TOSKANA GÜNLÜKLERİ 7: BİRAZ NOSTALJİ…

Toskana’da kaldığım evin ve bahçesinin düzenlemeleri çok özgün ve detaylıydı. Evin içinde ve bahçede adımımı attığım heryerde küçük küçük sanatsal detaylarla karşılaşıyordum. Bu kimi zaman antika bir minyatür oyuncak kolleksiyonu oluyordu, kimi zaman hiç düşünmediğim bir yere yerleştirilmiş olan eski bir ayna olabiliyordu. Kısacası ev beni her an her yerde şaşırtıyordu. Sanki birisi yaşadığınız yere küçük küçük işaretler yerleştirmişti; sizi bir yere doğru götürüyormuş gibi… Oysa ki benim dönüp dolaştığım tek yer oluyordu : mutfak… Neyse o ayrı bir konu…

Bol bol fotoğraf çektim. Planım İzmir’e döner dönmez her bir detayı sana tek tek anlatmaktı. Fakat Prens’ten izin almak için çektiğim fotoğrafları gösterince bu durumdan hoşnut kalmadı. Çünkü daha önceden başına tatsız bir olay gelmiş. Bir arkadaşı kartpostal yapacağını söyleyerek ve hatta onu da model olarak kullanarak bir dolu fotoğraf çekmiş yıllar önce. Anladığım kadarıyla ona az bir parada ödemiş. Birgün Prens başka bir ülkeye uçakla seyahat ederken yolcu koltuğunda bulunan dergiyi bakınca kendi fotoğraflarıyla karşılaşmış. Üzülmüş. Odamın, evin eskiliğini kanıtlayan tarihlerin, vs gibi yerlerin fotolarını yayınlamama izin verdi sadece.

16.08. 2017

Bu yaşadığım evin garip bir mimarisi var. Pek çözemedim. Ev yamacın üzerine kurulmuş. Ben odama kapıdan düz ayak giriyorum ama benim odam çatı katı ve aşağıda başka bir oda daha var. Diğer yandan odama girdiğim kapıdan girince kocaman bir salon var. Kapı sol köşede ben sağ çapraz köşeye gidip bir basamak inip çatı katıma geliyorum. Eğer sol köşeden dümdüz yürüyüp diğer sol köşeye gidersem aşağa inen merdivenlerle karşılaşıyorum. Diğer yandan sol köşedeki kapıdan girip kafamı saga çevirip yanıma bakarsam zeminde yukarıya doğru açılan bir kapı olduğunu görüyorum. Buradan da aşağıya iniliyor. Son olarak gene sol köşedeki kapıdan girip saga dönüp sağ köşeye gidersem yukarı çıkan bir merdivenle karşılaşıyorum. Bu merdivende bir çatı katına çıkıyor.

Kafan karıştı değil mi? Ben hala çözemiyorum. Nasıl yaptılar, nasıl oldu diye şimdi yazarken bile düşünmeye başladım. Ve unutmayın evin her santiminde bir süpriz size bekliyor.

Bu ev tam altı yüz yaşındaymış.Ev tarlalardan toplanan taşlardan yapılmış. Eskiden burada otuz kişi yaşıyormuş. Yukarıda çiftçilik yapan kiracılar, aşağıda cam (tabanları yuvarlak cam şişeler yapıyorlarmış) işiyle uğraşan ev sahipleri. Evsahipleri kiracılardan para almıyormuş, bunun yerine hasılatlarının yarısına ortak oluyorlarmış. Bu evdeki insanlar hep mutlu yaşamışlar. Prens otuz sene önce evi ilk sahiplerinden almış. Kuşaklar boyunca yaşamış bir soydan… Prens evin dış görünüşünü doğal dokusunu hiç değiştirmemiş. Onun evine çok yakın iki tane de komşu ev var. Bu evler boş ve bir tanesi satılık ve dış cepheleri çimento kaplı. İkinci Dünya savaşında ev sahipleri çok para kazanmış ve evin dışını çimento kaplamışlar.

Bu resimler evin 600 senelik olduğunun kanıtıymış. Ben anlamadım, belki sen anlarsın…
Bir duvarda karşılaştığım süpriz; Prens’in karısı yapmış.
500 senelik bir şömine, ateşe dayanıklı olması için malzemeyi dolunayda kesiyorlarmış?
Ayışığı toprağın altındaki bitkiler için de önemliymiş. Hayat hem güneşten hem de ayışığından geliyor.
Eski zamanlara ait bir raf. O zamanlar çivi olmadığı ya da çok pahalı olduğu için böyle bir teknik geliştirmişler…
Minyatür oyuncak kolleksiyonu bir köşede bekliyor işte…
Bu da benden sana:)

2 thoughts on “TOSKANA GÜNLÜKLERİ 7: BİRAZ NOSTALJİ…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir