KEMİK SAVAŞLARI

İki hafta önce Pino bana kalmaya geldi. Birlikte Yeni Türkü konserine gittik. Pino da meğersem sağlıklı yaşamla epey ilgiliymiş. Ayşegül Çoruh’lunun bütün kitaplarını bitirmiş. Anlattı da anlattı; bütün hepsini unuttum sayılır ama kemik suyunu unutmadım. Kemik suyu kolejen depose, cil gençleştirme, sıkılaştırma, selüit giderme… 8 haftalık kemik suyu kürü yapılması tavsiye ediliyormuş. Her gün 250-300 ml kemik suyu içiyorsun, böylece vücudunda kolejen depolanıyor. Bunun için bir haftalık kitler varmış. Fiyatı da 200tl falan. İçinde ne olduğunu tam bilmediğim bir kite o kadar para vermektense kemik suyunu kendim yaparım dedim. O hafta Pazar günü başladım internettten araştırmaya. Sonra kasaba gittim, kemik var mı dedim, salı günü gel dedi. Kendimi Çarşamba günü öğleden sonra kemik suyu yapmaya programladım.

Kemik suyu için gerekli malzemeler:
1) İlikli kemik, ben kaval kemiği aldım.
2) Taze zencefil
3) Elma sirkesi
4) Sarımsak
5) Soğan
6) Havuc
7) İçme suyu

Kaynaması fokur fokur olmayacak, kısık ateşte minik minik kabarcıklar…

Yapılışı:
1) Kemikleri iyice yıka, sıcak suda beklet
2) Malzemelerin hepsini büyük bir tencereye koy
3) Önce harlı ateşte kaynama noktasına getir, tam kaynayacakken altını iyice kıs, çok hafif hafif, minik kabarcıklarla kaynasın. Asla fokur fokur kaynamasına izin verme, gözün üstünde olsun. Tencerenin de kapağını kapat.
4) Başlangıçta ilk bir iki saat sık tencerenin kapağını aç ve suyun üzerinde birikmiş kemikten çıkan istenmeyen sıvıları kevgirle al, suyun rengi temizlensin.
5) Beş altı saat sonra baktım çok kaynıyor, ocağın en küçük gözüne aldım, kısık ateş yine.
6) İnternette 8-24 saat diyor. Ben 11 saat kaynattım. 24 saat uykusuz duramam.
7) Tencerenin altını kapatıp, tencereyi balkona koydum, kapagını kaldırdım, gittim uyudum.
8) Sabah tencerenin üstünde beyaz bir yağ tabakası oluşmuştu. Bunu aldım, kırıp tepsiye dizdim, buzlukta dondurup paketledim, bu yağı yemeklerde kullanıyorum.
9) Et suyunu 230 mllik bardaklara pay ettim. 13-14 tane çıktı. O gün içmeye başladım. Tadı gayet içilebilir, ısıtıp içine yarım limon sıkınca lezzetli bile oldu.
10) Çeşitli hayaller kuruyorum; 8 haftanın sonunda yüzüm yukarıya doğru kolejen çekimine uğramış, sanki yüz gerdirmişim. Botoks, dolgu falan yaptırmak istemiyorum. Yüzümün şekli bozuluyor, istediğim gibi gülemiyorum☺

Soğuyunca tencerenin üstünde bir tabaka yağ oluştu, onu da kırıp dondurdum. Yemeklere falan ekliyorum.
Bunlarda dondurulmuş kemik suları…Tarif www.pinoeatshealthy.com

İşyerinde ofiste durup durup et suyu çıkarma aktivitemi anlatıp durdum. Sanırım istemeden iş arkadaşlarımın beynini yıkadım. Bir tanesi kasaba gidip kemik istemiş. Kasap kocaman bir kaval kemiği vermiş ama biz bunu ikiye bölemeyiz siz evde satırla, keserle halledersiniz demiş. Bizim arkadaş satır almayı planlıyor, ben balkonda o kemiği ikiye böler, bugün o kemik suyunu çkarırım diyor. Hadi hayırlısı.

Benim de kemik suyum dört beş bardak kaldı. Kasaba gittim yine kemik sordum.
“Kemik yok. Kemik olması için et satmamaız gerek.” dedi. Oysa ki ben et de almayı planlıyordum. Kemikten para almadığı için ayıp olmasın diye et alacaktım. Buzlukta bekleyecekti etler. Adam öyle deyince ağzım dilim tutuldu nedense. Başka bir kasaba gittim. Kemik sordum. Bizden kemik çıkmıyor dedi. Niye diye ısrarla sordum cevap vermedi. Sonradan öğrendim, bazı kasaplar et kesmiyormuş, dışarıdan alıyorlarmış. En sonunda tavukçuya gittim, o yarın gel vereyim dedi. O satıyormuş kemikleri. Şöyle bir rahatladım, zorla et almak ve bir şekilde yemek zorunda kalmayacaktım.

Sonuçta bu kemik bulma olayı epey zorlu oldu bu sefer. Kasaplarda haklı herkes kemik isterse eti kime satacaklar? Bu arada büyük kipaya da gittim, oradaki kasaba da sordum “Kemik var mı?” diye.
“Biz ilikli kemik satıyoruz ama her zaman gelmiyor dedi.
Telefon numarasını verdi “İstediğin zaman ara, biz sana kemik ayıralım.” dedi.
Sanırım bundan sonra kemiksiz kalmayacağım. Aklıma İtalya geldi. İtalya’ya ilk gittiğimde Milano’da kalmıştım. Oranın kasabından düzenli olarak et alıyordu halamlar. Ben gittikten sonra kasap halama beni sormuş. Gittiğim için üzülmüş. Ben de etcil bir şeyler var galiba… Kasaplarla iyi anlaşıyorum…

Tavuk kemiklerini de kaynattım ama pek ilik çıkmadı, oradan çıkan suyu yemeklerde kullanacağım. Bu cumartesi dana kemiğinden yapacağım. Bu arada yüzümdeki ince kırışıklıklar gitti. Ve hissediyorum çenemde, yanaklarımda karıncalanmalar oluyor. Kolejen dolduruyor sanırım. Anneme söyledim, “O kadar çok içme her şeyin fazlası zarar.” dedi. Haklılık payı olabilir… Bilemiyorum her konuda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor, özellikle konu sağlık olunca. Yıllarca bize yumurtayı çok tüketmeyin zararlı deiler, kolestrolü yükseltiyor dediler. Sonra bir gün televizyona çıktılar “Kolestrolun çıkması o kadar da kötü değil, her gün yumurta yiyebilirsiniz.” dediler. Aslında kemikte de aynı muhabbet var. Sanırım en iyisi sağduyunun sesini dinlemek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir