TOSKANA GÜNLÜKLERİ 2: AŞAĞIDAKİLER YUKARDAKİLER

“İNSAN KENDİNİ YALNIZCA İNSANDA TANIR.” GOETHE

08-11.08.2017

İnsan alışkanlıklarından mahrum kalınca onların hayati önemini fark ediyor. Ben kahveyi sevdiğimi biliyordum, çay içmeye de epeyce düşkün olduğumu da… Onların eksikliğinin sonucunda sinirlerimin yıpranacağını, yorgun düşeceğimi hiç düşünmemiştim. Hele hele mutfağa her gittiğinde buram buram kahve kokusunu duymak, kedi ciğere bakar gibi kahve dolu kavanozlara bakmak ayrı bir acıydı. Anlayamadığım eğer ortada bir kural varsa neden herkes için geçerli değildi? Yemek yemeğe çok düşkün olduğumu biliyordum. Diğer yandan hayatımda hiçbir zaman başkasının tabağına yan gözle bakmadım (baktıysam da hemen tadına baktım). Burada bir grup insan istediği gibi yiyip içiyor, senin varlığın onlar için bir sorun değil. Hindistan’da da 10 günlük meditasyon kampında istediğimizi yiyemiyorduk ve çay kahve yoktu. Fakat herkes için bu kural geçerliydi, hoca için bile… Bu yüzden de 10 gün boyunca hiç zorluk çekmedim. Ne çay aradım, ne kahve, ne de sosis, peynir…

Reglim ve baş ağrım geçince biraz kendime geldim. Yüzüm gülmeye başlamış olmalı ki beni sürekli küçük gözleriyle takip eden Sarı Çiyan bana özel ekstra işler yaratmaya başladı. Birisi bir işi mi yapmıyor tabi ki Melike buna hazırdır… En sonunda yapmak istemediğimi başka bir planım olduğunu ifade ettiğim. “Bu yoga kampının sana ihtiyacı var.” dedi Sarı Çiyan. Ben de haftada 6 gün çalışıp 1 gün boş günümüz olması gerektiğini vurguladım. Bu hafta boş günüm olamayacağı gibi laflar etti. Allah’tan aynı gün hocanın da olduğu bir toplantı oldu. Hoca kahve ve yiyecek konusunu vurguladı. Kahve içilmeyecek, herkes aynı yiyecekleri yiyecek dedi. Ben de boş günümü istediğimi vurguladım.

“Ben buraya karma yoga yapmak ve eğitimlere katılmak için geldim. Size yardım etmek için geldiğim kadar kendim için de geldim. Eğer program ya da verilen görevler bana uygun değilse bunu açıkça ifade etmem gerektiğini düşünüyorum.” dedim.

Hoca da bunu söylemem de sakınca olmadığını fakat bunu şirret(bitchy) bir şekilde söylememem gerektiğini söyledi. İnanamadım, bu adam bana birşey mi demek istiyordu?

Sarı Şıllık boş günümü 8. Günde verdi. Yeni bir program hazırladığını ve bunun tamamen rastgele yaptığını nedense vurgulamak gereğini duydu. Programa bakınca benim için hazırladığı süpriz paketi gördüm. 7 çalışandık,nedense benim 3 gün tuvalet temizliğim vardı. 4 gün sabah 11.00da başlayan öğle yemeği hazırlama görevim vardı. Bu ne demekti biliyor musun? Kampta 10 günlük eski hocalara yönelik bir kurs başlamıştı. Sabah 07:00’de başlayıp 13.30’da bitiyordu. Anlatabildim mi? Üstüne üstlük daha önceden güneşin altında çalışmak istemediğimi belirtmeme rağmen bol bol saat 15.00da başlayan bahçe sulama görevi vermişti. Bu kadınla uğraşmak istemediğimi fark ettim. Beni çalışmak yormaz, kurslardan da alabildiğimi alırım diye düşündüm ve güneş altında çalışma konusunu söyledim. Tuvalet görevleri vererek programı düzenledi. Bir insan düşünün hoca tarafından yoga rol modeli olarak lanse ediliyor ve sen onun ustaca sakladığı sinsi yüzünü yudum yudum içiyorsun.
Artık ayrımcılığın ve mobbingin benim kaderim olduğuna karar verdim. Daha öncede de benzer bir tutumla karşılaştım. Ben bir profesyonel mobbing kurbanıydım ve artık bu alandaki başarım uluslararası boyutlara ulaştı. Yine haksızlık vardı, yine yorgunluk vardı. Fakat bu sefer kendimle gurur duyuyordum. Çünkü yıllar süren sorgulamam bitirmiştim. Önceden benimle uğraşmalarının sebebinin benim suçum olduğunu düşünürdüm. Artık benimle uğraşmalarının sebebini biliyorum: ben mükemmelim, çalışkanım, yetenekliyim, zekiyim, parlağım, atletik ve güzelim. Bir kadında olabilecek her türlü özelliğe fazlasıyla sahibim. Kendine güvensiz, problemli hemcinslerim için mükkemmel bir rakibim. Bana bakınca beyinleri şöyle sinyal veriyor : YOK ET! HEMEN!

Nereden biliyorsun derseniz, aşağıda mobbing mağdurlarının ortak özellikleri var ve çoğu bana fazlasıyla uyuyor… Uyanları koyu harflerle vurguladım. Evet bu benim☺

Heinz Leymann, mobbinge uğrayanların genel özelliklerini aşağıdaki gibi sıralamıştır:

İşini çok iyi, hatta mükemmel yapan;
İlişkileri olumlu olan ve çevresindekilerce sevilen;
Çalışma ilkeleri ve değerleri sağlam, bunlardan ödün vermeyen;
Dürüst ve güvenilir, kuruluşa sadık;
Bağımsız ve yaratıcı;
Zorbanın yeteneklerinden üstün özelliklere sahip olan kişiler;

Bazen de işyerinde sessiz, çevresiyle hemen iletişim kuramayanlar.

Prof. Pınar Tezcan ile yardımcı doçentler Fuat Bayram ve Hediye Ergin’in hazırladığı ‘İşyerinde Psikolojik Taciz’ isimli eserde ise, işyerinde psikolojik tacize uğrayan mağdurlar 18 ayrı karakter tipinde incelenmektedir:

Dalgın: Etrafında olan bitenin farkında değildir.

Neşeli: Arkadaşlarını eğlendirir, güldürür, devamlı neşelidir.

Gerçek dost: Herkesle iyi geçinir, içten duygularla yaklaşır. Popülerliği kıskançlığa neden olur.

Günah keçisi: Grup içinde her türlü suç üzerine atılır. Eleştirilerin değişmez hedefi odur.

Kendini beğenmiş: Kendisini herkesten üstün görme eğilimi vardır. Çok önemli biri olduğuna inanır. Çoğu kez böyle olmadığını göstermek isteyenlerin tacizine uğrar.

Uşak: Her zaman amirini mutlu etmek ister. Bu tarz davranışlar diğer çalışanların tacizde bulunmaları için ortam oluşturur.

Dürüst iş arkadaşı: Çok dürüst ve doğrudur. Ancak dürüstlüğü nedeniyle açıkça her problemin üstüne gitmesi rahatsızlık meydana getirir. Dürüstlüğü birtakım kişilerin işine gelmediği için mobbing kurbanı olmaya adaydır.

Hipokondriyak: Hastalık hastası olarak tanımlanan bu kişi, sürekli şikâyet eder. Bu yakınmalar sıkıntı vermeye başladığı için hedef haline gelir.

Prof. Dr. Acar Baltaş ise, yıldırmaya hedef olan kişilerin özelliklerini aşağıdaki gibi sıralamıştır:
Çoğu kez üstün mesleki özelliklere sahip kişiler yıldırmaya hedef olabilirler.

Yetkinlik düzeyleri yüksek, yaratıcı, dürüst, başarı yönelimli, kendilerini işlerine adamış kişiler bazı kişileri rahatsız edebilir ve şimşekleri üzerlerine çekebilirler.

Bu tür kişiler, insanlara güven duyar, iyi niyetlidir, politik davranmayı bilmez.


Kurumlarına çok bağlıdırlar ve işleriyle özdeşleşmişlerdir.

İşlerini kaybetmek, onları daha da derinden etkiler.

Stresle başa çıkamadıkları için özel yaşamları da bozulur, sağlık sorunları baş gösterir.

http://matesis.blogcu.com/isyerinde-psikolojik-taciz-mobbing-raporu/7104636

Profesyonel evrensel mobbing maduru olarak bu konuda uzmanlaşmıştım. Benim mutluluğumu ve huzurumu bozmasına izin vermeyecektim. Henüz bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum ama bir yol bulacaktım. Sonuçta bu insanlara bir yerde minnet borcum vardı. Kendine güvensiz, sürekli kendini yargılayan ve eleştiren bir kadını bir özgüven abidesine dönüştürmüşlerdi. Boşuna dememişler öldürmeyen acı güçlendirir diye…

Yine de bu durumdan sıyrılmak için bir yöntem geliştirmeliydim. Belki sonra Türkiye’ye gidince Mobbing Mağdurları Derneği kurarım. Bir de kendime 900’lü bir hat açarım. Televizyon reklamları veririm:

“Mobbingden canın mı yanıyor, hemen ara yarın olaylar ters yüz olsun. Ben yaptım, sen de yaparsın. Haydi sana bir telefon kadar yakınım. 900 900…”

6 thoughts on “TOSKANA GÜNLÜKLERİ 2: AŞAĞIDAKİLER YUKARDAKİLER

  1. Sadece alkışlıyorum. Gerçekten, yürekten alkışlıyorum. Bu yazıyı bitirme ve bence derle topla kitap yaz. Samimiyetle tavsiye ediyorum. Bende mobbing maduruydum. O yüzden çok iyi anlıyorum 🙂 bu arada serüvenin devamını da bekliyorum.

    1. Çok teşekkür ederim:) Bu yazı ben yaşadıkça bitecek gibi görünmüyor. Artık seviye de atladım: Evrensel mobbing mağduru… Kitap neden olmasın, belki olur?

      sevgiler

      Melike

  2. Bu kadar çalışmanın sonucu ve amacı nedir ? Siz eğitim için gittiniz sanırım o zaman size yoga ile ilgili şeylere yöneltmeleri gerekmiyor mu ?
    Sarı bayana selamlar olsun umarım kendi dişinde birine denk gelir 🙂

    1. Bu çalışmadaki amaç kampın eğitmenlerine ve asıl çalışanlarına karma yoga altında yardımcı olmak. Bu yardımcı olma işine üste para ödediğimizi belirtmek isterim. Karma yogası çalışma yogası, işini yaparken meditatif bir hal alman diyelim. Bu teori tabii ki pratiğini zaten anlatıyorum.

      İlahi adalete her zaman inanmış ve var olduğuna her defasında şahit olmuşumdur. Bırakalım o kısmı hayat halletsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir