BİLİYORUM SENSİN O

Sana en son yazımı yazdığım gün günlerden Cumartesiydi. Yazı biter bitmez Katıksız’dan bir mesaj geldi:
“Fazladan bir tiyatro biletim var. Gelmek ister misin?”
“Oyunun adı ne?”
“Ayrılık”
“Olur gelirim. Uzun süredir tiyatroya da gitmemiştim belki açılışı yaparım☺”
“20:00 AKM?”
“Tamam”

Nasıl bir tesadüftü bu; ben ilişkinin güzel taraflarını görebilmek için bir rol model, bir örnek ararken yoluma “Ayrılık” adında bir oyun çıkıyordu.

Oyunda 4 sene evLİ kalıp bir sene önce boşanmış evil bir çiftin tekrar arkadaş olarak bir araya gelip yeni hayatlarından, biten ilişkilerinden ve geleceklerinden konuşmaları üzerine kurulu. Oyunculuk çok iyi, sahne tasırımı gayet sade ve cicili bicili, güzel esprileri var. Sadece tek perde olması sıkıntılı. İnsanın canı biraz ara verip birşeyler içmek falan istiyor.

Oyunda bana ilginç gelen espiriler genelde evlilik içerisinde kadın erkek rolleriyle ilgili olanlardı. Örneğin kadın adama bir yerde şöyle dedi:
“Senin acilen evlenmen lazım, kendi başına yapamazsın. Ama senin bir kişiyle değil dört kişiyle birden evlenmen lazım. Biri yemeğini yapacak, biri çamaşırını yıkıyacak, biri evi temizleyecek, biri de ütünü yapacak…”

Bu durumu küçüklüğümden beri hiç anlayamadım. Kadın hem çalışır, adamla aynı saatte gelir. Ve bütün yukarıda sayılan işleri yine kadın yapar. Üstüne üstlük çocuk olursa bir de çocuğa bakar. Bu genellikle böyle. Ama neden? Oyunda da kadın bundan şikayet etmesine rağmen eski eşinin gömleğini dikti, kıyafetlerini ütüledi, sonra da yemek yaptı. Bunları isteye isteye, seve seve yaptı… Peki o zaman niye şikayet ediyor?

Feminist derneklerde çalışan sinema hocamın şu sözlerini hatırladım:

“Çeşitli kesimlerden kadınlarla konuşuyorum. Ben söze başlamadan benim söyleyeceklerimin aynısını söylüyorlar. Çok güzel muhabbet ediyoruz. Sonra gözlerimin içine bakıp ‘Yanlış anlamayın ben feminist değilim.’ diyorlar. Öyle kalıyorum; feminizm artık kafalarında nasıl bir öcüyse.”

Yanlış anlamayın ben bir feminist değilim (!) ama çoğu kadının gerçekten de söyledikleri ve yaptıklarının tutmadığına şahidim.

Bir başka replikte de kadının şu sözleri gerçekten de ironikti:
“Seninle olan evliliğimizin sonlarına doğru artık ben ben olmaktan çıkmıştım. Senin gibi hareket ediyor, senin sevdiğin şeyleri yapıyor, senin gibi hissetmeye başlamıştım.”
Hatta bu replik sırasında adamın oyun boyunca yaptığı popsunu kaşıma hareketini yaptı.

İlişki böyle birşey gibi geliyor bana; yani ben bu yüzden bana uzak diyorum. İki insan bir araya gelince bir güç sorunsalı baş gösteriyor. Birinin birisine uyması gerekiyor. Ve genellikle uyması gereken ve beklenen kişi kadın oluyor. Kadın da o kadar çok itaat ediyor ki sonunda kendisi kalmıyor; geriye ailesi için kendini feda etmiş mutsuz bir kadın kalıyor.

Ve adamın şu sözleri tam bir efsaneydi:
“Seninle neden anlaşamadığımızı biliyorum. Çünkü senin paran var.”
Hahaahaha
Evrimsel psikolojiye göre erkek eve bakan maddi kaynak sağlayandır. Kadın evi çekip çeviren. Modern dünyada bütün roller altüst oldu. Kadının özgürlüğünü ele alması ve iş hayatına girmesi sistemi sarstı. Sarsılan sistemde kadın erkek rolleri ne yazık ki henüz daha yeniden tanımlanamadı. Bizler bir kendini bilmezlikle ilerliyoruz. Nereye ait olduğumuzu bilemeden.

Oyunun ertesi günü yani bugün Katıksız’la biraz tiyatro üzerine muhabbet ettik.
“Teknoloji o kadar çok ilerledi ki artık tiyatro biraz zayıf kalıyor. Evet oyun iyiydi, insana hoş vakit geçiriyordu ama tanımlayamadığım birşeyler eksikmiş gibi geliyor. Artık sinema, dizi sektörü o kadar çok gelişti ki bu tür konularla ilgili pek çok alternatife evinde ulaşman mümkün.”

“Unuttuğun bir şey var; o da insan ögesi. İnsanın eti ve kemiğiyle çarpan kalbiyle seninle aynı mekanda bir gösteri sunması özel bir durum…”

“Evet, bu konuda haklı olabilirsin Katıksız…”

Bu da oyunun bitiş şarkısı, biraz nostalji…

4 thoughts on “BİLİYORUM SENSİN O

  1. “İlişki böyle birşey gibi geliyor bana; yani ben bu yüzden bana uzak diyorum. ”

    Bu kadar donanımlı ve bilgi birikiminde sahip bir blogcu.nun “ŞEY” kelimesinin hep ayrı yazılmasını bilmesi gerektiğini düşündüm. Lütfen ukalalık gibi algılamayın.

    1. Merhaba Mehmet bey, kesinlikle sizi yanlış anlamıyorum çünkü bir şey kelimesini ayrı yazmakta dahil ufak tefek bir sürü dilbilgisi hatası yaptığımı çevremdeki edebiyatçı arkadaşlarımda söylüyor.
      Ben okumayı öğrenir öğrenmez çok okumaya, yazmayı öğrenir öğrenmez de şiir, hikaye, günlük yazmaya başladım. Bu sanki doğuştan benimle gelen bir içgüdü gibiydi.İçimdeki küçük çocuk yazmaktan inanılmaz haz alıyor ve her küçük çocuk gibi kuralları kafaya takmıyor. O çocuğun hevesini kırmak istemediğim için yazılarımı hep ikinci defa okumadan yayınlıyorum.Bundan sonra ki yazılarımda daha dikkatli olmaya çalışacağım…

      sevgi ve ışıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir