2 DİZİ 2 ŞARKI

Sadece daha iyi resim yapabilmek için yaşamış olan Picasso’nun hayatını anlatan diziyi keyifle izledim.Picasso’yu sanatını ortaya koyabilmesi için tetikleyen en önemli motivasyonu da yaşadığı ultra enteresan ve karışık aşk ilişkileri. Bencil bir adam; önceliği ne birlikte yaşadığı kadınlar ya da eşleri ne de çocukları… Hastaneye gitmeyi sevmediği için hasta çocuğunu hastaneye götürmeyecek, ölmek üzere olan karısını hastanede ziyaret etmeyecek kadar bencil. Tüm bu özellikleri onu Picasso yapmış. Ölümsüz eserleriyle bu dünyada her zaman bir imzası olacak.

Picasso dizisini btirince yeni bir dizi arayışına girdim. O kadar çok dizi izliyorum ki bir yenisini bulabilmem çok zor oluyor. “She’s Gotta Have It” adında bir dizi dikkatimi çekti. 2017 yapımı olan bu dizi Spike Lee’nin 1986 yılında çektiği bir film aynı zamanda. Konusu kısaca ressam genç bir kadın olan Nola Darling ve onun üç aşığı üzerinden ilerliyor. Nola özgür olmak ve bu özgürlüğünün içinde sanatını gerçekleştirebilmek istiyor. Bu noktada Picasso’yla ortak bir paydaları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Filmin sonunda da ressam olarak kendi ayaklarının üzerinde durabilmeyi başarıyor. Yaşadığı hayat son derece marjinal. Bu onun hayatı ve sonuçlarını göze aldığı sürece kimsenin bir söz söylemeye hakkı yok (Eşitlik ve insan haklarını düşünürsek.) Gelgelelim bu marjinal hayatı yaşayan bir kadın olduğu için hayat ona çok sıcak davranmıyor. Bu dizi bana iki şey düşündürdü: 1) Picasso’da son derece marjinal bir hayat yaşadı ama kimse onu yaşadıkları için suçlamadı, çünkü o bir erkekti. Peki ya Nola? Diziyi izlerken aklından geçenler ne olurdu? Nola’yı hangi sıfatlarla tarif ederdin? 2) Evet, ikinci düşündüğüm PUCCA oldu. Evet fenomen PUCCA,çok satanların kraliçesi. İnstagramdan takip ediyorum kendisini, takipçilerinin ona yazdıkları hakaret mesajlarını da çekinmeden paylaşıyor. Hepsi kadınlardan geliyor ve PUCCA’nın çocuğuna beddua okuyorlar, yaşamını terbiyesiz kelimelerle yerden yere vuruyorlar. Bu kadınlar bunu niye yapıyorlar? Bu kız onlara ne kötülük yapmış? Evet, yaşadıklarını kitaba döktü, peki ama bunu diğer kadınlar niye namus meselesi haline getiriyorlar? Anlamıyorum bu ülkede ve dünyada kadınlar çok eziliyorlar,şiddet ve tacize maruz kalıyorlar, bedenleri üzerinden aşağlanıyorlar, tüm bunların karşısında birbirimizi, özgürlüklerimizi desteklemek lazımken kadınlar yine kendi içlerinde diğer kadınlara eziyet ediyorlar.

Tatilin getirdiği bir tatlı huzur ve rehavetle sosyal medyada epey dolaştım; bu yazımda da yine kendi kendime izledim, düşündüm, konuştum.Hemcinslerimin başkalarının hayatlarına odaklanmak yerine kendi hayatlarına, arzularına odaklanmalarını ve bağımsız olabilmeyi başarabilmelerini istiyorum. Bunu nasıl yaptıkları benim için önemli değil. Altın kuralı ihlal etmediği sürece problem yok? Nedir mi kural? BİRİSİNİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BAŞLADIĞI YERDE DİĞERİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ BİTER.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Beyonce ve Jay Z’nin son klibi APES**T’i izlerken hayretler içine düştüm. Klip BTS’nin Blood Sweat and Tears adlı şarkısındaki gibi müzede çekilmiş. Müzedeki tablolar ve heykeller klip malzemesi olarak kullanılmış. Melek teması da var…Bu yaratıcı ve üretken çift beni hayal kırıklığına uğrattı daha orjinal bir klip olabilirdi. Neden bu kadar kafa yordun ki diye sorarsan; BTS’nin klibini ilk izlediğimde mekan olarak müzeyi seçmeleri beni çok etkilemişti. Beyonce ve Jay Z’den de o kadar etkileyici orjinal bi mekan beklerdim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.