TOSKANA GÜNLÜKLERİ 1: DAYAN MELİKE

Toskana’da 25 gün kaldım. Hemen hemen her gün yaşadıklarımı, düşündüklerimi küçük defterime not ettim. Bu yazı dizimde notlarımı gözden geçirip yeniden düzenleyerek sizinle paylaşacağım. Keyifli paylaşımlar dilerim☺

05.08.2017

Hayat bazen –hatta çoğu zaman- senin planladıklarınI ve hayal ettiklerini değil canının istediğini önüne koyuyor. Önemli olan sana verilenle ne yaptığın?

Toskana’ya gitmeden önce uzun uzun yolculuğu en ekonomik biçimde planladım, valizime neler koymam gerektiğini düşündüm ve tek tek yerleştirdim. Sonuç? Havaalanına giden toplu taşım aracının saatine yanlış baktığım için 200tl taksi parası ödedim. 4 saat erken gittiğim için vaktimi starbucksta tall boy kahve ve iki koca dilim kek yiyerek değerlendirdim☺ Valizimi check-ine verirken bir de baktım ki alt kısmı yırtık yırtık olmuş. Kocaman bir naylon poşet alıp sarmaladım da sarmaladım… Aksi taktirde İtalya’da gezerken arkamdan tek tek kıyafetlerimi bırakacaktım. Hansel ve Gretel’deki ekmek kırıntısı gibi…

Düşünsene rayların üstünde benim pantalonum, eteğim şalvarım, sütyenim, kilodum…

Ben Toskana’ya hem retreatte karma yoga adı altında çalışmaya hem de yoga derslerine katılmak için gittim. Giderken çok yorulacağımı biliyordum ama yoganın felsefe olarak benimsendiği bir yerde huzurun, samimiyetin, empatinin, nezaketin ve adaletin olacağını düşünüyordum… Çocuklar gibi şen değildim ama üstüme ne düşüyorsa yapmaya hazırdım.

3 +1 saat bu manzara…

Beni Toskana’da bulunan dağ evine götürmek için tren istasyonuna geleceklerdi. Tam 3 saat bekledim. Ne telefonlarıma, ne de mesajlarıma kimse cevap vermedi. 3 saatin sonunda geleceklerine dair mesaj atabildiler. Bir saat sonra da aynı zamanda kampın yöneticisi gibi birşeyi olduğunu öğrendiğim İngiliz bir kadın geldi. Ona sinsi diyeceğim. Sinsi bana gayet kızgındı. Hoşgeldin bile demedi. Boş günüymüş de hanfendinin… Sonra dağ evine geldik. Çadırımda ferah ferah yatmayı beklerken beni küçücük bir çatı katına yerleştirdiler. Ve çadır konusunda detaylı bir bilgi de verilmedi. Hiç kimse bana kusura bakma, seni beklettik falan gibi laflar etmedi. Sanırım benim işimin onları beklemek olduğunu düşünüyorlardı.

Diyorum ya hayat her zaman umduklarımızı vermez. Tam tersini verir ki her zaman herşeye hazırlıklı olalım.

07.09.2017

Burası Türkiye saatinden bir saat geride. Anlayamadığım bir nedenle android cep telefonum saati İtalya saatine çevirmedi. Bu yüzden de ben bir ay boyunca saate her baktığımda zmanı bir saat geriden düşünmeye çalıştım. Yazması bile zor görüldüğü gibi… Nayse sabah 07.30 Türkiye satiyle uyanıp onun06:31 İtalyan saati olduğunu düşünerek uyandım. Giyindim ve 10 dakikalık bir yokuş inerek derslerin yapıldığı çadırda yerimi aldım. Yarım saat meditasyon ve yoga… İlk dersten neden belimdeki problem yoganın çözüm olamadığını anladım. Hayatın hızlı temposundan, ya da kendi kendine çok fazla çalışmaktan olsa gerek beni zorlayan hareketleri atlamışım… Oysa ki zorlukları yavaş yavaş yavaş sınıyarak gelişiyorsun… Dersin sonuna doğru ufak ufak başım ağrımaya başladı sonraki dört gün inanılmaz bir şiddette sürdü. Üstüne üstlük regli oldum ve kanamam sular seller gibiydi. Gecenin bir vakti gidip herşeylerimi yıkamak zorunda kaldım. Sinsi’ye söylememe rağmen görmemezlikten ve duymamazlıktan geldi. Ben de çok ısrar etmedim. Hep yakında geçer diye düşündüm ama geçmesi çok uzun sürdü.

Yokuşlu patikalarımıza bir örnek…

Burada katıksız doğal bir yaşam var. Şartlar çok ağır. Tuvalete gitmek için bile hatırı sayılır bir yokuş çıkmak zorundasın. Yemeğin yapımına yardım etmek, bulaşık yıkamak, bahçe sulamak, temizlik gibi işler yapıyorum. Bulaşıkları yıkamak demek koca koca kazanlar demek, kol kaslarım bayağ çalışıyor. Bir de sonrasında çöp dökmek var, o tam bir eziyet çünkü beş ayrı çeşit çöp var:

1) organik (organik bahçede sonradan gübre olarak kullanılmak üzere toplanıyor)
2) organik olmayan ormana atılıyor
3) tavuklar ( tavuk kümesine atılıyor yem olarak)
4) plastikler
5) hiçbir katagoriye girmeyenler
Bu beş ayrı çöpü dökmek için beş ayrı yokuşu inip çıkman gerekiyor.

İkinci gün buradan nasıl giderim diye düşünmeye başladım. Telefon doğru düzgün çekmiyor, internette yoktu. 15 dakikalık yürüme mesafesinde bir köy olduğunu ve orada internet olduğunu söylediler. Bir Türk çocuk vardı, ondan rice ettim bana yolu göstermesi için olur dedi. Fakat umursamadı bile… İnternete ulaşabilseydim uçaklarımda değişiklik yapabilirdim. Diğer yandan bir söz vermiştim ve bu insanlar bana güvenmişti. Çekip gitmek çok etik gelmedi. Dayan Melike dedim içimden ve kalmaya karar verdim.

2 thoughts on “TOSKANA GÜNLÜKLERİ 1: DAYAN MELİKE

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir