BÜYÜMEK YA DA BÜYÜMEMEK 1

Hayatım boyunca insanlar beni “çocuk gibi” olmak konusunda ya eleştirdi ya da öyle olduğumu düşündükleri için beni çok ciddiye almaya değer görmedi. Oysa ki bu sözlerin muattaplarının hayatlarını, olaylar karşısındaki gösterdikleri yapmacık tepkilerini ve sezgilerimle kolaylıkla öngörebildiğim gizlediklerini anlayınca doğru yolda olduğuma bir kez daha emin oldum. Benim için büyümek kağıt bebek gibi olmaktı. Kağıt bebekler tek boyutludur, onlarla oynayabilmenin tek eğlenceli yanı kağıttan yapılan kıyafetlerini değiştirip onlara yeni kimlikler yaratmaktan ibarettir. Tabi ki yaratılan kimlikler de sahipleri gibi tek boyutlu kalmaya mahkumdur. Büyümek tek boyutlu insanların dünyasında bir yer edinmekten ibaretti. Hiç cazip gelmedi.

“… Peter Pan’ın çağımızın simgesi olduğunu iddia edebiliriz. Büyümek, genellikle umutlarımızdan ve hayallerimizden vazgeçme, verili olan gerçekliğin çizdiği sınırlara rıza gösterme ve başlardaki varsayımımızın aksine daha macerasız, değersiz ve önemsiz bir yaşama kendinizi teslim etme meselesi gibi algılanıyor…” (Neiman, s 9)

Susan Neiman’ın “Niçin Büyüyelim?Çocuksu Bir Çağ için Altüst Edici Düşünceler” adlı kitabının yukarıdaki giriş cümlelerini okuduğum zaman “büyümek” kavramıyla ilgili yanlış bir yargıya sahip olduğumu fark ettim. Kitabı anlayabilmek için yavaş yavaş fakat her anını soluksuz okudum. Kitap büyümenin bir teslimiyet, esaret durumu olmadığını, tam tersine cesur olmakla ilgili olduğunu pek çok felsefecinin ve düşünürün teorilerinden örnekler vererek açıklıyor. Yazar kitaptaki ana savını Kant’ın Saf aklın Eleştirisi adlı kitabına dayandırdığı için Kant her bölümde karşımıza çıkıyor.

Peter Pan hiç büyümedi. Hayatın sorumluluğunu oyun olarak gördü.Acaba büyümenin oyun kadar cesaret isteyen maceralı bir yol olduğunun farkına varsaydı değişir miydi?

Peki nedir büyümek? Çocukluktan başlamak gerek… Akıl çocukken dogmatiktir. Bir çocuk ona ne söylersen doğru farz eder. Aklın bir sonraki adımı “kuşkuculuktur” yani ergenlik çağı. Artık çocuğun dünyaya yönelik sonsuz güveni sonsuz bir güvensizliğe dönüşmüştür. Kant bu everyi, aklın çocukluk dönemine özgü şaşkın saflığına kıyasla çok daha olgun bir adım olarak değerlendirir, dolayısıyla da gerekli ve değerli olduğunu söyler (Neiman, s. 12). Kant’a göre olgunlaşma size sunulan herşeyi sorgusuz sualsiz kabul etmek ve yine sorgsuz sualsiz red etmek arasında bulduğumuz bir yoldur. Yana yakıla netlik ararken belirsizlikler içinde yaşamını sürdürmektir. Bu ilk başta teslimiyetçilik olarak algılanabilir. Aslında tam tersidir. Büyümek size sunulan yaşama dair her türlü deneyimi şükranla kabul ederken bu deneyimin gücünden yararlanarak kendi rüştünüzü ispatlamaktır.

“Hem ideallerin hem de deneyimin eşit derecede hak iddia ettiğine kanaat getirmek içinse daha fazla cesarete ihtiyacımız vardır… Büyümek, dünyanın sizin payınıza düşen kısmını olması gerektiği hale getirmek için elimizden geleni yaparken bir yandan da onu olduğu gibi görebilmeyi becermektir.” (Neiman, s.15)

Peki insanların çoğunluğu ne yapıyor? Ergenlik çağında hayatın ideallerindeki gibi olmadığını keşfettikleri anda yaşama küsüp var olan sisteme boyun eğip orada kendilerine bir yer edinebilmek, kendilerini diğerlerine ispatlayabilmek için mutsuz mutsuz yaşıyorlar. “… bir yanılsamadan ibaret olduğunu anladığımız şeye sıkı sıkıya tutunmaya devam etmektense, gerçekliğin kokuşmuş derinliğiyle yüzleşmek çok daha cesurcadır.” (Neiman,s. 15). Oysa ki bu cesaretin değil sadece ve sadece korkaklığın göstergesidir. Kendini aramak ve yaşamak yerine başkalarının, bir kitlenin hayatına entegre olmak hiç de cesur değildir.

Peki büyümeyi göze alan insanın neye ihtiyacı vardır? Hem akla hem de deneyime…Büyümek için ne tür deneyimler hayatidir? Seyahat etmek bu noktada çok önemlidir. Burada bahsedilen turistik seyahetler değildir. Farklı bir kültürü yaşamaktır, hissetmektir seyahat deneyimi. Fakat başka kültürlere seyahat etmek, ancak kendi kültürünüzün farkına tam olarak vardıysanız bir anlam ifade eder. Acaba kendi kültürümüzün ne kadar farkındayız?

Büyümüş insanlara yer açan, büyümeyi iyi bir seçenek kılan bir kültür yaratmayı başardık mı? Paul Goodman “Growing Up Absurd”(Absürt Büyümek) adlı kitabında başaramadığımızı söylüyor. O, insanların, onlara anlamlı bir iş hayatı sunacak, güçlü bir aidiyet hissi yaratacak ve çabalarını karşılıksız bırakmayacak bir dünyanın varlığına inanmaya gereksinim duyduklarını iddia ediyordu. İçinde yaşadığımız kültürün odağı , bizleri tatmin eden işlerden ziyade meta tüketimi oldukça ortaya çıkan (ya da razı olduğumuz) şey de daimi ergenler toplumu olmuştu.

Tüm bu olumsuz şartlara rağmen ,Neiman kitap boyunca “…büyümenin kendinde bir ideal olduğu: Tam anlamıyla nadir erişilebilse de, uğrunda çabalamaya değer bir ideal.” iddiasını detaylı ve etkili bir biçimde tartışıyor.

City of stars
Yıldızlar şehri
Are you shining just for me?
Sen sadece benim için mi parlıyorsun?
City of stars
Yıldızlar şehri
There’s so much that I can’t see
Buradan göremediğim çok şey var
Who knows?
Kim bilir?

4 thoughts on “BÜYÜMEK YA DA BÜYÜMEMEK 1

  1. peki ..geçen küçük kısmen uygar çarpışmaya,yani beni yerleştirmeye çalıştığın bütüne reddet mi doğru algılayıp(umarım)sayfama üye olma büyüklüğün takdire şayan..(umarım hatırlıyorsun).
    üye olunca böylece yazdıklarında düşüyor..ve bir şey yazmam gerekti..galiba)..katkı;tüm canlılar gibi insan yavrusuda diğerleri gibi genetic kodlarla doğar ve bu kodlar vahşidir….izlediğim yumurtasındaki bir kurbağanın şeffaf yumurtadan küçük yılanın dala yaklaştığını görünce suya atlaması görmeye değerdi belgeselde…hayatta kal!!ve yok et!! kuralı aslında bizim içinde geçerliydi..primatlık üzerinden..ve büyümek işte tam burada başlıyor…ne zaman yok etmeden hayatta kalmayı öğrendiğimizde büyüyoruz demekti…sevgili melike..(beklediğim odur ki bu sevgili laf ına takıl ve ironik giydirmeler yap….:))

    1. Bu bir yazı dizisi olacak. Aslında odak büyümenin ne olduğundan öte büyümenin neden tercih edilebilir olduğu üzerine. Yorumunuz için teşekkür ederim.

      İronik giydirme dediğiniz durumlar spontan oluşuyor, ısmarlamayla olmuyor ne yazık ki:( Artık bir dahaki sefere inşallah.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir