YOLA DEVAM

Hayatta mucizeler olduğuna inanıyorum. Olmaz dediğimiz olabiliyor. Diğer yandan bir mucize hayatın bütününü mucizeye çevirmiyor. Hayat aynen devam ediyor tüm acımasızlığı, zalimliği, acı tatlı süprizleri, mutlulukları, kandırmacaları her şeyiyle devam ediyor. 2018 yapımı “Life Sentence” (Ömür Boyu Hapis Cezası) adlı diziyi izlerken kendime ve yaşama dair epey düşündüm. Stella, ölümcül bir kansere yakalanıyor. Sekiz senelik bir mücadelenin sonunda 6 aylık ömrü kaldığını öğreniyor. Ve sadece anı yaşamaya karar veriyor. Gelecek planı yapmasına nasılsa gerek yok. Paris’e gidiyor ve hayatının aşkıyla, ruh eşiyle tanıştığına inanıyor ve bir hafta içinde evleniyorlar. Kocasıyla da gelecek için çok uzun vadeli planlar yapmaya tabi ki gerek duymuyorlar. 8 ay sonra Stella kanser hastalığını yendiğini ve yaşayacak uzun bir ömrü olduğunu öğreniyor. Bu bir mucize… Hastalığını yendiğini öğrendikten sonra hayatın aslında hiçte toz pembe olmadığı gerçeğiyle yüzleşiyor. Bütün ailesi onu mutlu etmek için çok büyük fedakarlıkta bulunduğu için çok yorgun ve bezgin düşmüşlerdi. Annesi biseksüel olduğunu, kız kardeşi Stella’nın hastalığı yüzünden yazarlık hayallerinden vazgeçtiğini , ağabeyinin yine onun yüzünden uyuşturucu satıcısı olduğunu, babasının sırf onu mutlu etmek için çok büyük borçlar altına girdiğini öğreniyor. En önemlisi de kocasının kendisi hakkında Stella’ya pek çok yalan söylediğini anlıyor. Evet Stella’nın yaşacak koca bir ömrü vardı ama diğer yandan yaşamında her şeyi ve herkesi yeniden tanıması ve konumlandırması gerekiyordu. İlk sezonda Stella kimseden vazgeçmedi. Ailesini ve kocasını kaybetmemek ve onları mutlu edebilmek adına her şeyi yaptı. Kendine yeni bir yaşam kurmak ve o yaşam içinde mutlu olmaya çalıştı. Hayatın toz pembe olmadığı gerçeğiyle cesurca yüzleşti. Ne olursa olsun yola devam etti, pes etmedi. Ben diziyi izlerken bazen “Ya acaba bu kız ölseydi daha mı kolay olurdu?” diye düşünmeden edemedim. Stella asla böyle düşünmedi. Bize verilen hayatı da böyle düşünebilir miyiz? Yaşamamız gerekiyor, yaşamam gerekiyor ve onu elimden geldiğince anlamlı, etkili ve insanca yaşamam.

Geçtiğimiz günlerde üç kitap okudum. Ne tesadüftür ki son okuduğum iki kitapta yaşamdaki zorluklarla ustaca yüzleşmeyi başaran karakterlerin oluşturduğu kurgular var.

Limon Ağacı

Calypso 10 yaşında bir kız çocuğudur. Annesi öldüğü için babasıyla birlikte yaşamaktadır. Babası insanın manevi gücüyle tek başına ayakta durabileceğini ve kimseye ihtiyacı olmadığını düşünmektedir. Calypso’nun da böyle yaşaması için elinden geleni yapmaktadır. Calypso annesinin yokluğunu kitaplarla ve yazarak doldurmaya çalışmaktadır. Arkadaş edinmek gibi bir çabası yoktur. Babası ev işlerinden ve yemek yapmaktan pek anlamadığı için Calypso bu işlerle de ilgilenmektedir. 10 yaşında hem bir çocuk hem de babasına bakan bir yetişkin çocuk durumundadır. Calypso bir gün Mae adında bir kızla arkadaş olur ve bütün hayatı yavaş yavaş değişmeye başlar. Hem içindeki manevi gücü bulur, insanın insana ne kadar muhtaç olduğu gerçeğini kavrar ve babasının da içine düştüğü zor durumdan çıkmasına yardımcı olur. Calypso 10 yaşaında kocaman bir çocuktur. Yaşama da ne olursa olsun bağlıdır.

“…İnsanın insana ihtiyacı vardır. Zarar görmemek için kendini sürekli diğerlerinden uzakta tutamazsın ki. Bunun tek sonucu şu olur; yine zarar görür, yara alırsın ve yalnız kalırsın.” Sy161

Mutluluk Sokağı

Edebiyata, okumaya tutkun üç çocuklu bir ailenin yaşamı anlatılıyor. Mutluluk Sokağı’ında kitabında çocuklar Mutluluk Sokağı’nı arıyorlar. Acının, hüznün hayal kırıklığının olmadığı sokak nerede acaba? Klasik bir uslupla yazılmış olan kitap boyunca alttan alta mutluluğa dair felsefi bir sorgulama var. Ayrıca bir yol hikayesi; kitabın anlatıcısı olan çocuk bir tren yolculuğu sırasında düşünüyor tüm olup bitenleri… Son derece iyi kurgulanmış, akıcı bir dille yazılmış.

“Tren yolculuklarının süprizlerle dolu olduğunu öğreniyorum artık. Trenin arkasından ışıklı bir top gibi koşan ay, hayaletler gibi pencerenin önünden geçen ağaç gölgeleri, trene şefkatli bir anne gibi bakan dağlar ve birden giriliveren tüneller…
Yalnız yolculuk yapıyorsanız bunları an an izleyebiliyorsunuz.” Sy160

Yazma Dersleri

Ben ilkokul ikinci sınıftan itibaren yazmaya başladım. Kendi kendime şiirler öyküler uydurup dururdum ve hep yazarların hayatını merak ederdim. Nasıl yazar olduklarını düşünürdüm. Okumak çok güzel, bir de içinizde kurgu yazmak isteği varsa hayat daha da güzel oluyor. Ferda İzbudak Akıncı, meraklı çocukların sorularını derleyip toparlayıp, bu soruları hem kendi hem de diğer yazarların hayatından ve düşüncelerinden örneklendirerek cevaplamış. Çok büyük keyifle okudum. Sadece çocuklara değil her yaş grubuna hitap eden titizlikle yazılmış bir kitap.

“Dünya görüşünüz ne denli sağlamsa, insanlığın sevinçlerine acılarına ne ölçüde duyarlıysanız o kadar uzağa gider sözünüz. ‘Biricik’ olur. Yani yapıtımız, biz ona bayıldığımız için biricik olmaz. Önemli sandığımız için önemsenmez. Derinliği, gerçekliği, hayata dokunuşu, zamana direnişi, etkileyiciliği, sarsıcılığı, unutulmazlığı gösterir önemini.” Sy24

Bugün canın çok sıkkın
Herşey sana zor geliyor
Olabilir
Bugün aşkın bitmiş
O seni terkedip gitmiş
Olabilir
Sanki
Sen hiç bilmediğin
Bir kaos içindesin
Kimbilir
Günlerin getirdiği
Senin yitirdiklerin
Sanki hiç umut yok
Çok yorgunsun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Bugün duyduğun haberler
Sana utanç veriyor
Olabilir
Bugün din ve ırk uğruna
Cinayet işleniyor
Olabilir
Mostar köprüsü çökmüş
Neretva ne kadar üzgün
Kimbilir
Günlerin getirdiği
Açlık gözyaşı
İnsan hep umut eder
Biliyorsun bunu
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Ne olursa olsun
Yaşamaya mecbursun
Söz-Müzik: Nejat Yavaşoğulları

Yikildigin her an yok olmadigina sukret, kalk aynalara bak.

Yoruldugun her an kolay olumden vazgec, kalk gokyuzune bak

Yikildigin her an yok olmadigina sukret, kalk aynalara bak.

Yoruldugun her an kolay olumden vazgec, kalk gokyuzune bak

Yuregine gunes koy, yuregine bulut koy, yuregine yildiz koy, yola devam

Sen zamansiz yurek yakan, hayati yalan dolan olmadin hicbir zaman, agla hic kimseler duymadan sevdigine doymadan, kendini unutmadan

Kalk kendine bir bak..

Yuregine gunes koy, yuregine bulut koy, yuregine yildiz koy, yola devam

1 thought on “YOLA DEVAM

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir