TOSKANA GÜNLÜKLERİ 4: KENDİNE AİT BİR ODA

5-29.08.2017

Yoga kampına geldiğim ilk gün, beni bütün çadırlar dolu olduğu için çiftliğin sahibine ait küçücük bir çatı katına yerleştirdiler. Ne zaman çadır vereceklerini falan söylemediler. Hava çok sıcaktı, pencere yoktu. Ev gerçek ağaç kütüklerinden yapılmıştı. Muhtemelen içleri minik minik böceklerle doluydu ve bu böcekler özellikle geceleri ağaç kütüklerini içeriden yiyorlardı. Kim bilir belki onların derdi de özgürlüktü. Kendilerine dışarı çıkmak için tünel kazıyorlardı. Ne yaparlarsa yapsınlar çıkarttıkları sesler çok sinir bozucuydu.Gecenin bir vakti kan ter içinde ben bu sesler yüzünden bir türlü uyuyamıyordum. Başım çok kötü ağrıyordu ve reglim yüzünden her gece 2-3 kere tuvalete gitmek zorunda kalıyordum. Bu da yokuş demekti, ayrıca kör karanlıkta bilmediğin bir arazide cep telefonun ışığıyla yolunu bulmak çok zordu. Sizin de tahmin edeceğiniz gibi sürekli düşüyordum. Gündüzleri de yorgunluktan ve sakarlıktan düşüyordum. Bir de sivrisinekler vardı. Geceleri beni itinayla yiyiorlardı. Gündüzleri kaşınmaktan oramda buramda küçük küçük yaralar çıkmaya başladı. Sürekli Türkiye saatinde takılı kalmış cep telefonumun takvim bölümünden kaç günüm kaldığını hesaplıyordum.

Neyse ki ilk bir haftayı atlatıp sağlığıma kavuşup araziyi gözüm kapalı dolaşabilecek kadar öğrenince biraz da olsa rahatladım. Hala geceleri uyumakta zorluk çekiyordum ve cep telefonumdan takvime bakıyordum. Bir gece ışığın yansıdığı 40 santim üzerimdeki çatıya baktım. Ve oda hakkında ki fikirlerim yavaş yavaş değişmeye başladı. Tavanda resimler asılıydı. Belli ki zamanında küçük bir çocuk kalmıştı burada ve resimlere bakarak uyumuştu.

Ben babasının korumasında küçük bir kız çocuğuydum. Büyümek istemedim çok uzun bir süre; bütün mesele de burada başladı… Hayat işte bu kadar acımasızdı ve seni senden başka kimse koruyamıyordu.
Geyikle kurbağa öpüştükten sonra kurbağa prens oldu mu? Olduysa geyik prens mi oldu? Olmadıysa ne oldu? Acaba bir zamanlar benim yerimde yatan ufak çocuk bu resme bakarken ne düşünüyordu?

Sonra ki bir iki gün boyunca gündüzleri odayı incelmeye başladım. Hayretler içinde kaldım. 15 metrekarelik alanda o kadar çok sanatsal detay vardı ki…

Evin restorasyonunu evin sahibi yıllar önce karısı ve çocuklarıyla birlikte yapmış. Çocuklar küçük olduğu için hep bir şeyleri kırıyorlarmış. Onlarda kırılan herşeyi duvara yapıştırmışlar. Burada kırık bir bardağın sağlam kısmı var…
Küçük bir çömlek kap ve ne olduğunu bilemediğim desenli buzlu cam parçası. Yıllar önce bir zamanlar dört çocuklu bir ailenin anıları her an duvardan çıkıp sana geçmişi yaşatabilecek kadar canlı… Bu kırık parçalara bakmak beni çok duygulandırdı. Geçmiş geçmişte kaldığı için her ne olursa olsun biraz kırık değil midir?
Yukarıdaki pencerenin açılabildiğini sonradan keşfettim, böylece odayı biraz serinletmeyi başardım. Yağmur yağdığı zaman nerede olursam olayım koşa koşa pencereyi kapatmaya gidiyordum. Aksi takdirde odayı su basıyor.

Ayrıca hayatımı kolaylaştıracak bir çalışma masası, elektirik, eşyalarımı üzerine koyabileceğim bir de sandık vardı. Çadırlar nehir kıyısında ve daha genişti. Fakat aşağıdaydı ve orada hiç elektirik yoktu. İlk hafta yaşadığım fiziksel rahatsızlıkları düşününce aslında evde kalmam çok iyi olmuştu. Çadıra geçmeme kararı aldım. Bu odayı ve bu evi keşfetmeye karar vermiştim.

Bu çalışma masasında bazı geceler oturup yazdım. Yaşanmışlıkları hissettim ama kelimelere dökemedim.
Masanın altında gördüğünüz dünya küresi aynı zamanda gece lambası, yatağımın hemen yanındaydı. Bir gece kolumu yanlışlıkla küreye çarptım ve ışıkları yandı:)

Masanın başka bir açısı…[/caption

4 thoughts on “TOSKANA GÜNLÜKLERİ 4: KENDİNE AİT BİR ODA

  1. Çok güzel anlatmışsınız. İçine çekiverdi beni yazı. Resimler harika… Sanki o çatı katını,daha önce orada yaşamış 4 çocuklu aileyi, çocukların cıvıltılarını hissettim. Sizi hep okuyacağım… Sevgiler

  2. Bu nasıl bir kararlılık. Ben olsam en fazla 3. Gün ağzıma geleni söyler çekip giderdim. Bravo valla.

    1. Merhaba🤗 sonuna kadar kalmasaydım asla bu satırları kendimden bu kadar emin yazamazdım. Aklımda hep bir soru işareti olurdu. Deneyimi tamamlamak beni tekrar kendimle yüzleştirdi.

      Bu arada bilgisayarıma bir hafta kadar önce su döküldü. Servisten haber bekliyorum. Macin hızına ve kullanım rahatlığına o kadar alışmışım ki ne tez için ne de internet sitem için bir şey yazamadım. 😶😶😶

      Sevgi ve ışıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir