YARA

Var olan bir yarayı sızlatacak kadar vardın bende.
Fazlası için çok azdık.
Kabuklu yaraların altında ki iz de sen değildin.
Bunu bildiğinden hep huysuz , çamurlu, aksi ve maviydin.
Az olmak kötü şey değildi.
Bilsen tatlı tatlı yağabilirdin.
Yetebilirdik.
Ayşe Köroğlu

Yorumlayıcı sosyolog Peter Berger ve Thomas Luckman’a göre toplum bireyi belirler ve birey toplumun bilinçlenmesinde ve oluşumunda etkin rol oynar. Günlük hayatta da birey ve toplum arasında etkileşimden kimlik doğar. Şu anda genel anlamda kabul görülen bütün toplumsal doğrular aslında vakti zamanında bir bireyin öznel fikriydi. Sonra bu fikir, düşünce, her neyse yayıldı ve kabul gördü, kuşaktan kuşağa aktarıldı. Ve öyle bir vakit geldi ki insanlar artık bütün doğru kabul edilen fikirleri doğa kanunu gibi değiştirilemez sandılar ve bütün hayatlarını bunun üzerine kurdular. Oysa ki gerçeklik an be an değişen bir şeydi ve göreceliydi. Gerçeklik katman katman, akışkan ve bulunduğu zaman ve yere göre bukalemun gibi değişendi. İnsanlara bu çok karmaşık geldi ve onlar bir tek gerçekliği –üstün gerçekliği- gördüler ve herkesten buna uymasını beklediler. Korkanlar ve uyuyanlar sorgusuz kabullendiler. Diğerleri de bir şekilde yerini buldu; onlara deli dediler; herhangi bir sanat dalında başarılıysalar sanatçı dediler, ağızları iyi laf yapıyorsa lider dediler,asi, isyankar dediler, hiçbir kulp takamayınca kafası güzel ne içmiş dediler… İşte benim sana birazdan anlatacağım hikaye benim minor gerçekliğimle ilgili. Ben hangi katagoride miyim? Eskiden deli derlerdi, şimdi daha çok kafası güzel diyorlar, gelecek ne getirir bilemem…

Hayatımda yaptığım en güzel işlerden birisi yüksek lisans çalışmam oldu. Aslında entellektüel gelişim programı olan bu süreçte ben ve sınıf arkadaşlarımın düşünce kapasiteleri ve hayata bakış açıları an be an değişti; yandık kavrulduk ve hala da yanıyoruz bir başka deyişle. Bu gelişim süreci içinde hep birlikteydik ve sonunda birbirimizi çok iyi algılar hale geldik. Hepsiyle güzel bağlarım var ama aralarından üçüyle daha bir yakınlaştık: Peter Pan, Fareli Köyün Kavalcısı ve Uyuyan Güzel… Yanlarında minor gerçekleri üstün gerçekler gibi görebildiğim insanlar…

Bir gün birisiyle karşılaşırsın, gözlerine baktığın anda bütün hayat hikayeni anlatmış olursun. Adeta bir aynanın karşısında gibisindir. O sendir. Sen de o; gönlün hep o anda kalmak ister. Sadece ister… Söz konusu bensem kılını bile kıpırdatmaz… Arada mekanlar, uzaklıklar ve suskunluklar olduğu için bir daha o an tekrarlanmaz. İkinci karşılaşmayı gerçekleştirecek şartlar yoktur. Ne mutlu biz insanlığa ki artık sosyal medya denilen araçla her insana ulaşabilme olanağı bulduk. Ama nereye kadar? Onların yansıttığı gerçeklik kadar… İşte benim aşk hikayem bir şekilde sosyal medya üzerinden yansıttığımız gerçekler örtüşünce başladı.

Bir gün Peter Pan’la kahve içmek için buluştuk. Kafam onunla doluydu; hayali gerçeklikle. Peter Pan’a anlattım. Saçmaladığımı falan söylemesini bekliyordum. Oysa ki o bana “Olabilir.” dedi. Ve sonra devam etti “Öğrenmek için net bir adım atman lazım”
“Ne gibi?”
“Bir resminin altına yorum yaz, kendini fark ettir.”
Bu Melike Yıldız’lık bir tavır olamazdı. Konu orada, o anda kapanmıştı. Tabi ki sözlü olarak, minor gerçeklikte aşımın gücü artarak sürdü.

Bir gün kendimi instagramda bir yorumun içinde etiketlenmiş gördüm, hem de onun sayfasında. Gerçekleştiren tabi ki Peter Pan’di. Çok kızdım ve Peter Pan’dan hemen kaldırmasını istedim. Kaldırdı.

“Beni yanlış anladın. Tamamen iyi niyetlerle yaptım.”
“Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.”

Ona kızmıştım. Bir süre konuşmadık. Fakat bu olaydan sonra beni şeytan dürttü. Ve adamın profilindeki yorumları okumaya başladım. Bir sürü hayran, bir dolu sevgi mesajları, flörtleşmeler, flörtleşmeler, flörtleşmeler… Kendimi salak gibi hissettim. Ben de minor gerçeklik falan adı altında havalarda uçuyormuşum. Bir de kendimi aldatılmış ve kandırılmış hissettim. Çünkü hayal ettiklerimin gerçek olduğuna inandırmıştım kendimi… İçim sıkıldı. Sonuçta garip bir aşk acısı içinde yanıyordum. İçim sıkıldı. Bu durumdan bir an önce kurtulmak istiyordum. Onu her yerden sildim. Sonra kendimi sokağa attım. En sevdiğim yere, Kemeraltına gittim. Biraz dar sokaklarda savruldum. Bir falcıya gittim, bana çok güzel şeyler söyledi. 

“Şımartabildiğin kadar şımart kendini artık, bunu fazlasıyla hak ediyorsun.” dedi.

 Falcıdan çıkınca Alsancak’a doğru yürümeye başladım. Durmadan alışveriş yaptım: gözlük aldım, parfüm aldım, elbise, pantalon, aldım da aldım… Nasıl olsa kredi kartına taksit yapıyorlardı. Peter Pan’i aradım. Alsancak’ta buluştuk. Durumu anlattım.

“Ne güzel.”
“Hayal dünyasında yaşamanın nesi güzel?”
“Ama gerçekti, yaşadın sen, hissettin…”
“Ama dokunamadım, yalnızdım…”
“Ona yeniden mesaj atmamı ister misin?”
“Ne yazacaksın?”
“Haddini bildireceğim, seni nasıl üzer?”
Çantamdan alışveriş fişlerini çıkarttım. “Bunları da yollar mısın?”
“Neden?”
“Onun yüzünden aldım.”
“Abartma istersen”
“Hani gerçekti?”

Kahkahalarla güldük… Dostluk böyle bir şeydi. Aynı frekansta olmakta buydu…

Hayal kurmak güzel bir tanem, hem de çok güzel. Gerçeklerle yüzleşmekten çoğu zaman daha güzel hayaller. 

Diğer yandan eğer bütün varlığımla hissedemeyeceksem bu hayatı, bu bedenin, bu ruhun ben de işi ne?

Eğer var olan bütün potansiyelimi kullanmıyorsam şu hayatta, söyler misin bana nedir farkı hayatımın bitkisel hayattan?

How much longing
Daha ne kadar hasret
Has to fall like snow
Kar gibi yağmak zorrunda
For the spring days to come?
Bahar günlerinin gelmesi için
Friend
Dostum

Like a small piece of dust
Toz parçası gibi
That floats in the air
Havada dolaşan
If the flying snow is me
Eğer uçan bir kar tanesi olsaydım
I could reach you faster
Sana daha çabuk ulaşabilirdim

Snowflakes are falling
Kar taneleri düşüyor
Getting farther away
Uzaklara gidiyor
I miss you
Seni özlüyorum
I miss you
Seni özlüyorum
How much more do I have to wait?
Ne kadar daha beklemem gerek?
How many more nights do I have to stay up?
Kaç gece daha uykusuz kalmam gerek?
Until I can see you?
Seni görene kadar
Until I can meet you?
Seninle buluşana kadar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir