DNA

Her şey “Postmodern Sindirella” yazısını yazdıktan sonra oldu. Orada Once Upon a Time dizisinden bir bölüm paylaşmıştım. Küçük bir kız sümbül tohumları atıyordu toprağa ve sümbüller kocaman büyüyorlardı. Ertesi gün kendime bir sümbül soğanı aldım.

Minicikti, mor çiçekler açmasını istedim.
Sağlıklı büyüyordu. Çiçekler için heyecanla bekliyordum.
Beklentim böyleydi:)))
Onca rengin içinden pembe oldun./ Bi haberdin güzelliğinden, gücünden, kudretinden /Nasıl taşınır bilemedin./ Kalemimle el verdim sana/ Doğallığını ve güzelliğini kirlettim. /Başın bükülmesin, boynun dik kalsın diye./ Öyle de oldu./Aslında olduğu kadar oldu.

Hadi pembe renk neyse de, niye benim çiçeğimin güzel başı yerlerde sürünüyordu. Yani bunun benim için sembolik anlamları vardı aslında.Yaşaması için hep birileri ya da bir şeyler onu destekleyecek miydi şimdi?
Bu konu da kafa yordum ve bir sergide gördüğüm resimle aradığım cevabı buldum.

Tüm samimiyetinle yaz ve neyin seni incittiği konusunda açık ve samimi ol./ Yaranın farkına var, yaranı bil, yaranı taşı, yarandan gücünü al./Sonra hayat kitabının içindeki yoldan ilerle.
Resmin sahibi: Şahin Demir
Ve dün sabah uyandığımda her zaman ki gibi çiçeğimin yanına gittiğim de beni bir süpriz bekliyordu: artık kaleme ihtiyacı yoktu.
DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim….
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…
Nazım Hikmet
Sebebini tam olarak bilemediğim bir mutlulukla doldum. Kafam o kadar güzeldi ki bu garip yazıyı ya da denemeyi yazıp yayınlamak cesareti gösterdim. İşte gitiiğim sergiden Taner Güven’e ait bir resim. Temsili ben; kollarımı açtım aydınlığa yürüyorum:)

Our meeting is a mathmatical formula
Karşılaşmamız matematik formülü gibi
Religious commandments, law of the universe
Dinin kuralı,evrenin takdiri
The proof of fate that has been given to me
Bana verilen kaderin kanıtı bu
You are the source of my dreams
Sen benim hayalimin kaynağısın
Take it, take it
Al,al
Destiny’s been chosen to the hand that I extend to you
Kader sana uzattığım elle seçildi

2 thoughts on “DNA

    1. Oooo en sevdiğim bloggarlardan birisi gelmiş💙 şu projemi bitirdikten sonra bloğunuzun içinde kaybolup fütursuzca tavsiyelerinizi izlemek istiyorum. Yorumunuz için çok teşekkürler.
      Sevgi ve ışıkla

      🤗🤗

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir