaya gelmiş. Çok verimli bir bestekar olan İsmail Hakkı Bey içinde marş, operet ve dini eserlerde bulunan her formda pek çok eser vermiş. Batı müziğini ilk uygulayan bestecilerden. Ayrıca İstiklal Marşı’nın bestecilerinden bir tanesi de Muallim İsmail Hakkı Bey’miş. Benim bile bildiğim “Fikrimin İnce Gülü” adlı şarkının bestesi kendisine ait.

Sonuç olarak tüm bu olan bitenden sonra yazının başında bahsettiğim problemimi unuttum. Zihnim ve ruhum bambaşka alemlerde dolandı. Çiçekler bana çok iyi geldi. Kafayı o konuya takmaktan kurtuldum. Çiçekleri gönderen arkadaşıma buradan tekrar teşekkür ederim.

6 thoughts on “ACEP NİÇİN ÜZDÜN BENİ?

  1. iyi ki şarap varmış dolapta , çiğdem yarkın beni aldı . olaylar karmaşık çiçekler güzeldir ama solarlar ve kururlar . sorarlar ve dururlar . bütünün hayrına en güzeli olsun sizin için .

  2. iyi ki şarap varmış dolapta , çiğdem yarkın beni aldı . olaylar karmaşık çiçekler güzeldir ama solar ve kururlar . sorar ve dururlar . bütünün hayrına en iyisi olsun sizin için .

  3. Aşk yorumunuz çok yerinde olmuş aslında beklentimiz olmamalı çok fazla hayal kırıklığımız olmaz o zaman.
    Bir şeyi kafama taktığım da şunu yapıyorum 1 sene veya 6 ay sonra bunun benim için bir önemi olacak mı ? O yüzden en güzeli çok fazla kendimizi yıpratmamak üzmemek ne de olsa bizden bir tane daha yok 🙂

    Kucak dolusu sevgiler 🙂

    1. Aslında beklenti olmadan yaşamak çok zor, önemli olan gerçekçi beklentiler içinde olmak.

      Kafaya takmaktansa yaşanan deneyime odaklanmak lazım, bu yaşadığım bana ne kazandırdı, gelecekte bunu nasıl kullanabilirim? Yaşanan her şey bir armağan. Ben şu aralar düşmanlarımı bile sever olmaya başladım çünkü onlara karşı bağışıklık kazandım. Yaşattıkları deneyimler sayesinde zayıf yanlarımı görebildim. Her geçen gün daha da güçleniyor ve büyüyorumsayelerinde. Bu yazıdan sonra da aynı deneyimi yaşadım:)

      Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun Zeynep Hanım:)

      Bu dünyanın sizin gibi kadınlara ihtiyacı var.

      Sevgiyle ve ışıkla 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.