BEZDİN Mİ BEKİRİM?

BEZDİN Mİ BEKİRİM?
“Geldim, gördüm, bezdim…”

Çok çok yoğun bir öz sorgulama(aslında bitmedi yoğunluğu azaldı) ve akademik çalışma temposundan çıktıktan sonra şöyle bir zaman ayıramadığım dostlarımla arkadaşlarımla bir hasret gidereyim dedim. Eski dostlar olunca yaşta benim yaş grubum oluyor haliyle. Normalde bilirsin yaşımdan bahsetmeyi sevmem, matamatiksel hesaplarla uğraşmam… Fakat birlikte vakit geçirdiğin sosyal çevre buna takıldıysa durum vahim. Çünkü hayat çok acımasız. Toplum düzeni 24-35 yaş aralığını yüceltmekle meşgul. Oncesinde çaylaksın sonrasında son kullanma tarihi git gide yaklaşan bir beden… İşte Bezgin’le geçen hafta buluştuktan sonra aklıma gelen ilk cümle. Bezgin’le arkadaşlığımız üniversitede başladı. Aynı sırayı paylaşıyorduk. Hep fazlasıyla mantıklı ve kendisinin gerçeklik dediği bir kötümserlikle varlığını sürdürdü. İyi bir insandı, onun iyiliğine, iyi niyetine her zaman inandım. Neyse ben şimdi sana onu anlatmaktansa buluştuğumuz günden diyologlar aktarıp yorumlayayım.


Big Chefs’de buluştuk. Çıtır mantı yedim çok beğendim. Sohbet muhabbet derken günlük hayat rutinlerinden söz açıldı.
“Sosyal çevremde daraldı nedense. Boş zamanlarımda evde oturup dizi izliyorum sürekli. Bazen bir iki gün evden çıkmadığım oluyor.” diye serzenişte bulundu Bezgin.

“Bir hobi falan edinsen, yenilik sana farklı bir enerji kazandırabilir.”

“Her hafta sonu kendime bir liste çıkarıyorum. Listenin başlığı şu oluyor :YENİLİKLER LİSTESİ. Birince sıraya da şunu yazıyorum: NE YAPSAM?”

“Ciddi olamazsın inanamıyorum sana? Şaka yapıyorsun değil mi?”

“Yooo gayet ciddiyim. Ben mükemmeliyetçi bir insanım. Bir şeyi mükemmel yapamayacaksam hiç yapmam daha iyi.”

“Peki… Çok gençsin, önünde uzun seneler var, hayatını hep bu rutinde geçirirsen depresyona girme olasılığın çok yüksek, farkındasın değil mi?”

“Galiba depresyondayım, pek bir şeyden de zevk almıyorum şu hayatta, süreklli psikoloji kitapları okuyorum. Psikologlara gittim ama onlar da bir çözüm bulamadılar anlattıklarıma.”

“Ben yüksek lisans eğitimimde bir şeyi fark ettim; aslında psikoloji kendi başına bireyin gelişimi için çok da fazla bir önem teşkil etmiyor. Bu bilgileri sosyoloji, felsefe ve antropolojiyle harmanlaman gerekiyor kendi bilgine doğru yol alabilmek için.”

“İşte okuyorum ben ve hayata bakıyorum sonra; diyorum ki kendi kendime değişsem ne olacak değişmesem ne olacak? Dünya aynı dünya, sistem aynı sistem, çark aynı çark; neyin mücadelesini vereyim ki?”

“Sen bir ara tenis oynuyordun? Ne oldu?”
“Of uğraşamam şimdi onunla, yaşlandım artık ben.”

“Aynı yaştayız ve ben ne senin gibi hissediyorum, ne de senin gibi yaşıyorum.”

“Senin aklın hep beş karış havadaydı zaten ben gerçekçi düşünüyorum.”

“Gerçek dediğin hayat bu mu Bezgin? İşe git eve gel, dizilerle kendini uyuştur, dışarıda yemek yemek en büyük eğlencen olsun. Başka da hiçbir şey yapma çünkü zaten yaşlanıyorsun yapsan da sefasını süremezsin. Bu mu yani? Yakında sen Prozac falan da kullanmaya başlarsın.”

“Ya aslında sen beni yanlış yorumluyorsun, ben renkli bir insanım. Bana daha fazla vakit ayırırsan renklerimi keşfedebilirsin.”

“Ben keşfetmek değil direk hissedip yaşamak istiyorum. Ama senin ben de kredin geçmişten geliyor, tabi ki bu arkadaşlık sürer.”

“Seninle vakit geçirmek bana iyi geldi.”

“Neden acaba?”

Bezgin Bekir, ilk olarak Gırgır dergisinde hayat bulmuş, tembelliğiyle tanınan bir karakterdir. Karikatürist Tuncay Akgün tarafından yaratılmıştır.

Bezgin orta yaş sendromuna girmiş insanların abartılı bir yansıması bence. Aklım almıyor insanlar nasıl hayatlarından vazgeçiyorlar ve bir anda yıllarca gün be gün ölüme ne kadar yaklaştıklarına dair gün saymaktan başka bir şey yapmaz hale geliyorlar. Oysa ki hayat organik ve dinamik, herkese aynı olanakları sunuyor, senin tek yapman gereken şey bir köşesinden tutunmak. Ve tutunduğun her neyse onu güzel yapmaya çalışmak. Belki istediğin kadar fazla takdir görmezsin, belki popüler ünlü sınıfına girmezsin ama yaşamanın hazzını yaşayabilirsin. Bu da her insana nasip olmaz. Ayrıca neyin ne olacağını kimse bilmez; belki hem keyif aldığın neyse onu yapar, bol bol takdir görür, ünlü olursun. Böyle olsa bile sen yaptığından haz alan insandan daha fazla haz almazsın yaptığından. Yaşama tutunmak güzel bir şey, özgürleştiren bir şey, denemek lazım, o bu ne der, şöyle mi böyle mi demeden düşündüğünü eyleme dökmek lazım. Yaşarken ölmek iyi değil. Etraf zombilerle dolu ve en tehlikelisi de bu zombilerin gözleri sürekli yaşayanlarda. Yaşayanları öldürmek için ellerinden geleni ardına koymuyorlar, çok acımasız Zombiler. Her işte önünü kesmeye çalışıyorlar, sinsi sinsi tuzaklar kuruyorlar, canından bezdirmeye çalışıyorlar. Çünkü onların bütün dertleri can, asla sahip olamayacakları, asla hissedemiyecekleri, hazzını duyamayacakları can. Sen canına sahip çık, elbet cananlarla da yolun kesişir.

“Ölü insanlar var burada ama yürüyorlar bezginmiş gibi, oysa ki onların tek derdi var bütün insanlığı kendilerine benzetmek…Ve bunu başarıyorlar sinsice; yaşayan insanları canlarından bezdirip işte yukarıda anlattığım gibi yaşamaktan bezdiriyorlar. Ortaya böylece iki bezgin çıkıyor: Bezdirmek için bezen Zombi ve Bezgin Bekirler… “

Hayatla küçük flörtler içindeyim, eski dostlarla özlem giderirken yeni insanlar da tanıyorum. Geçen gün bir sohbet sırasında şöyle bir diyolog geçti:

“Biliyorsun çıkmaz yola girdin mi o yol çıkmazdır. Başka bir yere gidemezsin.” Bu bana söylenmiş bir uyarı mesajıydı aşikar. Ayağını denk al, arkadaşlığımız sona eriverir anlamazsın.

“O zaman gideceğin yolu sen açarsın.” cevabını verdim.

“Sanki yaş 17, ergen gibi konuştun?”

“Oooo sen yaşa takıldıyasan, haklısın. Hiçbir yere gidemezsin.”

Bir daha konuşmadık. Çok yerinde oldu, şu iki günlük dünya da seni aşağıya çeken her ne ve kim varsa bırak gitsin…

Yaşam enerjinizin, hayallerinizin, yeni hedeflerinizin her daim yürürlükte olması dileğiyle☺

4 thoughts on “BEZDİN Mİ BEKİRİM?

  1. anlamazdın…!!güzel bir şarkıydı…iddialı cüretkar…düşününce derinleştikçe..hayır…

  2. Merhaba.
    Hayata tutunmak kendine tutunmak demektir.
    Insaninda korktuğu hissetmekten kaçtığı şey.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir