KENDİNİZ OLMANIZI ENGELLEYEN 5 YARA

Kişisel gelişim kitapları yaban otları gibi her yerden fışkırıyor. Her biri ayrı bir yöntemle mutluluğun mutlak formulünü sunacağını söylüyor. Çoğu da uçan bir balon gibi, ilk başta havaya sokuyor sonra o hava da senden uzaklara uçup gidiyor. Bir de yıllardır kendimi didiklemekten çok sıkıldım. Artık kendimi olduğum gibi kabul etmek istiyorum. Huzurluyum, keyifliyim, yaşamla, kendimle barışığım daha ne istiyorum ki? Daha neyi sorgulayıp neyin araştırmasını yapıyorum? Daha da gelişip de ne olacağım? Böyle iyiyim, böyle mükemmelden öteyim, artık hiçbir kişisel gelişim kitabı falan okumayacağım… Bitti… Geliştim, büyüdüm, kazık kadar oldum.

Diye düşünürken, okulda ki bir arkadaşım son zamanlarda okuduğu bir kitaptan bahsetmeye başladı: Kendiniz Olmanızı Engelleyen 5 Yara. Tabi ki okumayacaktım. Daha fazla gelişmek istemiyordum. Şu anda gayet iyiydim.

“Sen bilirsin. Bana bahsettiğin sıkıntilarla ilgili bölümler de var. O yüzden söyledim…”

Okumayacaktim.
Okumayacaktim.
Okumama gerek yok…

Kitabı internetten alsaydım 19 liraydı; bekleyemedim , kitapçıdan 28 liraya aldım. Ben iflah olmaz bir kişisel gelişimci miyim şimdi? Kendimle bir türlü barışamayacak mıyım?

Kitap insanın hayatını etkileyen 5 ana travmayı anlatıyor. İlginç yanı her travmaya ait kişisel özellikleri verirken fiziksel özellikleri de çok net bir şekilde tarif etmesi, hatta resimlemesi… Kesinlikle iyi ki okumuşum diyorum. Her yaradan nasibimi bol bol almışım maşallah. Diğer yandan artık beş yaramdan üçünün tamamen kapanmış olması. Diğer ikisinin de bilincine varabilmem için sanki bu kitabı okumam gerekiyormuş. Size kısaca yaralardan bahsedeyim☺

1) Reddedilme: Çoğu insan reddetmek ve terk etmek arasındaki farkı anlayamıyor. Birini terk etmek, başka bir şey ya da başka biri için ondan uzaklaşmaktır, reddetmek ise onu itelemek, onu yanında ya da hayatında istememektir. Reddeden insan “istemiyorum” der, terk eden insan ise “yapamıyorum” diyecektir…

Reddedilme çok derin bir yaradır çünkü kendini reddedilmiş hisseden kişi bunu tüm varlığında, özellikle var olma hakkına karşı hissedecektir…

Bebek kendini reddedilmiş hissetmeye başlar başlamaz KAÇMAYA MEYİLLİ maskesini oluşturur. Bu da yetişkin olan bireyin vücut yapısında kendisini gösterir.

Kaçmaya meyilli kişi kelimelerden anlaşılacağı gibi mücadele etmektense ortadan yok olmayı, zorluklar karşısında kaçmayı tercih eder. İlişkilerde terslikler olduğunda o ortadan yok olur, reddedilme olasılığına bile tahmmülü yoktur. Hemen paniğe kapılabilir.
Reddedilme yarası aynı cinsten ebeveynle yaşanıyor.

2) Terk edilme: Birini terk etmek, ondan ayrılmak, onu bırakmak, artık onunla ilgilenmek istememek.Bir çiftteki bireylerden biri ötekini reddediyorsa artık yanında olmaması için onu iter. Bu kişi karşısındakini terk etmeye karar verdiğinde ise ondan ayrılır, geçici ya da kalıcı olarak ondan uzaklaşır. İnsan terk edildiğinde yaşadığı yara reddedilme
yarasından sonra en önemli ikinci yaradır çünkü bu iki yara doğrudan insanın varlığını etkiler. Onlardan sonra gelecek üç yara daha çok olmak ve yapmak düzeyinde işler.

İnsanın bu yarayı saklamak için yarattığı maske MUHTAÇ KİŞİ maskesidir. Muhtaç kişi kendi başına hiçbir şey yapamayacağını ve başkasının kendisini desteklemesine ihtiyacı olduğunu düşünür. Muhtaç kişi beş tip içinde kurban olmaya en yakın tiptir. Kurban olan kişi hayatında her türden zorluk yaratan kişidir. Bu kişi hiçbir zaman yeterince ilgi görmediğini düşünen muhtaç kişi’nin ihtiyaçlarına uygun hareket eder.

…Kurban gibi davranan birini gördüğümüzde çoğunlukla nasıl bu kadar çok sorunu olabildiğini merak ederiz. Muhtaç kişi ise bu durumları zorluklar olarak görmez. Sorunları daha çok ilgiyi üstüne çeken şeylerdir. Bu da kendini terk edilmiş hissetmesini önler.

Muhtaç kişi’nin en çok korktuğu şey yalnızlıktır. Bununla nasıl başa çıkacağını bilmediğine inanmıştır. Bu yüzden başkalarına yapışır ve onların ilgisini çekmek için her şeyi yapar. Sevilmek ve yalnız bırakılmamak için kırk takla atar…

Terk edilme yarası karşı cinsten ebeveynle yaşanır.

MAZOŞİST KİŞİ’NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ (AŞAĞILANMA YARASI)

3) Aşağılanma: Kendini aşağılanmış hissetme, kendini küçük düşürme, hor görülme, rezil olma, alçalma… Bu yara özellikle fiziksel dünyaya, olmak ve yapmak dünyasına aittir.

Aşağılanma yarası yaşayan çocuk kendine MAZOŞİST KİŞİ maskesi yaratacaktır. Mazoşizm acı çekmekte tatmin bulan, hatta ondan zevk alan kişinin tavrıdır. Çoğunlukla farkına varmadan acı ve aşağılanma yaşayacağı durumları arar.

Mazoşist kişi sağlam görünmek istediği ve artık başkasının kontrolünde olmamayı arzuladığı için her şeyi yapabilir gibi görünür ve üzerine çok yük alır. Mazoşist kişi başkaları için her şeyi yaparak kendisini küçülttüğünün ve bunu kendi başlarına yapamayacaklarını hissettirerek onları aşağıladığının farkında değildir.

Mazoşist kişi gerçek ihtiyaçlarını ve aslında neler hissettiğini söylemekte zorluk çeker çünkü genç yaşından itibaren utanç duyma ya da başkasını utandırma korkusuyla konuşmaya cesaret edemez.
Mazoşist kişi’nin en büyük korkusu özgürlüktür. İstediği kadar özgür olmakla başa çıkamayacağına inanmıştır. O yüzden bilinçsiz olarak bu kadar özgür olmamak için çabalar, çoğu zamanda özgür olmasını kendi kendine engeller.

Belirli cinsiyetten bir ebeveyn ya da onu temsil eden kişiyle yaşanan diğer dört yaranın aksine, aşağılanma yarası daha çok anneyle yaşanır. Eğer kontrolü elinde tutan babaysa, bu yara babayla da yaşanabilir.

4) İhanet: İhanete bağlı en önemli kavram ihanetin karşıtı olan sadakattir. Sadık olmak sözlerini tutmak, bağlı ve adanmış olmaktır. İnsan sadık birine güvenebilir. Bu güven yıkıldığında ise ihanet yarası hissedebiliriz.

Bu yara insanda iki ila dört yaşları arasında, cinsel enerjinin oluştuğu yaşlarda ortaya çıkıp Oedipus kompleksine neden olur. Bu yara karşı cinsten ebeveynle yaşanır. Bu yarayı iyileştirmek isteyen ruh kendine büyük bir sevgi ve karşılıklı çekim yaşayacağı kişiyi ebeveyn olarak seçer.

Karşı cinsten ebeveynin verdiği sözü tutmadığı ya da onun güvenini sarstığı her seferde çocuk kendini ihanete uğramış hissedecektir. Çocuk ihanete uğrama deneyimlerini yaşadıkça kendini korumak için diğer yaralarda olduğu gibi bir maske yaratacaktır. Onun yaratacağı maske ise KONTROLCÜ maskesidir.

Genelde kontrolcü kişi maskesini taşıyanlar her yere girdiklerinde fark edilirler ve maddecidirler. Genelde etrafa “Bana bakın!” mesajı yayarlar.Bakışları yoğun ve baştan çıkarıcıdır. Bir kişiye baktıklarında kendini özel ve önemli hissettirme yeteneğine sahiplerdir.Kendilerinden ya da başkalarından gelen ihaneti kabullenmekte zorlandıkları için güvenilir, güçlü, özel ve önemli insanlar olmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklardır.

Bu beş yara arasında başkalarından en çok beklentisi olan kontrolcü kişi’dir çünkü her şeyi öngörmek ve kontrol etmek isterler. Yönetici ruhludur. Herşeyi kontrol edeceğinden emin olmak için gideceği yere erken gitmeyi sever. Kendini çok çalışkan ve güvenilir gördüğünden tembellikle sıkıntı yaşar. Ona göre birinin ancak yapması gereken işleri bitirdikten sonra tembellik yapmaya hakkı olur. Başkalarının işlerine çok karışır. Etrafında olan bitenleri çok çabuk fark ettiği ve başkalarından daha güçlü olduğuna inandığı için her şeyi kolayca kontrolüne alır.

Aslında kontrolcü kişi çok hassastır ama bu hassaslığı çok belli olmaz çünkü gücünü göstermekle çok meşguldür. Birinin bundan yararlanıp onu kontrolü altına alacağından korktuğu için kırılganlığını ve korkularını göstermek istemez. Kendini elinden geldiği kadar sıkı, cesur, yürekli ve güçlü göstermek ister.

En büyük korkusu YOK SAYILMAKTIR. Onun için yok sayılmak ihanete uğramak demektir. Yine de kendisi başkalarını hayatından çıkararak onları kaç kez yok saydığının farkında değildir. Örneğin güvenini kaybeden birine asla ikinci şansı vermek istemeyecektir.

Kontrolcü kişilerin çoğunda terk edilme yarası ihanet yarasından daha önce oluşuyor. Daha çok gencken muhtaç yanlarını görmemeye karar veren insanlar terk edilme yaralarını gizlemek için bu gücü yaratıyorlar.

SERT KİŞİ2NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ (HAKSIZLIK YARASI)

5) Haksızlık: Haksızlık bir kişinin ya da bir şeyin adaletsizce hareket etmesi durumudur. Adalet ise herkesin hak ve değerini kabul etmek, tanımak ve bunlara saygı duymaktır. Haksızlık yarası çeken kişi değerinin bilinmediğini, kendisine saygı duyulmadığnı ve hak ettiği şeyleri elde edemediğini hisseder.Bir insan hak ettiği şeyden daha fazla aldığında da kendisini haksızlığa uğramış hissedebilir.

Çocuk kişiliğini tam olarak getirememeyi, kendini iyi ifade edememeyi ve kendisi olamamayı haksızlık olar görür. Bu yarayı en çok karşı cinsten ebeveynle yaşar. Bu durumdaki kişinin kendini korumak için yarattığı maske SERTLİKTİR.

Sert kişiler çok hassastırlar ama bu hassaslığı hissetmeme ve başkalarına belli etmeme yeteneği geliştirirler. Hiçbir şeyin kendilerini etkilemediğine inanırlar. Bu insanların soğuk ve duygusuz görünmelerinin nedeni olur. Hassasiyetini ve duygularını gizlemek için gülmeyi kullanabilir. Hiçbir neden olmaksızın, başkalarının komik bulmadığı bir şeye kolayca gülebilir. En büyük korkusu soğukluktur. Kendi soğukluğunu ve başkalarının soğukluğunu kabul etmekte zorluk çeker. Beş kişilik tipi içinde en çok sert kişiler kollarını göğüslerinde bağlarlar. Bu sayede hiçbir şey hissetmemek için solar pleksuslarını bloke ederler. Sert kişi maskesi olabilecek en mükemmel şekilde bir vücutla kendini gösterir. Vücudu orantılıdır, omuzları diktir ve kalçayla aynı genişliktedir. Dinamik hareket eden, yaşama enerjisi olan insanlardır .Yine de hareketleri serttir, esneklik göstermez ve kapalı olduklarını gösterirler.

Sert kişi her koşulda adalet ve haklılığı arar. Mükemmelliyetçi biri haline gelerek her zaman haklı olmaya çalışır. Her şeyin mükemmel olmasını istediği için zaman yokluğu sorunu yaşar.Her zaman haklılığı aradığı için aldığı şeyleri hak etmek ister . Hak etmek iyi bir performans sonrası kazanılan bir ödülü temsil eder.

Sert kişi hayatının çoğunda kendisinden çok şey bekler. Kendisini kontrol etmek ve kendisine ödevler yüklemek konusunda büyük bir yeteneği vardır. Çok şey yapan biri haline gelir ve kendisinden o kadar çok şey bekler ki başkaları da ondan çok şey beklemeye başlarlar. Herşeyde mükemmel olmaya çalıştığı için sürekli stress altındadır.

Sert kişi aynı zamanda sevmekle ve sevdiğini göstermekte sorun yaşayan bir tiptir. Sevdiği insana söylemek istediği sözler ya da göstermek istediği ilgi aklına çok geç gelir. Bu yüzden soğuk ve sevgisiz biri gibi gözükür. Böyle yaparak en çok kendine haksızlık eder çünkü kendine gerçekten hissettiği şeyleri dile getirme izni vermez. Sert kişi çok hassas olduğu için başkalarının kendisine psikolojik olarak dokunmasından kaçınır.

Kendi kendisine sürekli haksızlık yapr. Örneğin, kendinden iyi, özellikle de daha mükemmel olan kişilerle kendini kıyaslama eğilimindedir. Kendini küçük görmek ciddi bir haksızlıktır ve kendi varlığının bir çeşit reddidir.

“Kendiniz Olmanızı Engelleyen 5 Yara” bir kişisel gelişim kitabı değil. Bir öz sorgulama kitabı. Kendi içine dönüp şöyle bir kendine bakmak ne oluyor ne bitiyor farkına varmak. Bu kitap insana mucizevi yöntemler sunmuyor, sadece farkında olman için bir çağrıda bulunuyor. Reddedilme, terk edilme, aşağılanma, ihanet ve haksızlık yaralarını gözden geçirirken adeta bir zaman tünelinin içinden geçtim. Vaktiyle psikoloji derslerimle kendi kendime yaptığım analizler geldi hatrıma. Kendimi tebrik ettim. Çok yol kat etmişim. Biraz ihanet yaram epey haksızlık yaram kalmış. Zaman benden yana, her yaramı çok iyi tedavi ediyor. Yeter ki farkında olalım.

8 thoughts on “KENDİNİZ OLMANIZI ENGELLEYEN 5 YARA

  1. Ben de kişisel gelişim kitaplarına çok sıcak bakmıyorum. Fakat denk gelirse e-kitap olarak gözattığım oluyor. Tasavvuf kitapları gelişim açısından bana çok faydalı oluyor. Ne şekilde gelişmek istediği önemli tabii insanın. Diğer kitapları okuduğumda ise bunların tamamını alıp kullanamıyorum haliyle.

    Psikolojiyi öğrenmek faydalı olsa da; toplumsal olarak öğrenilmesi gerekiyor. Yoksa bizim öğrenip durmamızla bir işe yaramıyor.

    1. Merhaba, benim derdim hep insan olabilmekte, kelimenin içini doldurabilmekle oldu. Öz sorgulama katagorisi altında isimlendirdiğim kitapları okumak keyifli oluyor. Tasavvufda insan olabilmekle ilgili fakat bildiğim kadarıyla sadece bu konuda gerçekten bilgeleşmiş kişilerden öğrenilebiliyor.

      Birey değişmeden toplum değişemez ki, bir kişi farkına varır, çevresindekileri etkiler, sonra diğerleri kendi çevrelerini, toplum böyle değişir diye düşünüyorum.

      Yprumunuz için çok teşekkür ederim

      sevgi ve ışıkla

      1. Okullarda yapılmalı bence bu eğitim. Mesela yerlere çöp atılmaması gerektiğini kimse öğrenmemiş gibi görünüyor. Eğer birisi çıkıp da ikaz edecek olsa, ölüm fermanını imzalamış oluyor.

        Şimdiki durum nedir bilmiyorum ama benim çocukluğumda din kültürü ve ahlak bilgisi dersi vardı. Fakat hiç ahlak öğretildiğini hatırlamıyorum. Hatta okulda dinimi öğrendiğimi de söyleyemem.

        İnsanlar birbirlerine saygıyı beraberce öğrenebilirler. Siz ne kadar kendizi sevseniz ve saygı duysanız, birilerinin saygısızlığından ve sizin alanınıza tecavüz etmesinden huzursuz oluyorsunuz. Saygıyı, ahlakı, sevgiyi hepimizin öğrenmesi arzusundayım.
        Sadece bir kaç bireyin değişmesiyle huzurun sağlanamadığını görüyoruz.

        1. Ben size çok fazla katılmıyorum. Çocuk ailesinden ne görürse dışarıda onu yapıyor. Okulda verilen eğitimlere de inanmıyorum, çocukları bilgiye boğuyorlar, çocuklar ezberliyorlar, içselleştirecek ya da anlayacak ne vakitleri ne de istekleri oluyor. Kendini seven insan, kendini araştırır, çocuğuna da öyle bir eğitim verir. Bir insan dünyayı bile değiştirebilir. Atatürk gibi, ne kadar kötü bir örnek olsa da Hitler gibi…

  2. Kişisel gelişim ismi bir anda cazip geliveriyor insana. Artık kitap almıyorum ama kitapçılarda gördüğüm bir şey olursa karıştırıp bakıyorum gene de; çoğu da birbirine benziyor. Okunacak-kişisel gelişim- kitabı dikkatli seçmek gerek bence.
    Yazınız yararlı bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık. 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir