EVET BANA DA BİRAZ TUHAF GELDİ… 2

Peter Pan Kasım ayında olan doğum günümde bana bir şiir kitabı hediye etmişti. “Bir an önce oku, kendinden çok şey bulacaksın.” demeyi de ihmal etmemişti. İnce bir şiir kitabı “Uzak”, yazar Oruç Aruoba; tamam mutlaka güzeldir ama benden bir şeyler taşıması? Biraz fazla iddialı (Nezaman büyük konuşsam o harfleri çiğ çiğ geri yuttum.). Kitabı kafamın rahat olduğu bir zamanda sindire sindire okumak istiyordum. Bu arada Şubat ayında Peter Pan’in doğum günü geldi. Ona Murathan Mungan’ın en sevdiğim şiir kitabını aldım “Mırıldandıklarım”, aynı gün kitabı okuyup bitirdi ve bana yeni bir yazar keşfetmesine vesile olduğum için teşekkür etti. Peter Pan’i seviyorum ama anlaşamadığımız bir konu var. O burada yazılan karakterin gerçek dünyada da kendisi olduğunu düşünüyor ve bu yüzden de Peter Pan’i hep sütten çıkmış ak kaşık gibi göstermemi istiyor, bu konuda beni baskı altına alıyor. Oysa ki benim aklımdam ne şeytanlıklar geçiyor.
“Biliyor musun bu yaptığına oyuncu kaprisi denir.”
“Oyuncu kaprisi nereden çıktı ki şimdi?”
“Peter Pan sen değilsin de ondan. Ben Peter Pan’i senin oynamanı istiyorum sadece.”
“Ben Peter Pan’im, oradaki Peter Pan.”
“Anlamıyorsun, o site yazarı da dahil olmak üzere bir kurmaca ve sen de Peter Pan karakterinin oyuncususun. Şu anda da yazarın işine karışarak oyuncu kaprisi yapıyorsun.”
“Bazen hayal gücünle beni zorluyorsun.”
“Ben gerçekleri söylüyorum. Sen Peter Pan’i kendin sanarak hayal kuruyorsun. Rolünden çıkıp gerçek benliğine döner misin?”
“Off her neyse Peter Pan iyi birisi, bunu yazarın kulağına küpe yap lütfen.”
Mecbur susuyorum, çünkü bir gün Melike bu yazdıkların beni rahatsız ediyor kaldır derse kaldırırım. Etik olarak doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum.

Gerçek hayatta beni bu kadar iyi tanıdığını düşünmüyorum:)

Neyse kitabı geçtiğimiz hafta okumaya başladım. Çok etkilendim. 120 sayfalık şiir formatında sayfalarının yarısının boş olduğu kitabı beş günde bitirebildim. Ve sanırım bundan sonraki hayatımda dönüp dönüp bakacağım, alıntı yapacağım bir kitap olacak. Şiir ve felsefe içiçe ve diğer ünlü yazarlar, düşünürler ve şairlerin konuyla ilgili düşüncelerine de format çerçevesinde yer verilmiş. Peter Pan haklıymış. Kitap iki bölümden oluşuyor: 1) Tavşan Besleyene Kılavuz: ilişkilerle ilgili gibi geldi ama dediğim gibi tekrar okumam şart. 2) Özlem Çekene KIlavuz: işte bu bölüm baştan aşağıya bana lazım, adeta bir kişisel gelişim kitabı gibi. Özlem çeken bir insanın tüm halleri ince ince irdelenmiş ve özenle açıklanmış. Tüm bunlar yapılırken şiirin müzikaletisinden hiç ödün verilmemiş.

Özlem, bütün dünyanın grileşmesidir:
herşeyin renksiz bir arkaplan haline gelerek,
yalnızca o geçmiş rengin, bütün dünya içinde
tek renk olarak görülmesi—
bütün dünyaya ancak onun renk verebilmesi…

Özlem, dünyaya rengini veren griliktir. (s.58)

Özlem, bahar başında esip geçer gibi görünen
Kar fırtınasıdır; ama, sanki, her bir tanesi donup
Kalacak, hiçbirzaman erimeyecek gibidir: –

Özlem, gelip kalır: özleyen özleneni
Yeniden görebilene dek, herşeyi kaplayan, aklaştıran
tipi gibidir: bastıran, görünmez kılan

–gelir, ve, kalır—
gelen, ve, kalan… (s.85)

Şubat tatilinde Adana’da Tuhaf dergisini satın almıştım. Derginin o ay teması Friedrich Nietzsche’ydi. Çok derinlere inmeden Nietzsche’yi anlatmışlardı derginin bir bölümünde, okurken çok keyif aldım. O kadar ki birara acaba kuramsal incelemede olsaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim. Sonra dergiyi Mersin’de Melahat’in bizi esir ettiği kafede unuttum. Mart ayında yine Tuhaf dergi aldım. Teması Kafka, yine güzel yine keyifli. Elimde bir kaç arkadaşım gördü, onlarda beğenmişler.

“Önümde durup bana baktığında,
Ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun,
Ne de ben seninkileri.
Ve senin önünde kendimi yere atsam,
Ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında
Cehennem hakkında ne bilebilirsen
Benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin…”
Doğru söylüyo, ben denedim:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir