BABAMIN JAMES BOND ÇANTASI

Uzun zaman oldu ondan bahsetmeyeli… Unuttuğumdan sanma sakın , sadece acıtasyon yapmamak içindi… Artık itiraf ediyorum son üç yazımın yazılmayan son cümlesi şöyleydi: Keşke bugünleri birlikte görebilseydik. Ya da Burada olmanı çok isterdim.

Senin yün el örgüsü krem rengi bir hırkan vardı. Hırkayı hiç giydiğini hatırlamam. Sen hırkayı omuzlarına atardın; ellerini de hırkanın ardından belinde kenetler sahilde yavaş yavaş, hüzünlü gülümseyen ifadenle yürürdün. Hırkanın omuzdan uca saç örgülü kolları hiç kullanılmadığı için ince kalmıştı; beden kısmı ise neredeyes bir battaniye kadar genişti. İşte sen öldükten sonra ben o hırkaya sarılıp uyumaya, evin içinde dolaşmaya falan başladım. Bir hafta sonra annem hırkayı aldı; dedi ki ölen insanların giyecekleri başkalarına dağıtılırmış. Kim bilir kimlerin evinde, nerelerdedir o hırka? Kimse de giyemez ki onu o şekliyle… Omzuna atmayı akıl eden olmuş olabilir mi?

1 Mayıs tatil olunca annemi de alıp Ab-ı Hayal’e gittim. Ağabeyimin barında barda otururken barın içindeki içeçek dolabının üstünde eski, şifreli kahverengi çantayı fark ettim. Babamın James Bond çantası; diğer bir deyişle babamın zengin bir iş adamı olma hayalleri… Ne kadar da hayalperest bir adamdı. Muhteşem akla gelmedik projeleri vardı, ama bunları uygulamak için gerekli sermayeyi riske edecek cesareti yoktu. Bu yüzden de hep elinde iskambil kağıtları fal bakardı. Hayal kurar; olup olmayacak mı diye fal açardı…

“O çanta babamın değil mi?”
“Evet ağabeyin kullanıyor o çantayı…” cevap verdi annem. Acaba şifresi 007 miydi? Bu soru beni yıllar öncesine götürdü.

Çantayı ilk gördüğüm zamanlarda babam Ab-ı Hayal’de tavuk çiftliği kurma hayallerine dalmıştı. Okuyor, araştırıyor; notlar alıyor çantasına koyuyordu. Çevremizdeki bütün akrabalar ve tanıdıklar tavuk çiftliği projesinden haberdardı. Bu hayali yaklaşık dört beş sene kurdu. Sonra tavuklar hastalıktan öldü, çiftlik battı. Ve babam Ab-ı Hayal’de beş yıldızlı otel kurma rüyalarına daldı. Bu hayal kısa sürdü çünkü otel çok masraflıydı ve Ab-ı Hayal yabancı turistlerin ilgisini çekebilecek bir yer değildi. En sonunda büyük amcamla deniz kenarındaki baba yadigarı evin yerine bir apartman yapmaya gerçekten karar verdi. Gene bir hayali vardı apartmanın altındaki büyük dükkana ağabeyim için bar açmak. Turizm okuyan ağabeyimin de en büyük hayali buydu.

O inşaat babamı ölüme götürdü. Amcamın despot ve fiziksel şiddete kadar uzanan kaba hareketleri babamı çok incitti. En sonunda ayrıldılar amcam dairelerin neredeyse hepsini almak şartıyla dükkanı babama verdi. Biliyordu babamın dükkanı istediğini biliyordu. Babam kardeşlerinden gördüğü acıya dayanamadı. Ağabeyim askerdeyken öldü… Sonra ağabeyim hem kendi hayalini hem de babamın hayalini gerçekleştirdi. (Tabi ki sevgili amcalarım örgütlenip ağabeyim barı açamasın diye onu mahkemeye bile verdiler. Savcı da onları azarladı…)

Hayat çok kısa. Her an herkes bir hastalığa yakalanabilir, kaza geçirebilir, herşey olabilir… Kırmayalım ne olur birbirmizi dünyasal, fani hırsların peşinden incitmeyelim. Parayı kaybettiğin zaman yeniden kazanabilirsin. Vicdanın sızladığındaysa bu derdi zor iyileştirirsin. Kader seni heryerde bulur, anılar peşini bırakmaz, ne yediğin ne içtiğin ne de gezip gördüğün senin için bir anlam taşımaz; taşıdığını zannetsen de taşımaz… Hayat seni rahat bırakmaz. Kibar ol ne olur her zaman kibar ol… Dürüst ol, merhametli ve sevecen ol…

2 thoughts on “BABAMIN JAMES BOND ÇANTASI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir